Serdar Sevinç

Yaşadığımız yer İnegöl mü?

21 Ocak 2019 / Pazartesi 09:27:41 | YAZARLAR | Serdar Sevinç

Biliyorum şimdi bu başlığa bakıpta nereden çıktı bu der gibisiniz. İnegöl için hep 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu, birçok önemli kadim medeniyetin bu topraklarda hüküm sürdüğünü, geçmişin bize bıraktığı zengin mirasın bizleri bugünlere nasıl getirdiğini dile getirir dururuz. Tabi ki bu söylemleri aktarırken bazı veriler ışığında, bize yol gösteren bazı kaynakların aktardıkları anekdotlar rehberliğinde tarihimize ışık tutmaya çalışmaktayız.

 

İNEGÖL NERESİ?

İnegöl’ü 1299 tarihinde Osman Gazi’nin silah arkadaşı Turgut Alp tarafından fethettiğini söyleriz.Fethi gerçekleştiren kişinin Osman Gazi olduğunu söyleyen kaynaklarda var. Aşıkpaşazade, Tevarih-i Al-i Osman adlı eserinde genişbir şekilde İnegöl’ün fetih olayını irdeler. Tabi bu fetih öncesi Osman Gazi’nin Kulaca kalesini alması ve İnegöl’ün çevresini abluka altına alarak bölgenin en güçlü tekfurlarından olan İnegöl Tekfuru Aya Nikola’nın mağlup edilmesiyle İnegöl bir Osmanlı şehri olmuştur. Ha şimdi şöyle bir soru her zaman içimi kemirip duruyor. Gerçekten İnegöl’ün fethedilerek alındığı kale neresiydi.Tabi şunu da söylemek gerekir ki Osmanlının kuruluş dönemi hakkında birinci elden kaynaklar maalesef yok. Tevarih-i Al-i Osman adlı eseri yazan Aşıkpaşazade’nin 15.yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden biri olduğunu söylersek, konuyu daha iyi özetleyeceğimize inanıyorum. 

 

CUMATEPE(İNEGÖL) HÖYÜĞÜ

Olayı farklı açıdan yaklaşırsak, İnegöl Belediye Binasının arka tarafında bir zamanlar önemli bir yerleşim yeri olan ve Cumatepe(İnegöl) Höyüğü olarak literatürlere geçen yerin tekfurluk merkezi olduğu ve İnegöl Kalesinin bu alanda mevcut olduğu konusunda öngörüler öne çıkıyor.Zaten coğrafi olarak baktığımızda İnegöl merkezine göre bu yerin yüksek bir yer olduğunu görebiliriz. Bu höyük ilk olarak 1939 yılında Alman Arkeolog Kurt Bittel tarafından tespit edilmiş, daha sonraki yıllarda çeşitli  bilim adamları tarafından da incelenmiştir.

 

KALKOLİTİK DÖNEMDEN GEÇ OSMANLIYA KADAR

Bursa Arkeoloji müze uzmanlarının çeşitli araştırmaları sonucunda da İnegöl Höyüğü Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 01.08.1993 gün ve 3328 sayılı kararı ile üçüncü derecede sit alanı olarak ilan edilmiştir. Daha sonraki tarihlerde Müze uzmanlarının çeşitli kurtarma kazılarında yaptığı açmalarda çıkan malzemelerden, höyüğün kalkolitik dönemden geç Osmanlıya kadar bir seyir izlediği tespit edilmiştir. İnegöl höyüğünde yapılan kurtarma kazılarında en üst tabakadaki Geç Osmanlı seramiklerinden başlayarak, daha alt tabakalara inildikçe Milet seramikleri de dediğimiz kırmızı hamurlu, beyaz astarlı ve mavi beyaz bezemeli beylikler seramiklerini, daha sonraki katmanlarda sigrafitto tekniği (kazıma tekniği) ile yapılmış daha çok Bizans dönemine tarihlenen sırsız veya turuncu, sarı sırlı seramikleri, çeşitli mezarları, bu mezarlardan Roma ve Helenistik çağa ait seramikleri görebiliriz.

 

İNEGÖL KALEMİZE NE OLDU?

Ha şunu da söylemek isterim ki fethedilen kale burasıysa kale neden bugüne kadar gelemedi. Meşhur Bizans tekfuruna  ait bu kale nasıl yok oldu. Bir kalemiz olsa hiçte fena olmazdı diye düşüncesindeyim.

 

İNEGÖL BAŞKA BİR YER Mİ?

O dönemde ova üzerinde bir höyük üzerinde yerleşim olduğu tartışılması gereken bir konu. Cumatepehöyüğü’ndeki yerleşim yerinin küçük bir Bizans yerleşimi olduğuna dair öngörüler de mevcut. Bölgenin en güçlü tekfurluk merkezinin böylesi korunaksız bir yerde olabileceğini sanmıyorum. Çevresine korku salan Aya Nikola’nın sahip olduğu tekfurluk merkezinin daha çok Uludağ yamaçlarında olduğunu düşünmekteyim.

 

MODRA; İNEGÖL KALESİ OLABİLİR Mİ?

Bedrenin üstündeki antik yerleşim yeri olan Modra İnegöl kalesi olabilir mi? Bizans döneminde Angelacoma olarak zikredilen İnegöl’ün, yüksek rakımlı tepelerde antik yerleşim yerlerine sahip olması, olayı biraz daha esrarengiz bir noktaya taşıyor. Bu açıdan baktığımızda Modra dediğimiz yerde büyük bir yerleşim yerinin olduğu konusunda bazı bilgiler karşımıza çıkıyor. Her ne olursa olsun tarihe dokunmamız gerekiyor. İnegöl’ün tarihine ışık tutmanın zamanı geldi de geçiyor.

 

BU SORULARIN CEVAPLANMASI GEREKİYOR

Turgutalp’inİnegöl’ü Bizans Tekfuru Aya Nikola’dan alarak Osmanlı şehri yaptığı İnegöl kalesi ile Osman Gazi’nin ilk fethettiği kale olan Kulacahisar kalesi nerede, bunun yanında döneminin önemli şehirlerinden olan Modra ileİnegöl kırsalındaki antik yerleşim yerleri nasıl ortaya çıkarılabilir, dahası bugün üzerinde yaşadığımız ve İnegöl diye adlandırdığımız yer gerçekten İnegöl mü?

 

 

NESNEL, NİTELİKLİ VE BİLİMİN IŞIĞINDA YENİ VERİLERE İHTİYACIMIZ VAR

Bu kadar soru yağmuru içerisinde İnegöl’ün bu noktada gerçekten nesnel, nitelikli ve bilimin ışığında yeni verilere ihtiyacı olduğu aşikar. Gerekli arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarına ihtiyacımız var. Sis perdesinin aralanıp, İnegöl’ün saklı kalmış bu dönemine ışık tutulması şart.

 

Özellikle İnegöl’ü yönetenlerin ve STK’ların bu konuda el birliği içerisinde bulunarak İnegöl’ün tarihine yeni bir soluk getirmesi gerekiyor. İnegöl için Mobilya, Sanayi, Tarım ve Turizm şehri derken bu alanda birçok değerimiz var derken, bu değerlere değer katacak onları en güzel şekilde taşıyacak, en önemli değerimiz İnegöl’ümüzün geçmişine gelin hep birlikte sahip çıkalım.

 

İnegöl’ün tarihini hissetmek, ona dokunmak ve onu her daim yüceltmek dileğiyle, kalın sağlıcakla…

 

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)