Bitlis'in İşgali ve Direnişi

1910'lu yılların başında, Türk milleti, doğudan Rus işgaliyle karşı karşıya kaldı. Bitlis ve Van, bu süreçte özellikle ağır bedeller ödedi. Ruslar ve içerideki işbirlikçileri tarafından yapılan zulümlere karşı halk, elde avuçta ne varsa kullanarak direniş gösterdi. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar; herkes bu savunma hareketinin bir parçası oldu. Zor koşullar altında, pek çok kişi şehit düştü, birçoğu da yollara düşerek iç kesimlere göç etmek zorunda kaldı.

Bitlis Türkü

 Beş Minare'nin Hikayesi

İnsani yardımlaşmanın bir parçası olmak ister misiniz? İnsani yardımlaşmanın bir parçası olmak ister misiniz?

Bitlis yıkılmıştı; eski canlılığından eser kalmamış, sokaklar bomboş, yıkık dökük evler ve terkedilmiş hayatlar... İşte bu harap haldeki Bitlis'te, dönüş yolunda, yorgun ve perişan bir baba ile oğul, kırık dökük kalpli ve umutsuz adımlarla ilerliyordu. Yolları Dideban Dağı'nın eteklerine düşmüş, babası oğlunu yollamıştı şehre; belki bir umut, belki bir hayat belirtisi bulur diye.

Baba, oğlunu beklerken her geçen saniye yüreği biraz daha ağırlaşmış, umutları tükenmişti. Ve nihayet, oğlunun dönüşüyle birlikte, tüm umutları bir anda sönmüş, çünkü oğlu şehirden yalnızca yıkıntıları haber vermişti. Bitlis'te hayat belirtisi yok, sadece beş minare ayakta kalmıştı. Geri kalan her yer, her şey enkaz altında kalmış, yıkımın acımasız yüzü her köşede hissediliyordu.

Baba, oğlunun getirdiği bu karanlık haberle sarsıldı, dizlerinin bağı çözüldü ve yere çökerek gözyaşlarına boğuldu. Gözyaşları toprakla karışırken, Bitlis'teki her bir taşın, her bir molozun altında kalan anılarını, sevdiklerini, geçmişini düşündü. O minareler, şimdi Bitlis'in yalnızca tarihini değil, acısını, kaybını ve direnişini de simgeliyordu. Beş minare, beş yara olarak gökyüzüne uzanıyordu, sanki Bitlis'in çektiği acıları tüm dünyaya haykırıyordu.

Bu beş minare, şehrin ve insanlarının yaşadığı acıların, yıkımların ve kayıpların tanıklığıydı. Anlatılan bu hikaye, Bitlis'te yaşanan dramın, yalnızca tarihi bir anekdot olmadığını, aynı zamanda insanların nasıl bir umutsuzluk içinde yaşadıklarının da bir göstergesiydi. Beş minare, Bitlis halkının direnişinin, acılarının ve yıkıma rağmen yaşama tutunma çabalarının simgesi haline gelmişti..

Beş minarenin hikayesi, aynı zamanda direniş, direnç ve umudun evrensel bir mesajını taşır. Bitlis'in bu sembolleri, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarının zengin mirasının bir parçası olarak, halkın geçmişle bağlarını güçlendirir ve gelecek için umut aşılar.

Kaynak: Haber Merkezi