Gece saatlerinde zihinsel faaliyetlerin ve derin düşüncelerin artış göstermesi üzerine yürütülen bilimsel çalışmaların sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Uzmanlar, bu durumun biyolojik ve psikolojik temellerini detaylandırdı.
Beynin dinlenme modundayken aktifleşen "Varsayılan Mod Ağı" (DMN), gece sessizliğinde daha belirgin hale geliyor. Gündüz maruz kalınan dış uyaranların azalması, zihnin kendi içine dönmesine yol açıyor.

Sirkadiyen ritim ve prefrontal korteks etkisi
Biyolojik saatin etkisiyle gece saatlerinde beyindeki prefrontal korteks aktivitesinde değişimler yaşanıyor. Bu değişim, mantıksal süzgeçlerin zayıflamasına ve yaratıcı veya kaygılı düşüncelerin artmasına neden oluyor.
Bilim insanları, gece düşüncelerinin evrimsel bir savunma mekanizması olabileceğini de kaydediyor. Karanlıkta çevresel tehlikelere karşı tetikte olma içgüdüsü, bilişsel uyanıklığı ve içsel sorgulamayı beraberinde getiriyor.

Gece ruminasyonu ve hormon dengesi
Melatonin seviyesindeki artış uykuya hazırlık sağlarken, eş zamanlı olarak kortizol seviyelerindeki dalgalanmalar "gece ruminasyonu" adı verilen derin ve tekrarlayıcı düşünce döngülerini tetikleyebiliyor.
Dış dünyadan gelen ses ve görsel uyaranların minimuma inmesi, beynin gün içinde ertelenen duygusal verileri işleme sürecini başlatıyor. Bu durum, bireylerin gece saatlerinde kendilerini daha sorgulayıcı hissetmesine zemin hazırlıyor.




