İnegöl İmam Hatip mezunları Derneği Başkanı Ahmet Taştan ülkemizde demokrasinin kara günü olarak ilan edilen 28 Şubat zulmünü eleştiren bir basın açıklaması yayınladı.

28 Şubat günlerinde Ben daha yeni bir öğretmendim. İnegöl İmam Hatip Lisesi'nde göreve başlamıştım. Fakat kısa zaman sonra üniversitelere başörtülü okuma yasağı getirildi ve sonra liselere indi bu yasak. Bursa ili de pilot bölge olarak seçildi o zamanlarda. Bursa valisi Orhan Taşanlar titizlikle bu uygulamayı devam ettirdiler. Askeri vesayet, siyasetin üzerine çökmüştü. Basın yayında birçok beyanatlar veriliyor ve brifingler düzenleniyordu. Siyasiler korkarlardı komutanlardan.

Ahmet Taştan Gençgazete

NE İÇİN 28 ŞUBAT YAPILDI?

Korkunun ecele faydası yoktur derler atalar.

İmam Hatip Lisesi mezunlarının bugün ekonomi, hukuk, basın yayın ve yönetimin her kademesinde elde ettiği başarıyı o günden görmüş olmalarıydı gerçek sebep. Başörtünün zulmünü ortaya koyanlar, kızlarımızın başlarını açarak üniversite de derslere girmesini istiyorlardı. Başörtüsü bir sembol idi. İnancının gereği başını örtmüş olan genç kızlarımız, siyasette onlara destekleyen partilerin olması sebebiyle bunun siyasi bir argüman olarak değerlendirdiler.

Kendi de biliyordu aslında bir inancın sancağı/bayrağı olduğunu. Fakat dış güçlerden aldığı zihniyetin uzantısı olan fikirleri gereği kızlarımızın başına o kirli ellerini uzattılar. Cumhuriyet tarihinde böyle bir karar leke ile demokrasimiz zedelenmiş oldu. Liselerde de başörtüsü yasağı getirildi. İmam Hatipler okuyan küçük kızlarımız bu zulmü yaşadılar. Yürüyüşler düzenlendi, günlerce okul kapılarında eylemler yapıldı.

Küçük ve genç kızlarımızın direnişi bir mücadele destanı yazdı.

İnegöl'de zehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
İnegöl'de zehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
İçeriği Görüntüle

Biz de o günlerde birçok eyleme katıldık bunlardan en görkemesi yurdun bir başından bir diğer başına el ele tutuşma eylemiydi. Şimdi yaşadığımız başörtüsü özgürlüğü ve gerçek demokrasiyi o günlerde bile mağdur ve mazlum olan insanlar gerçekleştirdiğini görüyoruz. Temel hak olan İnanç hürriyetini bir takım yönetmeliklerle insanların elinden almaya çalışan anlayışlar, (her zaman, bin yıl sürecek deseler dahi) kısa ömürlü olacaktır. İmam Hatiplere yönelik de yapılan bu baskıdan dolayı İmam Hatip Mezunlar Derneği olarak basın açıklamamızda yapmış oluyoruz.

HATIRLIYORUZ

28 Şubat’ı Hatırlıyoruz…

Millet iradesine müdahale edildiği, demokratik zeminin vesayet anlayışıyla daraltıldığı; eğitim gibi en temel hak ve hürriyetlerin ideolojik gerekçelerle sınırlandırıldığı bir dönemi hatırlıyoruz.

Eğitim hakkının çeşitli uygulamalarla engellendiği, gençlerimizin hayallerine set çekildiği, inanç özgürlüğünün tartışma konusu haline getirildiği o süreci hatırlıyoruz.

Başörtüsü sebebiyle okul kapılarında bekletilen genç kızlarımızı; üniversite koridorlarında gözyaşı döken öğrencilerimizi hatırlıyoruz. Katsayı uygulamasıyla imam hatipli gençlerin önüne çekilen engelleri; yalnızca okul tercihleri nedeniyle gelecek planları sınırlandırılan bir nesli hatırlıyoruz.

Bu, yalnızca siyasi bir müdahale değildi.

Bu, toplumumuzun geleceğine, umutlarına ve hayallerine yöneltilmiş sistematik bir engellemeydi.

VESAYETTEN BİLİNCE

28 Şubat, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan tarihsel bir kırılma noktasıdır. “Kamusal alan” söylemi üzerinden sosyal hayatta var olma hakkının sınırlandırılmaya çalışıldığı; gençlerin ya eğitiminden ya da inancının gerektirdiği değerlerinden vazgeçmeye zorlandığı bir dönemdir.

Ancak o günler aynı zamanda güçlü bir bilinçlenme sürecini de beraberinde getirmiştir. Eğitim hakkı için verilen hukuki ve toplumsal mücadele; sabırla, dirayetle ve kararlılıkla yürütülmüştür. Dayanışma büyümüş, hak arama bilinci güçlenmiş, toplumsal sorumluluk duygusu derinleşmiştir.

O günlerden aldığımız en önemli ders açıktır:

Devlet, vatandaşının hak ve özgürlüklerini güvence altına aldığı ölçüde güçlü bir devlettir.

O Günün Gençleri, Bugünün Kurucuları

28 Şubat’ı yalnızca mağduriyet üzerinden okumuyoruz. O günlerin içinden dirayetle çıkan; inancından, kimliğinden ve hayallerinden vazgeçmeyen gençleri de hatırlıyoruz.

Uygulanan psikolojik ve fiziksel baskılar, gençlerimizin azmini kırmamış; aksine daha bilinçli, daha donanımlı ve daha kararlı bir kuşağın doğmasına vesile olmuştur.

Bugün imam hatipli gençler; bilimde, teknolojide, akademide, hukukta, sanatta ve kamusal hayatta ülkemizin yarınlarını şekillendiren bir konumdadır. Dün okul kapılarında bekletilen gençler, bugün o kapıları başkaları için aralayacak bir özgüven ve sorumluluk bilinci taşımaktadır.

Çünkü gençlik yalnızca bir yaş aralığı değildir.

Gençlik; adalet talebidir.

Gençlik; azimdir, çalışmaktır ve sorumluluktur.

Gençlik; geleceği inşa etme iradesidir.

Hafıza, Geleceğin Teminatıdır

Hafıza, geleceği sağlam temeller üzerine kurmanın en güçlü dayanağıdır.28 Şubat’ı bir rövanş duygusuyla değil; ibretle ve sorumluluk bilinciyle hatırlamaktır.

Bugün ayni hataların bir daha yaşanmaması için hatırlıyoruz. Hiç kimsenin eğitim hakkının, inancının ve kimliğinin tartışma konusu edilmediği bir Türkiye idealini güçlendirmek için hatırlıyoruz.

Bilgiyle, ahlakla ve özgüvenle donanmış bir gençliğin yürüyüşü; bu ülkenin en büyük teminatıdır.

Yarınlar, gençlerimizin omuzlarında yükselecektir.

Unutmadık.

Unutturmayacağız.

#Hatırlıyoruz

Kaynak: Haber Merkezi