Doç. Dr. Taha Can Tuman'ın açıklamaları ışığında, bu hastalığın belirtileri, risk faktörleri ve tedavi yöntemleri üzerine detaylı bir inceleme yapıyoruz.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Belirtileri

Kimlerde Daha Yaygın?

Doç. Dr. Taha Can Tuman'a göre, yaygın anksiyete bozukluğu özellikle orta yaş ve yaşlılarda, kadınlarda, ek hastalıkları olanlarda ve yalnız yaşayanlarda daha sık görülüyor. Bu durum, toplumun bu kesimlerinde psikolojik sağlık konularına daha fazla dikkat edilmesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.

Genç Gazete Sağlık Doktor

Fiziksel ve Psikolojik Belirtiler

Belirtiler arasında sürekli kaygı ve endişe, huzursuzluk, gerginlik, kolay yorulma, odaklanma güçlüğü, uyku bozuklukları, kas gerginliği ve çabuk sinirlenme bulunuyor. Ayrıca, baş, boyun ve sırt ağrıları, kas gerginliği, terleme ve ağız kuruluğu gibi fiziksel etkiler de yaygın olarak görülüyor.

Belirtilerin Günlük Hayata Etkisi

Doç. Dr. Taha Can Tuman, “Orta yaş ve yaşlılarda, kadınlarda, ek hastalıkları olanlarda, yalnız yaşayanlarda daha fazla görülür. Hastalığa sürekli kaygı ve endişeye ek olarak huzursuzluk, gerginlik, kolay yorulma, odaklanma güçlüğü, uykuya dalma ve uykuyu sürdürmekte güçlük gibi uyku bozukluğu, kas gerginliği, çabuk sinirlenme belirtilerinden en az üçünün eşlik etmesi gerekir” dedi.  

kanser saglik (1)-1

Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi

Terapide Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Doç. Dr. Tuman, tedavi sürecinde belirsizliğe tahammülsüzlüğün ele alındığını ve bu durumun endişenin uzun süre devam etmesine neden olduğunu belirtiyor. Tedavide bilişsel davranışçı terapi ve ilaç tedavisi uygulanabiliyor.

Doç. Dr. Tuman, “Yaygın anksiyete bozukluğu, en az 6 ay süren, hemen her gün ortaya çıkan birçok olay ya da etkinlikle ilgili olarak aşırı kaygı ve endişe duyma, kişinin endişesini kontrol etmekte zorlanması olarak tanımlanabilir. Hastalar, gündelik yaşam olayları ile ilgili sürekli endişe duyar ve çok uzun zamandan beri sürekli endişeli hissettiklerini söyler. Endişe içerikleri, sağlıklı insanlarla aynıdır, farklı olarak endişe çok şiddetli ve uzun sürelidir, kişinin günlük işlevselliğini ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Sürekli kaygı ve endişeye ek olarak huzursuzluk ya da gerginlik, kolay yorulma, dikkat ve odaklanma güçlüğü, uykuya dalma güçlüğü, uykuyu sürdürmekte güçlük ya da huzursuz ve dinlendirmeyen uyku gibi uyku bozukluğu, kas gerginliği, çabuk sinirlenme belirtilerinden en az üçünün eşlik etmesi gerekir. Çoğunlukla, uzun zamandır sürekli endişeli hissettiklerini söylerler” diye konuştu.

Hastalık-3

Pozitif İnançlar ve Çocukluk Deneyimleri

Tedavide, endişeyle ilgili pozitif inançların ve çocukluk dönemindeki yaşantıların üzerinde duruluyor. Bu inançlar ve yaşantılar, endişelerin tetiklenmesinde önemli rol oynuyor.

Doç. Dr. Tuman, şöyle devam etti:

  “Yaygın anksiyete bozukluğu, yaşam kalitesini bozan ve günlük işlevselliği ciddi düzeyde etkileyen önemli bir hastalıktır. Orta yaş ve yaşlılarda, kadınlarda, ek hastalıkları olanlarda, sosyoekonomik düzeyi düşük olanlarda, yalnız yaşayanlarda daha fazla görülür. Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde baş, boyun ve sırt ağrıları, kas gerginliği, sıcak basması, çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, ağız kuruluğu, sıcak basması, mide bağırsak yakınmaları, uyuşma, karıncalanma gibi bedensel belirtiler sık görülür. Hastalığın yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 5 civarındadır. Uzun süredir devam eden endişe nedeniyle bu hastalarda depresyon ek tanısı sıklıkla görülebilir. Bu hastalarda içinde bulunulan durum ve şartlara göre orantısız ve aşırı bir kaygı hali vardır. Endişe konuları iş, ekonomik durum, sağlık, aile, çocuklar gibi günlük pek çok durumla ilgili olabilir. Sıklıkla birçok konu hakkında endişelidirler. Temel sorun, endişeleri kontrol etmekte güçlük çekmektir.”

Kaygıyla Başa Çıkma Stratejileri

Bireyin sorun çözme becerileri ve kaygıyla başa çıkma stratejileri üzerinde çalışılarak, daha sağlıklı mekanizmaların geliştirilmesi hedefleniyor.

  Doç. Dr. Taha Can Tuman son olarak tedavide ilaç ve bilişsel davranışçı terapi uygulanabildiğini belirterek, “Terapide belirsizliğe tahammülsüzlük ele alınır. Belirsizliğe tahammülsüzlük endişenin uzun süre devam etmesine neden olur. Bu hastalarda endişenin kişiyi tehlikelere karşı koruduğu, endişelenmezse bazı şeylerin kontrolden çıkacağı, endişelenirse her şeyin yolunda gideceği şeklinde bilişsel çarpıtmalar olabilir. Yani endişeyle ilgili pozitif inançlar ele alınır. Bu inançlar endişeleri tetikleyebilir. Yaygın anksiyete bozukluğu olanlar genelde olumsuz olaylar karşısında tehdidi yüksek olarak algılarken, sorun çözme ve baş etme becerilerini küçümserler. Endişelenmeyi, sorunlarla baş etme yöntemi olarak kullanırlar. Bu durum, bireyin sorun çözme becerilerinin sağlıklı çalışmasını engeller. Ayrıca endişe içerikli düşüncelerin kontrol altına alınmaya ya da baskılanmaya çalışılması bu düşüncelerin daha da artmasına neden olur. Çocukluk dönemindeki yaşantılar, kaygılı bir ebeveyne sahip olma ile dayanıksızlık şemaları gelişmiş olabilir. Kaçınma ve güvelik sağlayıcı davranışlar kaygının sürmesine neden olur. Terapide bu bileşenlere yönelik müdahaleler yapılır” dedi.

Yaygın anksiyete bozukluğu, hem bireylerin yaşam kalitesini düşüren hem de toplumsal bir mesele olarak dikkat çekiyor. Bu rahatsızlıkla ilgili farkındalık ve erken müdahale, önemli bir adım olarak görülüyor.

Editör: AYHAN BAYRAKTAR