Serdar Sevinç

DOĞA TARİHİ MÜZESİ İNEGÖL’E YAKIŞIR-2

01 Ekim 2018 / Pazartesi 08:40:42 | YAZARLAR | Serdar Sevinç

PROF. DR. NURFEDDİN KAHRAMAN KİMDİR?

İnegöl’ün Doğa Tarihine yeni bir bakış açısı getirdiğimiz yazımıza kaldığı yerden devam ediyoruz. Geçen haftaki yazımızda İnegöl’deki denizel ve karasal ortamlarda yaşamış canlılara ait fosillerin varlığından bahsetmiştik. Bu kadar önemli fosil yataklarına sahip şehrimizde doğa tarihi müzesinin kurulmasının gerekliliğine değinmiştik. Bu haftada Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim üyesi,  Prof. Dr. Nurfeddin KAHRAMAN ve ekibinin, İnegöl’ün bu zenginliğinin ortaya çıkarılması için yaptıklarına değinip, bu alanda daha neler yapılması gerektiğine vurgu yapacağım. Evet gelin şimdi hep birlikte tarihte yolculuk yapmaya.

 

Prof. Dr. Nurfeddin Kahraman neden İnegöl’e geldi? Ekibiyle bu bölgede ne yapmak istedi? Birazda bu konuya değinelim. Öncelikle Nurfeddin Hocamızı sizlere tanıtayım. Hayatını, Anadolu’nun Coğrafi yapısının tanınmasına adamış, zamanın çoğunu dağda, bayırda geçiren tam bir doğa dostu, bu yönde bir gönül insanı. İçinde bitmek bilmeyen enerjisi ile bu vatana, Anadolu’nun bu kıymetli insanlarına bir şeyler vermenin derdinde. Kendileri Burdur Eğitim Fakültesi’nde görevliyken, Burdur’un Kemer İlçesi Elmacık Köyü kırsalında ortaya çıkarılan Neojen dönemi omurgalı fosilleri üzerindeki ilk çalışmaları yapan kişi. Bu kazı çalışmalarında çıkarılan fildişi 3,5 metre uzunluğu ve ağırlığı ile Türkiye’de bulunmuş tek örnekti.

 

BURDUR DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Tabi ki hocamız bununla yetinmedi Burdur’da. Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kendi mali gücü ile kurduğu ilk doğa tarihi müzesinin açılmasına vesile oldu. Kavaklı Rum Kilisesi binasının onarılıp teşhir tanziminin yapılmasıyla oluşturulan bu müzede,  Burdur’un Kemer İlçesi Elmacık Köyü’nde yapılan fosil kazılarında ortaya çıkan dev bir güney filine ait iskelet ile tarih öncesi canlılara ait kalıntılar sergilenmektedir. Müzede sinevizyon gösterimi yapılan bir eğitim alanı ile konferans alanı bulunmakta olup; Burdur Doğa Tarihi Müzesi, özellikle öğrenciler tarafından eğitim amaçlı olarak yoğun şekilde ziyaret edilmektedir. İşte bakın nereden nereye, her zaman dediğim gibi her şey hayal kurmak ile başlar.

 

TAHTAKÖPRÜDE DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Nurfeddin Hocam, İnegöl’ün zengin fosil yataklarına sahip olduğu için Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde göreve geldiği gibi zaman kaybetmeden İnegöl Kent Müzesi’ni ziyarete koştu! Burada yaptığımız istişarelerde kesinlikle İnegöl’de bir doğa tarihi müzesinin açılmasının şart olduğunu bize defaatle belirtti. Ve bu müzenin yerini de Tahta köprü olarak işaret etti. Bize bu bölgenin zengin fosil yataklarına sahip olduğunu söyledi. Burada bir müzenin açılmasıyla İnegöl’ün isminin öne çıkacağını ve dünyanın birçok ülkesinden fosil konusu ile ilgilenen uzmanların ziyaret etmek isteyeceği bir yer olacağını bizlere ifade etti. Üniversite öğrencilerinin fosil yataklarında kazı yapabileceğini, ilk, orta ve lise öğrencilerinin saha çalışmalarına katılabileceğini belirtti.

 

Anlattıkları bizleri çok heyecanlandırmıştı. Bu amaçla ön bir inceleme sonrası hemen Bursa Arkeoloji Müzesi’ne bir yazı yazdık. Amacımız, Tahtaköprü’de mevcut olan fosil yatağı alanında bir kazı çalışması yapılmasını sağlamaktı. Yazımıza istinaden müzeden görevli iki personel ile ben ve hocamız Tahta köprüye gittik. İnegöl-Domaniç yolunun fosil yatağını ikiye böldüğü yere vardığımızda hocamız eline küçük çekicini alarak yolun diğer yamacına çıkarak bir yarım saat kayboldu. Ortaya çıktığında bulduğu fosilleri bizlere gösterdi. Aynı zamanda yol kenarındaki fosilin ortaya çıkmış çene ve dişini de gösterirken adeta hadi artık izin verinde burada çalışmaya başlansın diyordu.Olumlu geçen bu inceleme sonrası bizlerde umutlanmıştık esasında. Burada başlayacak kazı ileride açılacak doğa tarihi müzesinin temelini oluşturacaktı.

 

PALEANTOLOG YETİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR GALİBA

Büyük umutlarla başladığımız bu girişim, Bursa Arkeoloji Müzesi’nden gelen yazı ile birden sönüverdi. Cevab? yazıda, kurumumuzda paleantolog(taşılbilim ya da fosilbilim, fosilleri veri olarak kullanarak dünyada yaşamın tarihini yazmak amacıyla uğraşan bilim adamı) olmadığı için bu konuda yeterli donanıma sahip olamadıklarından istenilen katkı ve desteği veremeyeceklerini belirttiler. Hocamız bu gelen yazıya rağmen yılmak nedir bilmeden farklı kurum ve kuruluşlarla kendi bizatihi dirsek temas kurdu. Ama bir sonuç maalesef çıkmadı.

 

Neden böyle oldu, nasıl bu sonuç çıktı bu konuyu sizlerin takdirine bırakıyorum artık. Şimdi bu söylediklerimizin ortaya koyduğu veriler ışığında bu güzelim şehirde bir Doğa Tarihi Müzesi neden olmasın? Farkındalık ortaya koyacak, bu kadim şehre değer katacak böyle bir müze neden olmasın? Nurfeddin Hocam, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde. Aynı heyecanı ve bitmek bilmeyen enerjisi ile fosil konusunda çalışmaya hazır. Hocama bu vesile ile sonsuz sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Ülkemin böyle değerli bilim insanlarına ihtiyacı var. Onların lütfen değerini bilelim. Her ne olursa olsun, aklımızdan farklı şeyler geçmeden İnegöl’ümüze katkı koyacak bu değerden istifade etmenin yollarını arayalım derim. İster jeolojik, ister insan tarihine dokunmak, bunların izlerine sahip çıkmak ve her daim tarihle yaşamanız dileğiyle, kalın sağlıcakla…

 

Tüm Yorumları Göster (0)