Ekonomi

Zirai Don Tarım İşçilerini Vurdu: Binlerce Kişi Mağdur Oldu

Zirai don ve dolu yağışları, 2025 yılı meyve üretimini olumsuz etkiledi. Üretimdeki büyük kayıplar, yalnızca çiftçileri değil, her yıl Türkiye’nin farklı illerine giderek hasat yapan mevsimlik tarım işçilerini de mağdur etti. Özellikle Şanlıurfa ve Diyarbakır’dan yola çıkan binlerce işçi, bu yıl beklediği geliri elde edemedi.

Abone Ol

TÜİK Balıkesir Bölge Müdürlüğü verilerine göre, meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretiminde 2025 yılında yüzde 24,4 oranında azalma bekleniyor. En büyük kayıplar kirazda yüzde 55,7, kayısıda yüzde 65, Antep fıstığında yüzde 54,6, elmada yüzde 38,7, şeftalide yüzde 32,1 olarak öngörülüyor. Bu düşüş, geçimini mevsimlik tarımdan sağlayan binlerce işçiyi doğrudan etkiliyor.

“Ortada Kaldık, Ne Yapacağımızı Bilmiyoruz”

Her yıl Şanlıurfa’dan Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesine işçi getiren çavuş Salih Dağ, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: “Yazın ailece kurduğumuz çadırlarda bahçelere gidiyor, çalışıyor, para biriktiriyor, kışın da geçimimizi sağlıyorduk. Bu yıl ise afet oldu, bahçeleri, meyveleri vurdu. Ağaçlar bomboş.”

Dağ, sadece kendisinin bin 300 işçiyi organize ettiğini belirterek, “Şu anda pancar çapasındayız ancak sonra geri döneceğiz. Gidecek yerimiz yok. Kiraz, vişne, elma, kayısı, fındık yok. Fıstık büyük zarar gördü. Herkes kışın borç yaptı, yazın kazandığıyla ödeyecekti. Ortada kaldık” ifadelerini kullandı.

Kiraz Üretimi Dramatik Şekilde Düştü

Afyonkarahisar’ın Çay ve Sultandağı ile Konya’nın Akşehir ilçelerini kapsayan kiraz üretim havzasında, geçen yıllarda 65 bin ton civarında olan üretimin bu yıl 5 bin ton seviyesine kadar düşmesi bekleniyor. Bu durum, sadece üretici değil, aynı zamanda mevsimlik işçilerin de gelir kapısını daraltmış durumda.

Geleneksel olarak vişne hasadı sonrası Karadeniz’e fındık toplamak için geçiş yapan işçilerin bu yılki rotası belirsiz. Uzmanlar, iklim değişikliği ve ekstrem hava olaylarının tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.