Talha Bayraktar

K.KERİM SAYILARI- KÜFÜR TEK MİLLET-2

21 Eylül 2020 / Pazartesi 16:45:23 | YAZARLAR | Talha Bayraktar

DÜNYANIN SİNEK KANADI KADAR DEĞERİ YOK: Dünya dediğin nedir ki? Varsın kâfirlerin evleri altından olsun. Resulullah Efendimiz (s.a.v) dünyanın malı mülkü ile ilgili buyuruyor ki: “Dünyanın, Cenâb-ı Hakkın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirlere bir yudum su dahi nasib etmezdi.”[1] Dünya, ahiretin tarlası ve imtihan alanı olduğu için kıymetlidir. Yoksa fani dünyanın servet ve zevklerinin Allah katında, sinek kanadı kadar bile değeri yoktur. Bu mesajın, dünya kâfirlerin olsun şeklinde anlaşılması yanlıştır. Alınması gereken mesaj şudur: Dünyada en güzel şekilde yaşamaya çalış ama dünyaya tapma. Dünyanın sahibi olan Allah’a (c.c.) kulluğu ihmal etme.

İbnü’l-Arabî’ye göre; dünya, ilâhî güzelliği yansıtan bir ayna olduğu için güzeldir.[2]. K.Kerim’in bu konudaki mesajı ne güzeldir:“İnsan için şunlar güzel görünür: Kadınlara duyulan aşk, evlat sevgisi, altın ve paranın çokluğu, yetiştirilen atlar, bakılan hayvanlar ve tarladaki ürünler… Hâlbuki bunlar dünya hayatının geçici zevkidir. Asıl varılacak güzel yer, Allah’ın huzurundadır.”[3]

Câbir bin Abdullah (r.a) anlatıyor: “Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) Medine’de bir pazara uğradı. İnsanlar da onun etrafında bulunuyorlardı. Derken küçük kulaklı ölü bir oğlağın yanından geçti. Ona elini uzatıp kulağından tuttu. Sonra da: “Hanginiz bir dirhem gümüş karşılığında bu ölmüş oğlağın kendisinin olmasını ister?” dedi. Sahabiler: “Biz onun hiç bir şey karşılığında bizim olmasını dilemeyiz. Onunla ne yapabiliriz ki? Vallahi, eğer diri olsaydı bile kusuru vardı. Çünkü kulakları küçüktür. Ölü olduğu halde onu ne yapalım?” dediler. Bunun üzerine Resulullah Efendimiz (s.a.v.): “Allah’a yemin ederim ki, Allah katında şu dünya, bu ölü oğlağın sizin yanınızdaki durumundan daha kıymetsizdir!” buyurdu.[4]

Resulullah Efendimiz (s.a.v.) birgün: “Soyunuzla, malınızla ve çoklukla övünmek sizi oyaladı. Öyle ki mezarlıkları ziyaret ettiniz ve ölülerinizi bile sayıp gururlandınız. Hayır, yakında gerçeği bileceksiniz.”[5] Ayeti kerimelerini okuduktan sonra şöyle buyurdular:Âdemoğlu! “Malım, malım!” diyor. Hâlbuki ey Âdemoğlu! Senin için malından yiyip bitirdiğin ya da giyip eskittiğin veya sadaka verip âhirete gönderdiğin, ebedileştirdiğinden başka neyin var ki?” [6]

HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE İYİLİK: K.Kerim’de müminlerin şu duayı yapmaları tavsiye edilmiştir: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!”[7] İşte müminin hayata bakış ölçüsü bu ayet-i kerimede geçmektedir. Mümin dünyada da iyilik ister, ahirette de… İyiliklerin en önemlisi de cehennem azabından kurtulmaktır…Rabbimizden bu fani dünyada sağlık afiyet isteyelim.

Efendimiz’in (s.a.v) amcası anlatıyor: Bir gün Resulullah’a (s.a.v) : “Ya Rasulallah! Bana Allah Teâlâ’dan isteyeceğim bir şey öğret, dedim. “Allah’tan afiyet dileyin” buyurdu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra tekrar yanına geldim, yine: “Ya Rasulallah! Bana Allah Tealâ’dan isteyeceğim bir şey öğret.” dedim. Efendimiz buyurdu ki; Ey Abbas, ey amcam! Allah’tan dünya ve ahirette afiyet dileyin. Hiç kimseye, kesin iman dışında afiyetten daha hayırlısı verilmemiştir buyurdu."[8]

Hz. Ömer (r.a), bir gün Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) yanına çıkmış ve yattığı hasırın Allah Rasûlü’nün bedeninde bıraktığı izleri görünce ağlamıştı. Gözü yaşlı demişti ki: “Ey Allah'ın elçisi, içinde bulundukları debdebe ve tantana içindeki şu Kisrâ'ya ve Kayser'e bak. Sen ise Allah'ın yaratıkları arasından seçtiği zâtsın.”Resulullah Efendimiz (s.a.v) yattığı yerden doğrulmuş ve şöyle buyurmuştu: “Ey Hattâb'ın oğlu, yoksa sen şüphede misin? Onlar öyle bir kavimdirler k; onların iyilikleri dünya hayatlarında hemen verilmiştir. Bunun dünyada onlara, âhirette de bize olmasından hoşnûd olmaz mısın?” [9]

 

 


[1] İbni Mace, Zühd 3; Tirmizl Zühd: 13

[2] el-Fütû?ât, II, 714

[3] Al-i İmran suresi 14

[4]Müslim, Zühd, 2

[5]Tekasür Suresi

[6] Müslim, Zühd, 3

[7] Bakara Suresi 201

[8] Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, nr. 726; Tirmizî, Daavât 85; Ahmed, el-Müsned 3/290-3/303

[9] İbn-i Kesir

Tüm Yorumları Göster (0)