Geliştirilen sistemin temelinde kamera destekli bir izleme altyapısı yer alıyor. Bu altyapı, motosikletin çevresini anlık olarak takip ederek özellikle kör noktalardan yaklaşan araçları tespit etmeyi hedefliyor. Tehlike algılandığında sürücü ilk aşamada sesli ya da görsel uyarılarla bilgilendiriliyor.
Ama asıl fark, bu uyarıdan sonra sistemin nasıl devreye girdiğinde ortaya çıkıyor.
Müdahale Bir Anda Değil, Kademeli Olacak
Honda’nın üzerinde durduğu nokta, ani ve sert müdahalelerin motosiklet dengesini bozma ihtimali. Bu nedenle sistem, tek hamlede kontrolü ele almak yerine aşamalı bir destek sunuyor.
Sürücü tehlikeyi fark edip manevraya başladığında, teknoloji fren, gaz ve direksiyon hareketlerini eş zamanlı izliyor ve gerektiği kadar yardımcı oluyor. Eğer sürücüden herhangi bir tepki gelmezse, bu kez direksiyon desteği yavaş yavaş artırılarak motosikletin güvenli yöne yönelmesi sağlanıyor.

Amaç Dengeyi Bozmadan Koruma Sağlamak
İki tekerlekli araçlarda denge, otomobillere kıyasla çok daha hassas. Honda da bu gerçeğin farkında. Şirket, geliştirdiği sistemle motosikleti bir anda “zorla” yönlendirmek yerine, sürücüyü destekleyerek kazadan kaçınmayı hedefliyor.
Ancak farklı yol koşulları, trafik yoğunluğu ve sürücü refleksleri gibi değişkenler, bu tür bir teknolojinin gerçek hayatta kusursuz çalışmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle sistemin ne kadar müdahaleci olacağı konusu büyük önem taşıyor.
Yollara Ne Zaman Çıkacak?
Honda’nın bu teknolojiyi ne zaman seri üretime taşıyacağı henüz net değil. Ancak alınan patent, motosiklet dünyasında gelişmiş sürüş destek sistemlerinin artık daha fazla konuşulacağını gösteriyor.




