ABD ile İran arasında uranyum zenginleştirme konusunda süren müzakerelerde görüş ayrılıkları devam ederken, İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlattığını duyurması Orta Doğu’da tansiyonu yükseltti. İran’ın farklı bölgelerde ABD üslerini hedef aldığı iddialarıyla birlikte jeopolitik risk algısı küresel piyasalarda yeniden ön plana çıktı.
Yaşanan gelişmelerin piyasalara etkisini değerlendiren Ekonomist Dr. Sefer Humar, savaş ve kriz dönemlerinde en büyük hatanın panik olduğunu vurguladı. Humar, “Finansal piyasalarda en pahalı duygu paniktir. Belirsizlik dönemlerinde herkes aynı hızda koşmamalı. Risk algısı kişiseldir; portföy yönetimi kolektif bir heyecan değil, bireysel bir stratejidir” ifadelerini kullandı.

Jeopolitik Gerilimlerin Ekonomiye Etkisi: Petrol Fiyatları ve Enerji Güvenliği
Jeopolitik gerilimlerin ilk yansımasının genellikle “risk primi” üzerinden görüldüğünü belirten Humar, risk priminin yükselmesiyle birlikte finansal varlık fiyatlarında geri çekilme, güvenli limanlara yöneliş yaşanabileceğini söyledi. Ancak bunun kalıcı bir ekonomik çöküş anlamına gelmediğini, çoğu zaman geçici bir yeniden fiyatlama süreci olduğunu dile getirdi.
Petrol fiyatlarına dikkat çeken Humar, İsrail–İran hattındaki olası bir derinleşmenin enerji arzı konusunda endişeleri artırabileceğini ifade etti. Enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyon beklentilerini yukarı çekebileceğini, bunun da merkez bankalarının para politikası alanını daraltabileceğini söyledi. Enerji güvenliğinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve milli güvenlik başlığı olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Konumu: Jeostratejik Avantajlar ve Dış Politika Esnekliği
Türkiye’nin bu denklemde pasif bir aktör olmadığını belirten Humar, ülkenin enerji koridorlarının kesişim noktasında yer alması nedeniyle gelişmelerden doğrudan etkilenebileceğini kaydetti. Ancak aynı zamanda diplomatik manevra alanı ve arabuluculuk kapasitesinin Türkiye’ye stratejik esneklik sağladığını ifade etti. Ticaretin çeşitlendirilmesi, savunma sanayii yatırımları ve çok boyutlu dış politikanın bu süreçte önem kazandığını dile getirdi.

Yatırımcılara Uyarı: Likidite Yönetimi ve Portföy Çeşitlendirmesi
Yatırımcılar açısından en kritik başlığın “likidite yönetimi” olduğunu belirten Humar, yüksek volatilite dönemlerinde hızlı ve agresif pozisyonların maliyetli olabileceğini söyledi. Kısa vadeli nakit ihtiyacının güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Humar, portföy çeşitlendirmesi, hedge mekanizmaları ve disiplinli varlık dağılımının önemine dikkat çekti.
Değerli Metaller ve Bitcoin: Jeopolitik Risklerin Yansıması
Değerli metaller konusunda ise jeopolitik riskin genellikle altın ve gümüş fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri tetiklediğini belirten Humar, uzun vadeli performansın reel faizlere bağlı olduğunu söyledi. Reel faizlerin negatif kaldığı ortamda altının destek bulduğunu, reel faiz artışının ise yukarı yönü sınırlayabileceğini ifade etti.
Kripto varlıkların ise henüz klasik anlamda “güvenli liman” olarak görülmediğini vurgulayan Humar, piyasanın bu varlıkları daha çok riskli teknoloji yatırımı gibi fiyatladığını belirtti. Bu nedenle savaş ortamında düşüş yaşanmasının şaşırtıcı olmayacağını kaydetti.

Küresel Ekonomik Dönüşüm: Yeni Fırsatlar ve Zorluklar
Küresel sistemin tek kutuplu finansal mimariden daha çok merkezli bir yapıya doğru evrildiğini söyleyen Humar, tedarik zincirleri ve enerji hatlarının yeniden şekillendiğini, bu dönüşüm sürecinin hem risk hem de fırsat barındırdığını ifade etti.
Türkiye’nin Avantajları: Genç Nüfus ve Stratejik Konum
Son olarak yatırımcılara seslenen Humar, “Hız değil strateji kazandırır. Panik değil disiplin kazandırır. Her yatırım kararı kişisel risk algısıyla uyumlu olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.



