Abdülvasih Duran

Feto’cuların “İyi Polis Kötü Polis” Taktiği

16 Ocak 2019 / Çarşamba 18:28:49 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

            FETO’cuların taktiklerinin Şeytani taktik olduğunu hemen sözümün başında söylemek istiyorum.Zaten Rahmani olmayan bir şeyin zıddı dolayısıyla şeytanidir.Şeytani olan bir akımın  elbette ki taktikleri de şeytani olacaktır.

            Şeytan’ın Kur’an’daki taktiğine bakalım.Ne demişti Şeytan:” Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” (A’raf,17).

            Şeytan her metodu dener.Yani Sağdan gelir başaramaz,soldan gelir rezil olur ama utanmaz ,önden gelir maskara olur yine utanmaz,arkadan v.s yine gelir.

            Günümüze baktığımız zaman Şeytan FETO aynen bu metodu kullanıyor.Devleti ele geçirmek için her türlü metodu kullanıyor.Önce Gezi olaylarını denedi başaramadı,peşinden 17-25 Aralık yargı metodunu denedi olmadı,ardından 15 Temmuz darbesini denedi rezil oldu ama hala utanmadan taktiklerine devam ediyor.

          FETO’nun son taktiği bu seçimleri etkileyebilmek.Bunun içinde elinden geleni yapıyor.Daha önce AK Partiye karşı kesin tavır alarak mücadele ediyordu,başaramayınca bu sefer ki seçimlerde “İyi Polis Kötü Polis” taktiğini uyguluyor.

          Feto’nun adamları şimdilerde iki rolde seçmenin karşısına çıkıyor:

-Birinci rol “kötü polis” rolü.Yani klasik AK Parti düşmanlığı.Kötüleyebildiği kadar kötülemek.

-İkincisi ise “İyi Polis” rolü. Yani suret-i Haktan görünmek.Yani AK Partili gibi görünüp bu sefer şu sebeplerden dolayı AK Partiye oy vermeyeceğini ima etmek.

          Şöyle ki:

-“Ben 16 yıldır AK partiliyim ama bu seçimde eski samimiyeti görmediğim için AK Partiye oy vermeyeceğim.

-“Ben 16 Yıldır AK Partiden başka kimseye oy vermedim.Ama bu sefer adayları beğenmedim onun için oy vermeyeceğim.

-“Ben 16  Yıldır Ak Partiliyim ama nerede bir menfaatçi varsa hepsi oraya dolmuştur.Onun için bu sefer kesinlikle oy vermeyeceğim”.v.b. sözler.

          Bu ve buna benzer sözleri sanırım duymuşsunuzdur.Ben her gün duyuyorum.Ancak söyleyenlerin–gizli feto’cular- olduğunu bildiğim için gülüp geçiyorum.Kendilerini samimi Müslüman ilan eden,milli ve yerli olduğunu söyleyen bir kısım Müslüman kardeşlerimizin de bilerek veya bilmeyerek bunlarla dirsek teması kurmaya çalışması bizi özüyor.

           Camide saf tutan bu saf kardeşlerimiz acaba neden cami dışında millet ve devlet düşmanlarıyla saf tutuyor.Bu kardeşlerimiz:

-Başörtüsünden dolayı üniversite kapısından geri çevrilen  kızlarımızı,

-Katsayı probleminden dolayı üniversite  hayali yıkılan  imam hatipli gençlerimizi,

-Başörtüsüyle resmi kurumda çalışması mümkün olmadığı için iş bulamayan yüzlerce  bacımızı,

-Evinde beş,on kişi ile sohbet ettiği için ‘İrticai Faaliyette Bulunmak’ suçundan alıp götürülen  mü’min kardeşlerimizi,

-Direkt olarak ‘İslam’ diyemedikleri için (Batı Çalışma Grubu tarafından)  ‘İrtica-Mürteci’ damgası yapıştırılan binlerce Müslüman kardeşimizi,

-Resmi dairelere girerken parmağındaki gümüş yüzüğü çıkartmak zorunda kalan memur kardeşlerimizi,

-Namaz kıldıkları tespit edilmeleri halinde hakkında çeşitli müeyyideler uygulanan yine sayısını bilemediğimiz kamu çalışanlarımızı,

-İmam Hatip liselerinde okuyan kız öğrencileri belki derste başörtülü yakalarız amacıyla arka kapılardan okula sızan o günlerin müfettişlerini,

-Sahipleri Müslüman olduğu için şirketlerine ‘İRTİCA’ damgası vurulup kapatılmak veya yurt dışına çıkmak zorunda bırakılan onlarca ticari şirketlerimizi,

-Kapanan/kapatılan Kur’an kurslarımız,bitirilen hafızlık müesseselerimizi v.b. yüzerce olayı unuttular mı?

        Bütün bunları yaşayanların çoğu hayattadır.Aradan yüzyıllar geçmedi henüz.Ve bu zararı görenlerin bir çoğu yaşıyor ve hatırlıyor.

        Gel gör ki bütün bu yıkımdan ders almamış gibi yıllar sonra elimize geçen nimetleri basit sebepler yüzünden heba ediyor, adeta yaşamamışız gibi davranıyoruz.

       İçinde yaşadığımız gemiyi delmeye çalışanlar  unutmasın ki bu gemi batarsa içinden kurtulan olmayacaktır.

       Unutmayın:Mü’min, eskilerin hikayesini okuyarak ders alandır ve bir işe girişirken bir adım sonrasını düşünendir.Onun içindir ki ben unutmadım.Unutan kardeşlerimize de şöyle demek istiyorum.”Anlayana delil gerekmez,anlamayana  ise delil yetmez”.

                                                                                           Abdulvasih DURAN

 

       

 

 

 

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)