Recep Akakuş yazdı

Paşa Yiğit, 1389 yılından itibaren Yıldırım Beyazıt devri sona erinceye kadar -yıllarca- Üsküp Sancak Bey’i olarak görev yapmış ve Turahanlar lakabı ile anılan akıncı ailesinin, soy kütüğünü oluşturmuştur.

Bir taraftan öz oğlu Turhan Bey’i yetiştirirken diğer taraftan da Sırp krallık hanedanına mensup bir çocuğu -bir diğer ifade ile geleceğin Mühtedî Sarı İshak Paşa’sını-manevî evlat edinmiş ve Türk ve İslâm ananelerine göre O’nu da yetiştirmiştir. Sultan II.

Murad devrinde Gâzî İshak Bey olarak şöhret bulacak olan bu zat, Sırbistan’ın başkenti Semendire’nin fethinden sonra Gâzî İshak Bey olarak anılmaya başlayacaktır. Paşa Yiğit’ten sonra da Üsküp Sancak Beyliği’ne bu zât, getirilecektir.

Diğer yandan, Mora fatihi Turhan Bey de Paşa Yiğit’in öz evladı olarak akıncılık hizmetlerine devam edecektir.  Yıldırım Beyazıt’in ölümünden sonra oluşan ve tam on yıl süren fetret devrinde, siyasî genel durum değişmiştir. Başta Paşa Yiğit olmak üzere Turahanlar’ın siyasî yelpazedeki yeri, sarsılmıştır.

Çünkü fetret devrinde Rumeli’de siyasî iktidar mücadelesine girişen Yıldırım Beyazıt’in oğullarından Süleyman, Musa ve Mustafa Çelebiler, Osmanlı devlet ricalinin ve akıncı komutanlarının parçalanmasına sebep olmuştur. Bu sebepten Çelebi Sultan Mehmed, 1413 yılında Edirne’de Osmanlı tahtına tek başına oturunca, Rumeli akıncı beyleri arasında -fetret devrindeki tutum ve davranışlarına göre- bir değerlendirme yapmış ve bir tasfiye harekâtı uygulamıştır.

İşte bu tasfiye harekâtı sırasındada: Paşa Yiğit’in öz oğlu Turhan Bey ve manevî evladı Gâzî İshak Bey, Rumeli’de bırakılırken baba Paşa Yiğit, Bursa’ya aktarılmış, halk tabiriyle kızağa çekilmiştir.

Bursa’ya gelen Paşa Yiğit, Tahtakale veya bit pazarı diye anılan yerde Bursa-üslûbu diye bilinen tarzda bir cami inşa ettirmiş ve çevresine de bir mahallenin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Köhne Yiğit ve İbn-i Yiğid-i Köhne adını taşıyan mahalle ve bu mahalledeki cami, Paşa Yiğit’e aittir.

 İNEGÖL’ DE LALA YİĞİT ÇİFTLİK KÖYÜ

Yiğit-Lala Çiftliği, İnegöl’de bir köydür. 1927 yılından itibaren bu köye, yalnız, Yiğit denmiş ve Lala ismi kaldırılmıştır.

Paşa Yiğit, devlet hizmetinden ayrıldıktan sonra Bursa’ya gelmiş ve kendini hayır işlerine vermiştir. Ünvanı da, Lala Yiğit ve Köhne Yiğit olarak değişmiş ise de fetret devrinin kaosundan-yine de-kendini kurtaramamıştır.

Bunun için Paşa Yiğit, 1413 yılından sonra Bursa’dan da ayrılma durumunda kalmış ve İnegöl’e gelerek çiftliğine yerleşmiştir.

Önceleri, Yiğit-Lala Çiftliği ismiyle anılan bu yöre, daha sonraki yıllarda Nikdîh Baba yani Çiftçi Baba ismiyle anılmaya başlamıştır.

İnegöl yöresindeki çiftliğine çekildikten sonra ömrünün sonuna kadar günlük politikadan uzak bir hayat yaşayan Paşa Yiğit, muhtemelen,1420 yılında hayata gözlerini kapamış ve çiftliğindeki mescid meydanına defnedilmiştir.

Sancak Beyliği sırasında Üsküp’te inşa ettirdiği türbesine ise Meddah Baba diye anılan ve Üsküp Paşa Yiğit Camii Medresesi’nde görev yapan müderris, efendi defnedilmiştir.