"Afganistan’da yalnızca kurban kesmedik; kardeşliğin, merhametin ve insanlığın ne denli büyük bir değer olduğunu yeniden tecrübe ettik."

İlçe Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Afganistan Kurban Organizasyonuna ilişkin gözlemlerini Genç Gazete ile paylaştı

ÖNEMLİ BİR MANEVİ KAZANIMDI
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Afganistan Kurban Organizasyonu’na katılmak, hayatım boyunca unutamayacağim en anlamlı tecrübelerden biri oldu. Bu yolculuk bana insan olmanın, paylaşmanın ve kardeşliğin gerçek anlamını yeniden hatırlattı.

İHH, 34 yıldır dünyanın neresinde bir gözyaşı varsa onu silmeye çalışan; nerede bir yetim, bir mazlum, bir afet ya da açlık varsa oraya ulaşmaya gayret eden büyük bir iyilik hareketidir. Böylesine köklü bir organizasyonun parçası olmak benim için yalnızca bir görev değil, aynı zamanda önemli bir manevi kazanımdı.

ORTAK BİR AMAÇ, GÜÇLÜ BİR BAĞ
Bu yolculuğa Türkiye’nin farklı illerinden gelen, birbirini daha önce tanımayan ancak aynı ideale gönül vermiş 12 gönüllüyle birlikte çıktık. Kimimiz doğudan, kimimiz batıdan, kimimiz kuzeyden, kimimiz güneyden gelmiştik. Yaşlarımız, mesleklerimiz ve şehirlerimiz farklıydı; fakat kalplerimiz aynı hedefte birleşmişti.
Bizi bir araya getiren ne makam ne de herhangi bir çıkar vardı. Tek gayemiz Allah’ın rızasını kazanmak ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin bayram sevincine ortak olmaktı.

Bu vesileyle, İHH Bursa Şubesi İnegöl Temsilciliği’nin Afganistan’a gönderdiği destek ve katkılar için ayrıca teşekkür etmek isterim. Sağlanan katkılar, sahadaki çalışmaların güçlenmesine ve daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşılmasına vesile oldu.

Daha ilk andan itibaren aramızda güçlü bir gönül bağı oluştu. Aynı sofrayı paylaştık, aynı dualara "âmin" dedik, aynı yolları yürüdük. Kısa sürede yabancılık hissi ortadan kalktı; sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibi samimi bir dostluk oluştu.

Bu yolculuk bana bir kez daha gösterdi ki gerçek kardeşlik, aynı şehirden gelmek değil; aynı vicdanda buluşabilmektir.

KABİL’E VARIŞ VE SAHADAKİ GERÇEKLER
Yolculuğumuz İstanbul’dan Kabil’e başladı. Kabil Havalimanı’nda VIP salonunda karşılanmamız, misafire verilen değerin ve yürütülen insani çalışmalara gösterilen önemin güzel bir göstergesiydi.

Kabil’e indiğimizde bizi, savaşın yorgunluğunu taşıyan fakat umudunu kaybetmemiş bir millet karşıladı. İnsanların yüzündeki sabır, tevekkül ve misafirperverlik bizleri derinden etkiledi.

İHH Afganistan Ofisi’nde yürütülen çalışmaları yerinde görme fırsatı bulduk. Yetim desteklerinden gıda yardımlarına, eğitim faaliyetlerinden acil insani yardım çalışmalarına kadar her iş büyük bir titizlik ve fedakârlıkla yürütülüyordu. Oradaki ekipler yalnızca yardım ulaştırmıyor; aynı zamanda insanların umudunu ve hayata tutunma azmini de canlı tutuyordu.

Bu vesileyle, İHH Afganistan Ofisi Sorumlusu Süleyman Epli’ye de ayrıca teşekkür etmek isterim. Sahadaki çalışmalara hâkimiyeti, ekibiyle kurduğu güçlü koordinasyon, misafirperverliği ve her aşamada gösterdiği samimi ilgisi, organizasyonun sağlıklı ve güvenli şekilde yürütülmesinde büyük rol oynadı. Güler yüzü, tevazusu ve hizmet anlayışı, İHH’nın insani yardım anlayışını en güzel şekilde yansıtan örneklerden biriydi.

Afganistan’ın mevcut durumu ise sahada en çarpıcı şekilde hissediliyordu. Yıllardır süren savaşlar ve siyasi istikrarsızlık ülkeyi ağır bir insani ve ekonomik yükün altında bırakmış durumda. Özellikle Pakistan başta olmak üzere komşu ülkelerden milyonlarca Afganistanlının geri gönderilmesi, zaten kırılgan olan ekonomik yapıyı daha da zorlaştırmış. Mülteci kamplarında temel gıda, sağlık ve barınma imkânlarının yetersizliği açıkça görülüyor.

Ülkede hem Hicrî Şemsî hem de Hicrî Kamerî takvimin birlikte kullanılması, toplumsal yapının geleneksel yönünü yansıtan dikkat çekici ayrıntılardan biri. Ekonomik tablo ise halkın alım gücünün ne kadar sınırlı olduğunu açıkça gösteriyor.

ZORLUKLAR İÇİNDE GELECEĞE TUTUNMAK
Eğitim alanındaki gözlemlerimiz de oldukça dikkat çekiciydi. Afganistan’ın yeniden ayağa kalkabilmesinde eğitimin en önemli unsurlardan biri olduğu açıkça hissediliyordu.
Kız ve erkek öğrencilerin ilkokul üçüncü sınıftan itibaren ayrı sınıflarda eğitim görmesi uygulaması dikkat çekiciydi. Buna rağmen çocukların öğrenme isteği ve öğretmenlerin fedakârlığı umut vericiydi. Tüm zorluklara rağmen geleceğe dair güçlü bir inanç vardı.

Afganistan’ı yalnızca savaşla anlatmak eksik olur. Evet, yılların bıraktığı ağır bir yıkım ve büyük ekonomik sıkıntılar var. İnsanlar en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Ancak beni en çok etkileyen, bütün bu yoklukların içinde insanların şükretmeyi bilmesi ve paylaşmayı unutmamış olmasıydı.
Bizlere ikram edecek çok şeyleri yoktu; fakat gönülleri son derece zengindi.

Bu süreçte farklı sivil toplum kuruluşlarının da kurban organizasyonları için sahada olduğunu görmek, insani yardım çalışmalarının ne kadar geniş bir alana yayıldığını göstermesi bakımından sevindiriciydi.
Program kapsamında Cevizcan Valisi’ni de ziyaret ederek istişarelerde bulunduk. Valilik binasının sadeliği ve gösterişten uzak yapısı dikkat çekiciydi. Valinin mütevazı yaşam tarzı da içinde bulunulan şartların ve toplum yapısının bir yansıması gibiydi.


BİR ÇOCUK GÜLÜŞÜ, BİR DUA
Yolculuğun en duygusal anlarından biri, İnegöl İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü personelinin gönderdiği oyuncakları yetim çocuklara ulaştırdığımız andı.
Çocukların oyuncakları ellerine aldıkları andaki mutluluğu tarif etmek mümkün değildi. Bizim için küçük görünen bir oyuncak, onların dünyasında bayram sevincine dönüşüyordu.
Kurban organizasyonunun her aşamasında İHH’nın gösterdiği hassasiyete yakından şahit olduk. Kesilecek hayvanlar bir gün önceden veteriner hekim kontrolünden geçirilerek kurban vasfını taşıyıp taşımadığı tek tek incelendi.
Bu titiz çalışmanın sonucunda 11 vilayette 240 büyükbaş kurban kesildi. Bin 680 hisseyle yaklaşık 5 bin aileye, yani 30 bine yakın ihtiyaç sahibine beşer kilogram et ulaştırıldı.

Dağıtım sırasında insanların gözlerindeki sevinç, ettikleri dualar ve "Allah Türkiye’den razı olsun." sözleri yaptığımız hizmetin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hissettirdi.
Savaş sonrası Afganistan’ın yeniden ayağa kalkma mücadelesi her alanda hissediliyor. Altyapıdan eğitime, ekonomiden sağlığa kadar önemli eksikler bulunuyor. Buna rağmen insanların geleceğe umutla bakmaya çalışması bizlere de güç verdi.
Türkmen kardeşlerimizle karşılaşmak ise unutamayacağımız anlardan biri oldu. Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde yüzlerinde beliren tebessüm, "Siz bizim kardeşimizsiniz." sözleri ve samimi duaları bizleri derinden etkiledi. Bu topraklarda Türkiye’ye duyulan sevgiye bir kez daha şahit olduk.

TARİHÎ BAĞLAR VE DÖNÜŞ
Program kapsamında Mezar-ı Şerif’te Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin doğduğu evi, Hazreti Ali’ye nispet edilen türbeyi ve Kabil’de Babür Şah’ın kabrini ziyaret ettik. Bu ziyaretler, ortak tarihimizin ve medeniyet bağlarımızın ne kadar güçlü olduğunu yeniden hatırlattı.
Afganistan’dan ayrılırken de aynı misafirperverlikle VIP salonunda uğurlandık. Bizlere, "Türkiye’deki kardeşlerimize selam söyleyin." dediler. Bu söz, yolculuğumuzun en kıymetli emanetlerinden biri olarak hafızamızda yer etti.
Afganistan bana bir kez daha gösterdi ki iyilik sınır tanımaz, merhamet coğrafya bilmez. İnsanlık; aynı acıda, aynı duada ve aynı umutta buluşur.
Biz oraya yalnızca kurban eti götürmedik; kardeşlik, umut ve sevgi de götürdük. Dönerken ise sabrı, şükrü, kanaati ve insanlığın en saf hâlini yanımızda getirdik.
Afganistan’dan dönerken geride yalnızca bir coğrafya değil, dualarını ve umutlarını bizlere emanet eden kardeşlerimizi bıraktık. Bu vesileyle ülkemizdeki tüm kardeşlerimizden en büyük ricam, Afganistanlı kardeşlerimizi dualarında asla unutmamalarıdır. Çünkü bazen samimiyetle edilen bir dua, kilometrelerce uzaktaki bir mazluma umut, bir yetime teselli ve bir millete güç olabilmektedir.
Rabbim bizleri iyiliğin peşinden koşan, mazlumun duasına ortak olan, nerede bir ihtiyaç varsa oraya ulaşabilen kullarından eylesin. Rabbim Afganistanlı kardeşlerimizin sıkıntılarını en kısa zamanda gidermeyi, onlara huzur, güven ve bereket ihsan etmeyi nasip eylesin. Âmin.

Yorumlar
Haber editörü
2001 yılında Ankara'da doğdum Selçuk Üniversitesi Gazetecilik bölümü okudum. 2023'den beri Genç gazete bünyesinde haber editörlüğü yapmaktayım.