Antalya'nın Kekova açıklarında 30 metre derinlikte tespit edilen batık, 4.700 yıllık geçmişiyle bilinen tüm denizcilik tarihini yeniden yazdırıyor. Gemide bulunan süt yayığı ise arkeologları şaşkına çevirdi: Tunç Çağı denizcileri, gemide keçi besleyip peynir yapıyordu.

Dünyanin En Eski̇ Gemi̇ Enkazi Türki̇ye'de Bulundu! Misir Pi̇rami̇tleri̇yle Yaşit! 103971754 F5B78158 Ca1F 4790 9Ad0 Df5Dc3A3121A

MİSIR PİRAMİTLERİ İNŞA EDİLİRKEN BU GEMİ BATMIŞ


Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Öniz liderliğinde yürütülen sualtı araştırması, denizcilik tarihinin bilinen en eski sayfasını gün yüzüne çıkardı. Antalya'nın Demre ilçesine bağlı Kekova Adası açıklarında, yaklaşık 30 metre derinlikte tespit edilen gemi enkazı, yapılan analizler sonucunda 4.400 ila 4.700 yıl öncesine, yani Erken Tunç Çağı'na tarihlendirildi.

Bu tarih, Mısır'daki Büyük Giza Piramidi'nin inşa edildiği dönemle birebir örtüşüyor. Başka bir ifadeyle, firavunlar dünya tarihinin en büyük anıtsal yapılarını dikerken, bu gemi Akdeniz'in dalgalarını yarıyordu.

Keşif, daha önce dünyanın en eski batığı kabul edilen Yunanistan'ın Dokos Adası açıklarındaki 4.200 yıllık enkazın tahtını da devirdi. Kekova batığı, şu an itibarıyla gezegen üzerinde bilinen en eski gemi kalıntısı unvanını taşıyor.

Dünyanin En Eski̇ Gemi̇ Enkazi Türki̇ye'de Bulundu! Misir Pi̇rami̇tleri̇yle Yaşit!2026 10 14 Gemi Enkazi 3 Bbc.jpg

AHŞAP YOK AMA 30 AMFORA VE 3 TAŞ ÇAPA VAR


Yaklaşık 10 metre uzunluğundaki ticaret gemisinin ahşap gövdesi binlerce yılda tamamen çürüyerek yok olmuş. Ancak geminin taşıdığı yük, deniz tabanında adeta bir zaman kapsülü gibi korunmuş durumda. Araştırma ekibi, batık alanında 30'u aşkın seramik saklama kabı (amfora) ve üç büyük taş çapa tespit etti.

Amforaların biçimsel özellikleri, tarihlemenin temel dayanağını oluşturdu. Çift kulplu, ortasında çıkıntılı ve düz tabanlı tasarıma sahip bu kaplar, Mısır'da Giza, Sakkara ve Abusir piramitlerinin çevresinde bulunan Erken Tunç Çağı seramikleriyle birebir örtüşüyor. Macquarie Üniversitesi'nden (Avustralya) arkeolog Dr. Karin Sowada, bazı amforaların içinde hala yapışkan ve parlak bir kalıntının mevcut olduğunu belirtti. Bu kalıntıların zeytinyağı, şarap veya ağaç reçinesine ait olabileceği değerlendiriliyor.

DENİZCİLER GEMİDE KEÇİ BESLEYİP PEYNİR YAPMIŞ


Keşfin en çarpıcı detayı, amforalar arasında bulunan özel bir kaptan geldi. Üzerinde dokuz farklı işaret ve gövdesinde iki delik bulunan bu amfora, araştırmacıları uzun süre düşündürdü. Sonunda varılan kanaat şaşırtıcıydı: Bu kap bir süt yayığıydı.

Doç. Dr. Hakan Öniz, bu bulgunun Erken Tunç Çağı denizcilerinin günlük yaşamına dair eşsiz bir pencere açtığını vurguladı. Yayık kabının varlığı, mürettebatın uzun deniz yolculukları sırasında gemide keçi beslediğine ve taze sütten tereyağı ya da peynir ürettiğine işaret ediyor.

Düşünün: bundan yaklaşık 4.700 yıl önce, yelkenli bir geminin güvertesinde keçiler otlatılıyor, sallantılı dalgalar arasında peynir yapılıyordu. Bu tablo, antik denizcilerin sandığımızdan çok daha organize ve becerikli olduğunu kanıtlıyor.

Dünyanin En Eski̇ Gemi̇ Enkazi Türki̇ye'de Bulundu! Misir Pi̇rami̇tleri̇yle Yaşit!2026 10 14 Gemi Enkazi Turkiye En Eski Aa.jpg

ÜRDÜN VADİSİ'NDEN TRUVA'YA: 4.700 YILLIK TİCARET AĞI


Amforaların kil analizleri, yükün menşeini ortaya koydu. Seramikler, büyük olasılıkla bugünkü Ürdün Vadisi'ndeki atölyelerde üretilmişti. Benzer kaplar Mısır, antik Truva kenti ve Girit'teki Minos uygarlığının merkezlerinde de tespit edilmiş durumda.

Araştırmacılar, geminin Levant (Doğu Akdeniz) kıyılarından yola çıkarak Truva'ya ya da Girit'e zeytinyağı, şarap ve reçine taşıdığını öngörüyor. Bu bulgu, Erken Tunç Çağı'nda Akdeniz havzasında düşünülenden çok daha gelişmiş ve organize bir ticaret ağının var olduğunu kanıtlıyor.

Dr. Karin Sowada, keşfi "Tunç Çağı Akdeniz ticaret ağlarını anlamada eksik olan parça" olarak nitelendirdi. Gerçekten de Kekova batığı, piramitlerin inşa edildiği çağda Doğu Akdeniz'in adeta bir ticaret otoyolu gibi işlediğini gözler önüne seriyor.

KEKOVA: YÜZLERCE BATIĞIN YATTIĞI SUALTI MÜZESİ


Kekova bölgesi, güçlü akıntıları ve öngörülemeyen rüzgarlarıyla tarih boyunca denizciler için tehlikeli bir geçiş noktası olmuş. Bu durum, bölgeyi aynı zamanda bir sualtı hazinesi haline getirmiş. Kekova açıklarında yüzlerce farklı döneme ait batık geminin yattığı biliniyor.

Akdeniz Arkeolojisi Derneği bünyesinde yürütülen çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Antalya Müze Müdürlüğü koordinasyonunda sürdürüldüğünü belirten Doç. Dr. Öniz, "4.700 yıl sonra bu nesnelere dokunan ilk insanlarız. Denizin dibindeki bir zaman kapsülünü açtık" ifadelerini kullandı.

Elde edilen buluntular şu anda koruma işlemlerinden geçiriliyor. Amforaların ve taş çapaların, Antalya'da açılması planlanan Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi'nde sergilenmesi hedefleniyor.

Dünyanin En Eski̇ Gemi̇ Enkazi Türki̇ye'de Bulundu! Misir Pi̇rami̇tleri̇yle Yaşit!Dunyanin En Eski Gemi Batigi Turkiye Aciklarinda Bulundu

DÜNYA BASINI TÜRKİYE'Yİ KONUŞUYOR


Keşif, uluslararası medyada büyük yankı uyandırdı. BBC, CNN, ABC News, CBS News, Euronews ve The Daily Beast gibi yayın kuruluşları haberi manşetlerinden duyurdu. Özellikle "gemide keçi beslenip peynir yapılması" detayı, sosyal medyada da büyük ilgi gördü.

Türkiye, Uluburun ve Kaş batıkları gibi önceki sualtı keşifleriyle zaten denizcilik arkeolojisinin merkez üssü konumundaydı. Kekova keşfi, bu konumu daha da güçlendirdi. Araştırmacılar, 2026 yılı içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle kapsamlı kazı çalışmalarının başlayacağını duyurdu.

BU KEŞİF NEDEN ÖNEMLİ?


Kekova batığı, sadece bir gemi enkazı değil. Bu keşif, bundan 4.700 yıl önce Akdeniz'de yaşanan ticaretin, kültürel etkileşimin ve günlük yaşamın somut bir kanıtı. Piramitler yükselirken Akdeniz'i aşan tüccarların ne taşıdığını, ne yediğini, hatta gemide nasıl hayatta kaldığını anlatan nadir belgelerden biri.

Türkiye'nin sualtı arkeolojisindeki bu son başarısı, ülkenin sadece kara üzerindeki değil, deniz altındaki tarihsel zenginliğinin de ne denli eşsiz olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ