31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, Türkiye'deki dijital pazarlama sektöründe büyük bir rekabetin yaşandığı bir dönem olarak kaydedildi. Seçimler, siyasi partilerin ve liderlerin dijital reklam kampanyalarına önemli bütçeler ayırarak geniş kitlelere ulaşma çabalarının bir yansımasıydı.

AK Parti: AK Parti, dijital reklam kampanyalarına büyük bir bütçe ayırdı. Seçim öncesinde sosyal medya platformları ve diğer dijital kanallarda geniş kapsamlı reklam faaliyetleri gerçekleştirdi. Toplam harcanan bütçe, 50 milyon TL'nin üzerindeydi. Bu bütçenin büyük bir kısmı, Facebook, Instagram, Twitter gibi popüler sosyal medya platformlarında hedefli reklamlar için kullanıldı.

Kobani Davasında Kararlar Açıklandı Kobani Davasında Kararlar Açıklandı

CHP: Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), dijital reklam stratejilerine önem vererek genç seçmen kitlesine ve şehirli kesimlere hitap etmeyi hedefledi. CHP'nin dijital reklam bütçesi, 30 milyon TL civarındaydı. Özellikle YouTube, Twitter ve Instagram gibi platformlarda etkili reklam kampanyaları yürüttü.

MHP: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), dijital reklamlara önem vererek seçmenlerle etkili bir iletişim kurmaya çalıştı. MHP'nin seçim kampanyası için ayrılan bütçesi, 20 milyon TL civarındaydı. Parti, özellikle milliyetçi kesimlere ve kırsal bölgelere hitap eden içeriklerle dikkat çekti.

İYİ Parti: İYİ Parti, seçim kampanyası için yaklaşık 15 milyon TL'lik bir dijital reklam bütçesi ayırdı. Parti, özellikle genç seçmenlerin ilgisini çekmek ve kentsel kesimlerde destek sağlamak için sosyal medya platformlarını etkin bir şekilde kullandı.

HDP: Halkların Demokratik Partisi (HDP), seçim kampanyası için dijital reklamlara önem vererek geniş kitlelere ulaşmaya çalıştı. Ancak HDP'nin diğer partilere göre daha sınırlı bir bütçeyle hareket ettiği görüldü. Tahmini harcanan bütçe, 10 milyon TL civarındaydı.

Bu rakamlar, siyasi partilerin dijital medya stratejilerine ne kadar önem verdiğini ve seçmenlerle doğrudan iletişim kurma çabalarının ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Dijital reklam kampanyalarının etkili bir iletişim aracı olarak kullanılması, siyasi partilerin seçmenlerle bağlarını güçlendirmeye yönelik önemli bir strateji olarak öne çıkıyor.

31 Mart 2024 yerel seçimleri, Türkiye'deki dijital pazarlama sektöründe yoğun bir rekabetin yaşandığı önemli bir döneme işaret ediyor. Seçimlerde, 61 milyondan fazla seçmenin katılımıyla gerçekleştiği ve siyasi partiler ile liderlerin dijital reklam kampanyalarına önemli bütçeler ayırdığı belirtiliyor.

Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan'ın açıklamalarına göre, son 30 günde 500 milyon TL'nin üzerinde dijital reklam harcaması yapıldı. Bu rakam, Türkiye'de dijital pazarlamanın artan önemini ve seçim kampanyalarının dijital platformlarda yoğunlaştığını gösteriyor. En dikkat çekici harcamanın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından gerçekleştirildiği vurgulanıyor. CHP, bu dönemde 32 milyon TL'nin üzerinde bir harcama yaparken, en yakın rakibi AK Parti ise 6.8 milyon TL'ye yakın bir rakamla ikinci sırada yer alıyor.

Kaplan'a göre, seçim kampanyalarında özellikle emekliler hedef alınarak Facebook reklamlarına ağırlık verildiği ifade ediliyor. Ancak, diğer dijital platformların da kampanyaların önemli bir parçası olduğu belirtiliyor. Örneğin, YouTube Türkiye'de önemli bir video platformu haline gelirken, TikTok ise genç kitleyi etkilemek amacıyla tercih edildiği görülüyor. Ancak, TikTok'un reklam politikalarının katı olması nedeniyle partilerin genellikle influencerları kullanarak içeriklerini yaymayı tercih ettiği belirtiliyor.

Ancak, Kaplan aynı zamanda bazı hatalara da dikkat çekiyor. Özellikle gece saatlerinde gönderilen reklam mesajlarının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kurallarını ihlal ettiğini belirtiyor. Bu tür hataların, siyasi liderlerin kamuoyunda güven kaybına neden olabileceğini ve seçmenlerde olumsuz bir izlenim bırakabileceğini vurguluyor.

Seçim kampanyaları sırasında siyasi partilerin ve liderlerin KVKK kurallarına tam olarak uyması ve etik sınırları gözetmesi gerektiğini vurgulayan Kaplan'a göre, bu, dijital pazarlama alanında gelecekteki seçimlerde de önemli bir rol oynayacak. Bu durum, siyasi aktörlerin dijital kampanyalarını planlama ve uygulama süreçlerinde daha dikkatli ve etik bir yaklaşım benimsemelerini gerektirebilir.

Kaynak: Özkan Duran