Vedat Baykay
vedaybaykay@yandex.com

Gardrob Dini

01 Ocak 2020 / Çarşamba 10:50:52 | YAZARLAR | Vedat Baykay

Çarşıda kendi ofisimi açtıktan sonra sosyal hayatın daha çok içine karıştım. Daha çok insanla görüşme, konuşma, tanışma fırsatım oldu. “Halkın içine girmek” tabiri varya tam da onu yaşıyorum 1,5-2 senedir. Aman Allahım neler neler oluyormuş meğer. Biz elalemin işinde 9-18 çalışırken meğer hayatın gerçeklerine karşı bir fanusun içindeymişiz, meğer ne kadar sokaktan steril ve bihabermişiz.

Her konuda değişik kişilerden değişik fikirleri bizzat duymak için fırsatı oluyor insanın. Biraz da işimizin gereği bu. Daha çok insanla temas halinde olmak, daha çok insanla tanışmak ve iş yapabilmek. İster istemez bir çok mevzuya kulak kesiliyorsunuz.

Siyasetten, spora, ekonomiden, tarıma, evlilikten, magazine kadar her şeye. Yine arkadaşlarla oturmuş konuşuyorduk. Havadan sudan, işten güçten derken konu evlilik ve boşanma mevzularına geldi.

Tesettürlü olup eşine zulmeden kadınlar mı dersiniz, cübbeli sarıklı olup eşini aldatan kocalar mı? Bir yığın abur cubur mesele. Meğer herkes o kadar dolmuş ki inanılmaz ve hayretengiz vak’alar.

Yahu insan düşünmeden edemiyor. Neden bu kadar dışımıza verdiğimiz değeri içimize vermiyoruz? Yani tesettüre gösterdiğimiz değeri neden dilimize, belimize göstermiyoruz? Başımız örtülü ama zina yapıyoruz, sakal bıraktık ama zina ediyoruz.. Başımız örtülü, sakalımız yeterli uzunlukta ama yalan, dedikodu, laf taşıma konusunda yüksek lisans yapacak derecede profesyonelleşmişiz.

Başımız örtülü, sakalımızın maşallahı var ama ticarette ödeme ve terminleri söz verdiğimiz günde yapmıyoruz.

Bütün bunların aslında gösterdiği şey bizim dinin aslı yerine kendi işimize geleni, kolayına geleni yaşamak tercihinde bulunduğumuz acı gerçeğidir. Ben açıkçası bu yaşanan dine Gardrop Dini demenin pekte mahsuru olduğunu düşünmüyorum.

Elbette bu ülkede 1920’lerde yapılan gardrop devrimlerle büyütülen bir neslin vatandaşlarının da din dahil her mevzuya gardrobundan bakıyor olması şaşılacak şey değil.

 

YIL(ANIN)BAŞI

Yılbaşı kutlamak tamamen batı taklidi bir eğlence biçimidir.. İslam’dan uzak yaşayan seküler kesimin eğlenmek için hep bir bahane arayışının itkisi ile ve toplumunda tedricen dinsizleştirilme faaliyetleri kapsamında bu ülkeye önce TRT ile daha sonra özel kanallar ve gazeteler marifetiyle soktuğu bir kültürüdür..

Bu tür eyyamcılığı “Ne var canım bunda, iki duble içip üç göbek atacağız?” diyerek küçümseyenlerin Resulullah efendimizin (sav) “Kim bir kavme benzerse, o, ondandır!” sözünü ya hiç duymadıkları ya da duyupta salağa yattıkları anlamına gelir..

Oysa Kur’ân, “Allâh”ı sevenlere ve Allâh ve âhiret gerçeğini umanlara, uyulası Resûlullâh örnekliğini sunar!

Örneğimiz Resulullah mı (sav) olacak, yoksa Hanslar, Corc’lar, David’lar mı !?

Evet yine yeni bir yılı acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. Bakalım Rabbim bugün ilk günü olan şu 2020 yılında bize neler gösterecek...?

Vesileyle 2020 yılının hepimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Tüm Yorumları Göster (0)