Türkiye'de milyonlarca insanın baş ağrısıyla mücadele ettiği günlerde, bu ağrıların büyük bir kısmını oluşturan migrenle ilgili uzmanlar sürekli olarak uyarılarda bulunuyor. Son açıklama, Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini'den geldi ve migrenli hastaların dikkat etmeleri gereken konuları detaylı bir şekilde ele aldı.

Migren, genellikle şiddetli baş ağrıları, mide bulantısı, ışık ve sese karşı aşırı duyarlılık gibi belirtilerle karakterize edilen kronik bir nörolojik hastalıktır. Migren atağına yol açan bir dizi tetikleyici faktör bulunmaktadır ve bu faktörler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

Dr. Celal Şalçini, migreni tetikleyen bazı yaygın unsurlar üzerinde durarak, özellikle kadınlarda daha sık görülen bazı gıdalardan kaçınılması konusunda uyarılarda bulundu. Çikolata, peynir, fındık, salam ve sosis gibi besinlerin migren atağını tetikleyebileceğine dikkat çeken uzman, bu gıdalardan uzak durmanın migrenli hastalar için önemli olduğunu vurguladı.

Ayrıca, Dr. Şalçini, migrenin sadece gıdalarla değil, aynı zamanda stres, hormonal değişiklikler, uyku düzensizlikleri ve çevresel faktörler gibi çeşitli etmenlerle tetiklenebileceğine de dikkat çekti. Hastaların migren atağını tetikleyen özel unsurları belirlemeleri ve bu unsurlardan kaçınmalarının, yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini ifade etti.

Uzman, migrenle başa çıkmak için ilaç tedavilerinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de önemli olduğunu belirtti. Düzenli egzersiz, düzenli uyku alışkanlıkları ve sağlıklı beslenme gibi faktörlerin migrenin kontrol altına alınmasına yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.

Migrenle mücadelede bireyin kendi yaşam tarzını anlaması ve bu doğrultuda değişiklikler yapması, uzun vadeli bir rahatlama sağlayabilir. Uzmanlar, bu konuda danışmanlık ve destek almanın önemine vurgu yaparak, migrenin kontrol altına alınabilen bir rahatsızlık olduğunu ve tedaviye uyumun hayati olduğunu belirtiyorlar.

Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migren hakkında detaylı bilgiler vererek, bu baş ağrısı tipinin özelliklerini ve tedavi yöntemlerini açıkladı. Dr. Şalçini, migrenin genellikle şiddetli, sıklığı, ağrı bölgesi ve devam etme süresi değişken olan bir baş ağrısı tipi olduğunu belirtti. Hastalarda sıklıkla bulantı ve kusmanın eşlik ettiğini, ataklar sırasında ses ve ışıktan rahatsızlık duyulabileceğini ifade etti. Ayrıca, migrenin gerilim tipi baş ağrısından sonra en sık görülen baş ağrısı tipi olduğunu ve genellikle bu iki tip baş ağrısının birbirini takip edebildiğini vurguladı.

Özellikle kadınlık hormonu östrojen ile ilişkili olduğundan migrenin kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten Dr. Şalçini, menstrüel dönemde ağrıların şiddetlenmesi veya azalması gibi hormonal değişikliklere bağlı olarak migrenin seyrindeki değişimlere dikkat çekti. Migren ataklarının genellikle yarım baş ağrısı şeklinde olduğunu ve atakların en fazla üç gün sürdüğünü ifade etti.

Parvovirüs b19 nedir? belirtileri nelerdir? Parvovirüs b19 nedir? belirtileri nelerdir?

Migren ataklarının bazı faktörlerden tetiklenebileceğini söyleyen Dr. Şalçini, bu faktörler arasında stres, parlak uyarılar, hava şartları, travma, menstrüasyon, uykusuzluk, açlık, bazı yiyecekler ve içecekler, egzersiz, doğum kontrol hapları, soğuk gıdalar, damar genişletici ilaçlar gibi etkenlerin yer aldığını belirtti.

Tedavi açısından Dr. Şalçini, migren tedavisinin iki temel yaklaşımı olduğunu ifade etti. Birincisi, atak sırasında kullanılan ilaçlarla atakları önlemeye yönelik tedavi; ikincisi ise profilaksi olarak adlandırılan, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yönelik tedavi. Atak tedavisi için genellikle ağrı kesicilerden migrene özel ilaçlara kadar çeşitli ilaçların kullanılabileceğini belirtti.

Son zamanlarda tedaviye dirençli migren ataklarında botulinum toksini veya bilinen adıyla botoksun kullanılabildiğini belirten Dr. Şalçini, bu yöntemin dirençli vakalarda başarılı olduğunu ifade etti. Profilaksi amaçlı olarak antidepresanlar, hipertansiyon veya nörolojik ilaçların kullanılabileceğini söyledi.

Dr. Celal Şalçini, migrenle ilgili bu bilgileri paylaşarak hastaların bilinçlenmesine ve doğru tedavi seçeneklerini değerlendirmesine katkıda bulunmuş oldu.

Kaynak: Haber Merkezi