Adana ve Osmaniye’de meydana gelen depremler, bölgede aktif faylara ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Osman Bektaş, 2023’ten bu yana 4-5 büyüklüğündeki depremlerin devam ettiğini belirtirken, Prof. Dr. Süleyman Pampal ise depremlerin bölgedeki bilinen aktif faylarla ilişkili olduğunu ifade etti.
Bektaş: 5.2’ye çıkması tedirgin etti
Prof. Dr. Osman Bektaş, Adana ve Osmaniye’deki depremleri değerlendirirken bölgede 2023 yılından bu yana zaman zaman 4-5 büyüklüğünde depremler meydana geldiğini söyledi.
Bektaş, depremlerin fayın enerjisini zaman içerisinde düşürdüğü anlamına gelebileceğini belirterek, “4.2’den başlayıp 4.9 ve 5.2 şeklinde devam etmesi beni biraz tedirgin etti. Savrun fayı böyle bir davranış yapmamıştı” dedi.
Bölgede şu aşamada panik yapılmasını gerektiren bir durum olmadığını ifade eden Bektaş, Savrun fayının 3 yıldan bu yana 4-5 büyüklüğünde depremler ürettiğini ve yavaş hareket ederek enerjisini bıraktığını dile getirdi.
Bektaş, 6 büyüklüğünde deprem ihtimalinin bulunduğunu ancak geçmişe göre büyük bir deprem beklenmediğini söyledi. Uzman, art arda meydana gelen depremlerin takip edilmesi gerektiğini belirterek 6-7 büyüklüğü aralığında deprem olasılığının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Pampal: “Beklemediğimiz depremler değil”
Prof. Dr. Süleyman Pampal ise Adana ve Osmaniye’deki depremlerin meydana geldiği bölgelerde aktif fayların bulunduğunu belirtti.
Pampal, Adana’nın Saimbeyli ilçesi yakınlarının güneyindeki Ayvacık bölgesinde doğu-batı yönlü aktif bir fay bulunduğunu ve ilk depremin bu faylarla ilişkili olabileceğini söyledi. Osmaniye’nin Sumbas ilçesi yakınlarında meydana gelen deprem için ise Kırkpınar Fayı olarak adlandırdığı fayın kırılmış olabileceğini öne sürdü.
İki deprem arasında yaklaşık 15-20 kilometre mesafe bulunduğunu belirten Pampal, depremlerin aynı tektonik sistem içerisinde yer alan faylarla ilişkili olduğunu ifade etti.
Pampal, “Bir Adana’da, bir Osmaniye’de oldu” şeklinde paniğe gerek olmadığını belirterek, bu depremlerin bölgede beklenmeyen veya bilinmeyen faylarda meydana gelmediğini söyledi. Bu fayların daha çok 5-6 büyüklüğünde depremler üretebileceğini yıllardır dile getirdiğini aktardı.
Saimbeyli çevresindeki fay için uyarı
Pampal, Saimbeyli civarında bu yaz arazi çalışmaları yaptıklarını ve Yarbi Fayı olarak adlandırdığı daha büyük bir fay belirlediklerini söyledi.
Bu fayın henüz resmileşmediğini belirten Pampal, hareket etmesi halinde daha büyük bir deprem üretme potansiyelinin bulunduğunu ifade etti. Bölgenin tektonik açıdan aktif olduğunu vurgulayan Pampal, ortalama 6 büyüklüğüne ulaşan ve 6’nın üzerinde deprem üretebilecek çok sayıda fayın bulunduğunu söyledi.
Pampal ayrıca Çukurova’nın kıyı kesimi ile Torosların kesişimindeki bölgelerde yapılaşma ve zemin koşullarına dikkat çekti. Adana’nın kuzey kesimlerinde alüvyal zeminlerin bulunduğunu belirten Pampal, bu tür zeminlerin depremin etkisini artırabileceğini ifade etti.
“Alüvyal zeminde yapılaşmaya dikkat edilmeli”
Pampal, yapılaşmada zemin özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, kaya zemin üzerine yönetmeliğe uygun çok katlı betonarme yapıların yapılabileceğini, ancak alüvyal zeminlerde çok katlı ve ağır yapılaşmadan kaçınılması gerektiğini söyledi.
Alüvyal zeminlerde sıvılaşma riskine de işaret eden Pampal, 6 Şubat depremlerinde zeminin etkisi ve sıvılaşma nedeniyle kayıplar yaşandığını ifade etti.
Pampal, Türkiye genelinde de deprem tehlikesinin bulunduğunu belirterek Yedisu Fayı, Orta Marmara Fayı, Malatya Fayı, Ovacık Fayı, Ecemiş Fayı ve Batı Anadolu’daki bazı faylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Orta Marmara Fayı’nın da dikkat edilmesi gereken bölgeler arasında bulunduğunu belirten Pampal, İstanbul çevresindeki fayların yanı sıra Doğu Anadolu ve Batı Anadolu’daki bazı aktif fay segmentlerinin de deprem üretme potansiyeli taşıdığını söyledi.





