İnegöl’ün iş ve sosyal yaşamında tanınan isimlerinden Lütfü Şimşek, üçüncü kitabı ve ilk romanı “Gülce Hatun” için tanıtım programı düzenledi. Bursa siyasetinden, iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda davetlinin katıldığı program, İnegöl’ün kültürel hafızasına dair önemli mesajlara sahne oldu.

Roman, 93 Harbi’nin ardından Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan zorlu göç sürecini merkezine alıyor. Eserde, bir kadının acılarla örülü yaşamı üzerinden İnegöl’ün kurtuluş dönemindeki mücadelesi anlatılıyor.

İnegöl'de Servis aracının çarptığı yaşlı adam yaralandı
İnegöl'de Servis aracının çarptığı yaşlı adam yaralandı
İçeriği Görüntüle

Göç ve Mücadele Romanın Merkezinde Yer Aldı

“Gülce Hatun”, tarihi gerçeklerle duygusal anlatımı bir araya getiren bir eser olarak dikkat çekiyor. Kitapta, göç yollarında yaşanan dramlar, ailelerin Anadolu’da yeniden hayat kurma çabası ve İnegöl’ün tarihi dönüşümü ele alınıyor.

Romanın ana karakteri Gülce Hatun, savaş yıllarında ayakta kalma mücadelesi veren güçlü bir kadın figürü olarak öne çıkıyor. Eserde, kadınların Milli Mücadele dönemindeki görünmeyen fedakârlıklarına da yer veriliyor.

Tanıtım Gecesinde Duygusal Anlar Yaşandı

Programın açılış konuşmasını Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Alinur Aktaş yaptı. Aktaş, kitabın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, Lütfü Şimşek’in bu eserle yalnızca bir roman yazmadığını, aynı zamanda İnegöl’ün toplumsal hafızasına katkı sunduğunu ifade etti.

Aktaş, yazarlığın yalnızca eğitimle değil, hissederek ve yaşayarak mümkün olduğunu söyledi. Eserde, Gürcü göçmenlerin yanı sıra Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan Anadolu’ya gelen insanların yaşadığı acıların da satırlara taşındığını dile getirdi.

“İnegöl’ü Vatan Yapan İnsanların Hikâyesi”

Yazar Lütfü Şimşek ise konuşmasında romanın ortaya çıkış sürecini anlattı. Tarihi kaynaklardan, aile büyüklerinin aktardığı hatıralardan ve dost sohbetlerinden ilham aldığını belirten Şimşek, Gülce Hatun karakterinin gerçek yaşam hikâyelerinden beslendiğini söyledi.

Şimşek, eserin yalnızca bir göç hikâyesi olmadığını vurguladı. Romanın, İnegöl’ü vatan yapan insanların direnişini ve savaş yıllarında gösterilen fedakârlıkları anlattığını ifade etti.

Gülce Hatun’un Destansı Mücadelesi Anlatıldı

Kitapta, Gülce Hatun’un Milli Mücadele yıllarında “Çöreveriler” olarak bilinen milis grubunun başında yer aldığı anlatılıyor. Roman, işgalci çetelere karşı verilen yerel direnişi ve bu süreçte kadınların üstlendiği sorumlulukları okuyucuya aktarıyor.

Tanıtım programında söz alan katılımcılar da eserin tarihi yönüne dikkat çekti. Kitabın, yalnızca edebi bir çalışma değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı canlı tutan bir kaynak olduğu belirtildi.

Katılımcılardan Kitaba Övgü

Programda konuşan Bülent Temelli, kitabın göçün insan hayatı üzerindeki etkilerini güçlü bir şekilde yansıttığını söyledi. Temelli, geçmişte yaşanan dramların bugün farklı coğrafyalarda yaşanan acıları anlamaya da katkı sunduğunu ifade etti.

Mustafa Şiren, kendi aile hikâyesinin romana ilham vermesinden dolayı duygulandığını dile getirdi. Semih Şeherli ise eserdeki tarihi tasvirlerin okuyucuya sinema sahnesi hissi verdiğini belirtti.

İnegöl’ün Kent Hafızasına Katkı

“Gülce Hatun”, bireysel bir yaşam öyküsünün yanı sıra İnegöl’ün demografik ve kültürel değişimini de konu alıyor. Kitapta, 1870’li yıllarda yaklaşık 10 bin nüfusa sahip olan İnegöl’ün göçlerle birlikte nasıl büyüdüğü ve yeni yerleşimlerin nasıl kurulduğu anlatılıyor.

Yerel savunma birliklerinin oluşumu, göçmenlerin yerleşim süreçleri ve Anadolu’da yeniden kök salma mücadelesi de romanın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Eserin, İnegöl’ün yakın tarihine ışık tutan önemli çalışmalardan biri olduğu ifade edildi.

Kaynak: www.inegolonline.com