İnsanlar ve diğer memelilerin aksine göz kapakları bulunmayan balıkların uyuyup uyumadığı, su altı dünyasına dair en sık sorulan soruların başında geliyor. Bilimsel araştırmalar, balıkların bir uyku evresi geçirdiğini ancak bunun insan uykusundan farklı olduğunu kanıtlıyor.
Balıklar, gözlerini kapatamasalar da günün belirli saatlerinde metabolizmalarını yavaşlatarak "dinlenme moduna" geçiyor. Bu süreçte çevrelerine olan tepkileri azalıyor ve solunum hızları minimum seviyeye iniyor.

Gözleri açık uyku ve askıda kalma yöntemi
Balıkların büyük bir çoğunluğu göz kapaklarına sahip değildir; bu nedenle uyurken bile gözleri her zaman açık kalır. Dinlenme sırasında bazı balıklar akvaryumun tabanına çökerken, bazıları ise suyun ortasında hareketsiz bir şekilde "askıda" kalmayı tercih eder.
Özellikle beta ve çöpçü balığı gibi türlerin dinlenme anlarında tamamen tepkisizleştiği gözlemlenmiştir. Ancak bu süreç, memelilerde görülen derin REM uykusundan ziyade bir çeşit trans hali veya düşük enerji tüketimi evresi olarak tanımlanır.

Durmaksızın yüzerek uyuyan balıklar
Bazı köpekbalığı türleri ve ton balıkları gibi sürekli hareket etmesi gereken balıklar için dinlenme süreci daha karmaşıktır. Bu türler, solungaçlarından oksijen geçişini sağlamak için hareket etmek zorundadır; aksi halde boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
Bu balıkların, beyinlerinin bir yarısını dinlendirirken diğer yarısıyla yüzme fonksiyonlarını devam ettirdikleri tahmin edilmektedir. Böylece hem hayati fonksiyonlarını sürdürürler hem de dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı tetikte kalmaya devam ederler.

Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalar, uykusuz bırakılan balıkların tıpkı insanlar gibi odaklanma sorunu yaşadığını ve bir sonraki gün daha fazla dinlenme ihtiyacı duyduğunu göstermiştir. Bu durum, su altındaki yaşamın da biyolojik bir onarım sürecine ihtiyaç duyduğunu doğrulamaktadır.





