İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde öğretmen Fatma Nur Çelik’in okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Bursa’daki eğitim sendikaları okullarda şiddete son verilmesi çağrısıyla yürüyüş düzenledi.
Şehreküstü Meydanı’nda başlayan eylem, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasıyla sona erdi.
Anadolu Eğitim Sendikası (AES), Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen), Eğitim-İş, Eğitim Sen Bursa, Devlet Memurları Eğitim Sendikası, Öğretmen Sendikası ve Özel Sektör Öğretmenler Sendikası üyeleri okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekmek amacıyla Şehreküstü Meydanı’nda bir araya geldi.

Yürüyüşe Önce İzin Verilmedi
Eylem başlangıcında valilik izni bulunmadığı gerekçesiyle polis yürüyüşe izin vermedi.
Sendika temsilcileri ile valilik yetkilileri arasında yapılan görüşmelerin ardından eylemciler polis eşliğinde Şehreküstü Meydanı’ndan Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü binasına kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

“Okullarda Güvenlik Görevlisi Bulunmalı”
Anadolu Eğitim Sendikası Bursa İl Başkanı Göksel Koyuer, Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği saldırının ardından okullarda güvenlik eksikliğinin yeniden gündeme geldiğini söyledi.
Okullarda güvenlik görevlisi bulunmamasını eleştiren Koyuer, güvenliğin sağlanmasının devletin sorumluluğu olduğunu ifade etti.
“Daha kaç öğretmenimizi kaybedeceğiz? Okullarda güvenlik görevlisi için daha ne olması gerekiyor? Tüm kamu kurumlarında güvenlik görevlisi varken okullar kaderine terk edilmiş durumda. Tüm okullarda güvenlik görevlisi bulunması devletin asli görevidir.”
Koyuer ayrıca olayın hukuki sürecinin sendikalar tarafından yakından takip edileceğini de belirtti.
“Bir Öğretmen Daha Evine Dönemedi”
Eğitim Gücü Sen Başkanı Okan Atar ise benzer olayların ihmal ve geciken önlemler nedeniyle tekrarlandığını ifade etti.
Eğitim çalışanlarının güvenlik kaygısının şehirler ve isimler değişse de aynı kaldığını vurgulayan Atar, şiddet eğilimlerinin erken tespit edilmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Bursa’daki Öğretmenlerin Güvenliği Nasıl Sağlanacak?”
Eğitim-İş adına konuşan Özkan Ronay ise Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne çağrıda bulunarak eğitim çalışanlarının güvenliği konusunda açıklama yapılmasını istedi.
“Böylesi acılı bir günde il milli eğitim müdürü neden yanımızda değil? Gelin buraya; Bursa’daki kırk bin öğretmenin ve yedi yüz bin öğrencinin güvenliğini nasıl sağlayacaksınız açıklayın.”
“Okulları Şiddete Teslim Etmeyeceğiz”
Eğitim-Sen Bursa Temsilcisi Derviş Erdem, saldırıda iki eğitim emekçisi ve bir öğrencinin yaralandığını, yaralılardan birinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak kalıcı ve önleyici adımların atılmamasının şiddet ortamını derinleştirdiğini ifade etti. Erdem, güvenli olmayan bir okul ortamında sağlıklı bir eğitim sürecinin yürütülemeyeceğini söyledi.
“Okulları Korumasız Bırakan Anlayışın Sonucu”
Devlet Memurları Eğitim Sendikası Başkanı Metin Özsüt de yaşanan olayların basit bir talihsizlik olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek okullarda güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu dile getirdi. Özsüt, bir kişinin bıçak veya silahla okula girebilmesinin ciddi bir sistem sorunu olduğunu ifade etti.
“Öğretmenler Okula Çelik Yelekle Gitmek İstemiyor”
Hürriyetçi Eğitim Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Abit Şenel ise okul giriş ve çıkışlarındaki güvenlik eksikliklerine dikkat çekerek eğitim çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapmak istediğini söyledi.
“Okullarda polis yok, öğretmenler savunmasız. Eğitim emekçileri okula çelik yelekle değil, kağıt ve kalemle gitmek istiyor.”
Sendikalardan Yetkililere Çağrı
Sendikalar tarafından yapılan ortak açıklamada, okullarda şiddetin yalnızca bireysel olaylardan ibaret olmadığı; medyada, siyasette ve bürokraside kullanılan sert ve kutuplaştırıcı dilin de bu ortamı beslediği ifade edildi. Öğretmenlik mesleğinin değersizleştirilmesinin eğitim çalışanlarını hedef haline getirdiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca ekonomik zorluklar, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ve rehberlik hizmetlerindeki eksikliklerin de gençler arasında şiddet riskini artıran faktörler arasında yer aldığı belirtildi.
Sendikalar, okul güvenliği konusunda bilimsel ve katılımcı bir politika oluşturulmasını, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesini, okullarda yeterli sayıda uzman personelin görevlendirilmesini ve şiddeti önlemeye yönelik bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmasını talep etti.
Açıklamada ayrıca saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması ve ihmali bulunanların tespit edilerek sorumluların hesap vermesi gerektiği ifade edilerek, eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ortamı talebinin temel bir hak olduğu vurgulandı.
Sendika temsilcileri, hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’in anısı önünde saygıyla eğildiklerini belirterek benzer olayların yaşanmaması için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.

Yapılan açıklama metni şöyle:
"Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır.
Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.
Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz:
Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.
Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez.
Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz."











