Nurettin Yıldız
nurettin@yildiz.com

GEVŞEMEYİN! (1)

26 Ocak 2018 / Cuma 18:11:49 | YAZARLAR | Nurettin Yıldız

Kur’an’ımızın açık emirlerinden biri gevşememektir. ‘Zinaya yaklaşmayın.’ buyurduğu gibi ‘gevşemeyin’ buyurmuştur. Alkolü ve kumarı yasakladığı gibi gevşemeyi, yılmayı da yasaklamıştır. ‘Gevşemeyin!’ uyarısı, ‘dik durun, yılmayın’ şeklinde bir emirdir.

Mü’min insan, Allah Kur’an’da emretti diye namaza durduğu, oruç tuttuğu, zekât verdiği, haccettiği gibi Allah emretti diye gevşemeye karşı kendisini test etmeye memurdur.

Namazı ihmal etmek nasıl Kur’an’ın bir emrine karşı ihmal ise hayatın önüne koyduğu nimet ve külfetler karşısında bitip erimek de bir ihmaldir.

İnsanlar, Allah’ın dini İslam’ı öğrenirken -namazı öğrendikleri gibi-, erimeden, yılıp gevşemeden bir hayat yaşamak zorunda olduklarını da öğrenmelidirler.

Çocuklara tahareti, abdesti öğrettiğimiz gibi dik durma yöntemlerini de öğretmeliyiz. Kur’an’ı kelime kelime öğrenen çocuklarımız, nefes nefes ayakta kalmayı da bizden öğrenmelidirler.

Şeytan bitkin ve tükenmiş bir mü’min nesil için dünyayı başımıza yığarken biz çocuklarımızı eğilip bükülmeden yaşama yöntemleri ile donatmaya mecburuz. İslam budur; hem namaz hem ayakta kalma taktiklerine vakıf olmak.

Kur’an, namazı ve diğer emirleri nasıl beyan ediyorsa, Allah’ın bir emri olarak gevşememeyi de emretmektedir. Dengeli bir Müslümanlık ancak böyle mümkündür.

Yılışık ve tükenmiş umutların çöreklendiği beyinlerin sahipleri ile dolmuş camiler çiçek açan camiler değildir. Uhud gibi mahzun eden bir sonuca rağmen ikinci bir hamleye hazır nesil olmak gerekmektedir.

Evlerimiz gevşememelidir. Daralmış ekonomimiz, müzmin hastalıklarımız, eşler arasındaki anlaşma zorlukları yıldırmamalıdır. Çocuklar üzerindeki beklentilerimizin gerçekleşmediğini görmek, gayretlerin sonuçlanmaması yıldırmamalıdır.

Gevşeyen evler, umudu tükenmiş aile fertleri olarak görülmemeliyiz meleklere. Her şeye rağmen ‘Rabbine itimat eden’ mü’minler olmamız; tıpkı bir Cuma namazı için camide saf olmuş mü’minler olmamız gibidir. Evlerimizi ne katlanmak durumunda kaldığımız sıkıntılar gevşetmelidir ne de içinde boğulacak gibi olduğumuz nimetler.

Gevşemiş evler şeytanın ağlarına takılmaya daha yakın bir noktadadır. İbadette, tahammülde, sabırda gevşememiş evler mü’min evlerdir. Günübirlik düşünmeyen, ebedî âlem için planlanmış evler umut dolu evlerdir.

Camilerimiz gevşememiş mü’minlerin camileri olmalıdır.

Camide, mesela cep telefonu ile konuşmak bir gevşeme çeşididir şüphesiz. Caminin duvarlarındaki tezyinatın içinde eda edilecek ibadet gibi önemsenmesi de bir gevşemedir.

Camilerimizin mimari ihyasından önce ruhi ihyası dikkate alınmalıdır. Rabbimizin ‘gevşemeyin’ emrine bu da dâhildir.

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)