Dr. İlkay Aycan

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ

15 Temmuz 2019 / Pazartesi 16:56:23 | YAZARLAR | Dr. İlkay Aycan

Merhaba, bu hafta sizlere 3500 yıllık kadim şifa yöntemi, Akupunkturdan bahsedeyim. Quantum enerji uygulaması olan Bio-enerji gibi akupunktur da vücudun enerji seviyesini ölçen, yorumlayan ve tedavi eden bir uygulamadır. Popüler olarak zayıflama ve sigara bırakma da kullanılsa da aslında tüm hastalıkların sebebini belirlemede ve tedavisinde etkili bir yöntemdir. Bu tedavi yöntemi Çinli araştırmacılar tarafından hastalıklara karşı savaşmakta uzun yıllar kullanılmış ve bugünkü öz bilgiye ulaşılmıştır.

İlaç tedavisinin aksine akupunktur tedavisinin hiçbir yan etkisi yoktur, uygulama kolaydır, güvenli ve etkilidir. Vücutta yada kulakta cilt altından geçen enerji kanallarına uygulanan ince, kılcal iğneler ile yapılmaktadır. Vücudumuzda bulunan her organın cilt yüzeyinde belirli enerji kanalları vardır. 14 ana kanalın tüm gövdeyi ağ gibi sarmasıyla ortaya çıkan bu sistem günümüzde modern tıp tarafından da tespit edilmişve  ‘primo-vasküler sistem’ adı verilmiştir

Meridyen diye adlandırdığımız bu kanallar üzerine hemen herkesde aynı yerlere denk gelen uygulama noktaları vardır. Yüzlerce olan bu noktalar arasında fonksiyonları bakımından önemli olan 300 civarı nokta uygulamalarda sıklıkla kullanılır.

Akupunktur öğretisine göre vücutta negatif ve pozitif enerjiler bulunur. Yin-yang adı verilen bu enerjilerin dengede olması sağlık açısından gereklidir.Yin ve yang enerjileri birleşerek Çinlilerin Qi bizimse can dediğimiz ruhumuzu oluşturur ve ruhsal durumumuz da organlarımızın çalışması üzerinde etkilidir.Sevilmeye layık olmadığını düşünme ve değersiz hissetme gibi duygu ve düşünceler uzun süre aşılamadığında bedenselleşerek hastalık haline geliyor.

 Örneğin kendini ifade etme sorunu yaşayan, kendini yeterince dışa vuramayan insanlarda tiroid hastalıkları sık görülür. Hayata dair olumsuz kodları çok olan insanlarda migren görülür. Sevildiğine inanmayanlarda, sevilmeye layık olmadığını düşünenlerde, sevgi açlığı, kalp kırıklığı   olanlarda kalp hastalıkları yaygındır.

 Hayatta kendini kurban rolünde hisseden, hayatından hoşnutsuz olanlarda, her şeyi dert edinenlerde, bir şeyi istemeden yapan yada stres içinde olanlarda mide ve barsak sorunları görülür. Öfkesini içine atanlarda hayal kırıklığı yaşayan, yalnız ve kaybolmuş hissedenlerde hassas barsak sendromu, ince barsak problemleri görülür.

Suçluluk hissi safra kesesi ile ilişkilidir. Eskilerle vedalaşamayan, bağımlılık yaşayanlarda kalın barsak problemleri görülür.Öfkeli yüksek egolu kişilerde başaramama hissi hakim olursa, karaciğere yansıyacaktır.

Üzüntü keder ve hüznün sağlığını bozduğu organ akciğerlerdir.geleceğe ait güvensiz hisseden ve ilerleme korkusu duyanlarda hareket sistemi hastalıkları olur. Yani bel, bacak, diz ve kalça ağrıları yaşar

Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki maddenin yüzde 99.9’u boşluktur, kuantum alanıdır. Biz de aslında boşluktan oluşuyoruz. Geri kalan 0,1’lik partikül alanı. Yani biz aslında titreşim enerjisiyiz. Düşünceler ise, enerjinin en ince titreşimi olduğu için enerji bedenimizin dış bölgelerindedir. Bu nedenle olumsuz düşünceler devam ettikçe en dış katmandaki enerji akış bozukluğu her seferinde bir kat alta geçer. Sadece duygu ve düşünceler değil, dış faktörler, kimyasallar, katkı maddeleri, teknoloji ve gıdalar da bedenimizin yaydığı titreşimleri bozabiliyor. Her organ, her doku aslında sağlıklı olduğunda belli bir frekansta titreşiyor. Bu titreşimlerin bozulması sonucu hastalıklar oluşuyor. Bu titreşimleri olması gereken standart frekansına getirdiğimizde iyileşme süreci başlıyor.

Sözün özü; akupunktur tedavisi ‘ruhunuza’ dokunur, tedavi ruhunuzdan başlar. Selamlar..

Tüm Yorumları Göster (0)