Abdülvasih Duran

KEHF SURESİNİ HİÇ OKUDUNUZ MU

05 Ocak 2012 / Perşembe | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Yüce Rabbimiz çeşit çeşit meyveler ve sebzeler yaratmıştır.Her birinin tadı ,lezzeti,rengi  başka başkadır.Her birinin insana verdiği vitamin ve güç farklı farklıdır.Her meyve insana apayrı bir tat ve lezzet vermektedir.Aynen bunun gibi Kur?an surelerini de okuduğunuz da her biri sizlere ayrı bir manevi tat ve lezzet vermekte ve imanınıza güç katmaktadır.Her bir surenin sizlere verdiği mesaj farklı farklıdır.Önemli olan bu farkı görmek ve verilen mesajı anlayabilmektir.

             İşte  Kur?an-ı Kerimin  o eşiz güzellikteki surelerinden bir tanesi de  ?KEHF? suresidir. Kehf sûresi Mekke´de nazil olmuştur ve yüz on âyettir. Bu Sûre hikmetlerle dolu birkaç kıssayı anlatmaktadır. Bunlardan birisi Ashab-ı Kehf? kıssasıdir. Kehf´ Mağara demektir. Ashab-ı Kehf´ ise Mağara arkadaşları (mağaraya sığınanlar) anlamına gelmektedir. Sûre, ismini de buradan almaktadır.
           Ashab-ı Kehfın kimler oldukları, niçin oraya girdikleri ve orada ne kadar kaldıkları gibi hususlar etraflıca ayetlerde açıklanmaktadır. Ashab-ı Kehf i anlatan  âyetlerde  buyurulmaktadır ki: Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.?(Kehf-13) ?(İçlerinden biri şöyle dedi:) ?Madem ki onlardan ve Allah?tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.?(Kehf-16)
        Allah´a iman etmiş olan bu gençlerin, kâfirlerin zulmünden kaçarak sığındıkları mağarada ne kadar kaldıkları da şöyle ifade ediliyor: Mağarada ne kadar zaman kaldıklarını birbirlerine sormaları (İlahî kudretin sırrına ermeleri) için biz onları uyuttuğumuz gibi uyandırdık. İçlerinden biri: Ne kadar zaman kaldınız dedi. Onlar da Bir gün veya günün bir bölümü kadar bir zaman kaldık dediler. Bunu bilemeyince aralarında şöyle konuştular, Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şu gümüş parayla birinizi şehre gönderin. Yiyeceklerin hangisi daha iyi ve temiz baksın, ondan size erzak getirsin. Fakat nâzik davransın. Sakın sizi kimseye sezdirmesin(Kehf-19). (Ashab-ı Kehf) mağarada üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz yıl daha ilave ettiler.(Kehf-25)
          Ashab-ı Kehfin sayılarının ne kadar olduğu da şöyle beyan ediliyor:? Ey Muhammed) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: ?Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir? diyecekler. Yine, ?Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir? diyecekler. Şöyle de diyecekler: ?Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.? De ki: ?Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde onlar hakkında (Kur?an?daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.(Kehf-22)          

             Sûre de, bahçe sahibi kibirli bir insana ait bir kıssa da şöyle anlatılıyor: Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.(Kehf-32). Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.(Kehf-33). Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: ?Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.?(Kehf-34) Kendine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi:Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum(Kehf-35).... Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: ?Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım...? (Kehf-42)
            Yine Sûre de Hz. Musa (as) ile Salih bir kulun (Hızır ?as?) kıssası anlatılıyor.Hz. Musa (a.s) ile Salih bir kulun (Hızır ?as?)  bundan sonra neler yaptıkları, yolculuklarını nasıl devam ettirdikleri ve araların da geçen olaylar açıklanıyor. Salih kulun (Hızır) bindikleri gemiyi delmesi, bir çocuğu öldürmesi ve yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltmesi, Hz. Musa (as), başlangıçta yaptıkları anlaşma gereğince bunların neden böyle yapıldıklarını Hızır?a (as) sormaması gerekirken sabredemeyerek sorması ve Hızır?ın da (as) da bunların sebeplerini anlatarak arkadaşlıklarının sona ermesi anlatılıyor.
            Sûre son olarak Zülkarneyn  kıssası beyan ediliyor. Ey Muhammed, sana, Zülkarneyn´den sorarlar. Onlara: Size onun hakkında bazı hatıralar anlatacağım de. Biz ona yeryüzünde büyük bir güç ve mevki verdik. Biz ona, ulaşmak istediği her şeyi elde etmenin yolunu gösterdik.?Kehf-83-84)
             Zülkarneyn´in batıya ve doğuya yaptığı uzun seferler, oralarda yaptığı işler ve karşılaştığı olaylar, Ye´cüc ve Me´cüc hadisesi anlatılıyor.
             Yüce Rabbimizin sözlerinin, yazmakla bitirilemeyecek kadar çok olduğu beyan ediliyor ve Sûrenin sonunda bulunan âyet te şöyle buyuruluyor. (Ey Muahmmed), de ki: Eğer, Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mükerrep olsa ve bir o kadar da ilave getirsek dahi ,Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir? (Kehf-109)

      Unutmayın Eğer hala Kehf suresini okumamış iseniz  bu akşam açın bir Kur?an tefsirini okuyun.İnanıyorum ki okudukça bitmesini istemeyeceksiniz.Yarın sabah daha bir farklı olduğunuzu göreceksiniz.

Tüm Yorumları Göster (0)