YUSUF KARADAVÎ İLE MUHABBET-1

Abone Ol

YUSUF KARADAVÎ İLE MUHABBET-1

Bir hatıra kitabı ile günlerimi geçirdim yine. Hatıralar samimi bir muhabbet havasında etkileyici bir üslup ile yazıldığında tadına doyum olmuyor.

Daha yakın zamanda rahmet-i Rahmana uğurladığımız Dünya İslam Alimleri Birliği Başkanı olarak tanıdığımız cesur davetçi Yusuf el Karadavi'nin HATIRALARIM (Köy ve Mektup Çocuğu-1) eseriydi bu.

266 sayfadan oluşan birinci kitapta doğduğu köy ve köydeki gelenekler belli başlıklar altında incelenirken bunların İslam'la kıyaslanması da yapılmış yer yer... Dedelerinin, amcalarının, teyzeleri ve çocuklarının annesinin ve babasının yanı sıra ders gördüğü hocaları hakkında bilgi vermiş.

Ben bunları okurken hem tarihin derinliklerine hem de Mısır'ın küçük bir köyüne zihni seferler yaptım. En çok heyecanlandıran yer ise, Hasan El-Benna ile karşılaşmasıydı. Tanıdık birileri olmayınca biraz sıkıcı oldu sayfalar ama bir alimi yakından tanımak benim için memnuniyet vericiydi.

Türkiye'yi çok seven bir alim olduğunu bildiğim Yusuf Karadavi'nin İslam geleneğine, tasavvufuna ve yenilenmeye, Kur'an ve Sünnete bakışlarını da izlemek imkanı buldum. Şimdi kitaptan altını çizdiğim satırlardan seçtiklerimi paylaşıyorum.

"Ben şunu gördüm: İster hoşuma gitsin ister hoşuma gitmesin, hayatımdaki birçok dönüm noktası her zaman kaderin benim için takdiri idi. Ben şuna inanıyorum: Allah'ın benim için takdir ettiği, benim kendim için takdir ettiğimden dilediğimden daha hayırlıdır..."

"İnsan iyilikler konusunda toplumun esiri, kötülükler konusunda da toplumun kurbanıdır..." "Bir insanın ahlakı yoksa hayvanlara benzer..."

"Ben o zamanlarda Kur'an-ı Kerim'in derin etkisi altında kalırdım. Cennet ve cehennemden bahseden ayetlerde kendimden geçerdim. Kimi zaman ağlamaya başlar ve gözyaşlarıma hakim olamazdım. İçten ağlama sesleri safların arasından da gelirdi."

"Ekmeklerin geneli mısır unundandı. Ekmeğe katık olarak da çökelek ya da "miş" adı verdikleri ve içinde kurtçukların oluşturduğu bir peynirdi. Kerpiçten yapılmış testlerden su içerlerdi..."

"Amcam ünlü olmamasına rağmen bazı teselli edici dinlendirici hikayeler anlatırdı. Bazen de bilmece sorardı. "Senin halan, senin babanın kardeşi ise halanın oğlunun dayısı senin neyin olur?"

"Köyde şu inanç çok yaygındı: Kaşla göz arasında Allah bir halden bir hale çevirir..."

"Köyümüzde evlerin kapı sürekli açıktı. Çünkü insanlar arasında güven ve emniyet vardı ama evde kimse olmasaydı kapılar kapanırdı.

Bundan dolayı ben tüm eşyaları gözümün önünde görmeye alışarak büyüdüm. Hem maddi hem de manevi açıdan açık olmayı, açık sözlü olmayı bundan dolayı sevmişimdir. Kendimi kilitli ve sürgülü bir odaya hapsetmekten hiç haz almam..." YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!

AHMET TAŞTAN

YUSUF KARADAVÎ İLE MUHABBET-2

"Köyde büyük günahlar işleniyorsa da gizliden yapılıyordu. Günahlar gizlendiği ve saklı tutuldu takdirde insanlara zarar vermez ama yayılır duyulur ve günah işleyenler bununla övünecek hale gelirse bu durumda zararlı olur ve kötü olur..."

"Ben her daim Allah'a hamd ederim ki insanlara karşı hem adil hem de mutedil davranmışımdır, bilhassa alimlere karşı. Buna dikkat ederim. Birini takdis edercesine sevmekte aşırıya gitmem ya da bazı hatalardan dolayı bir diğerine dil uzatmam..."

"İmam Gazali'nin tevekkül ve züht konusunda Resulullah (sav)'in ve Kur'an'ın davet ettiği hususlarla çatışıyordu. Zira Kur'an dünya ve ahiret dengesinin korunmasını istiyor ve çalışmaya davet ediyordu."

Saft Turap köyü Tanta ile Mahallet'ül-Kübra illeri arasında bir köydür. Kahire 120 kilometre uzaklıkta..."

"Köyde fıkıh dersleri okutmaya başlamıştım. Zannedersem lise ikinci sınıftan sonraydı..."

"Lise programı hakkında bir değerlendirme..."

"Böylece Muhammed Dimurtaş ile ev arkadaşı, okul arkadaşı ve davet arkadaşı olduk. Hem maddi hem de manevi açıdan en iyi arkadaşım olmuştu. O sanki benimle hemhal olmak, varlığından bir cüz olmak, etinden derimden bir parça olmak istiyordu..."

"Bana sen ne olmak istiyorsun diye sordu. Ben de ona şöyle söyledim: Ben Eser şeyhi (rektörü) olmak istiyorum..."

"Okulun ilk dönemlerindeki ilk yılında benim için iki önemli olay meydana geldi. Birincisi Şeyh Hasan el-Benna'yı görmem ve dinlemem idi. İhvan şubesine gittim Şeyh el-Benna'dan önce birçok kişi konuştu. Etkili şairler ve hatipler vardı. Kapanış konuşmasında da el-Benna konuştu. İnsanlar sabırla onu dinledi, su bekleyen susuz, derman bekleyen hasta gibi dikkatle dinlediler..."

"Ben kendimi bildim bileli her sene köyümüzde hicret konuşmaları dinlemişimdir. Her sene aynı şeyler tekrar ederdi. Bu sene daha önce hiç duymadığım yeni şeyler dinlemiştim. Ben onun konuştuklarını idrak ettim ve anladım. O kadar açık, net ve beli konuştu ki neredeyse tüm konuşmalısın ezberlemiştim..."

Ortaokuldaydım, halamoğlu ve arkadaşları bana Şeyh el-Benna'dan ne anladın, diye sordular. Anlattım... Maşallah çocuk onun sözlerini kitaptan okur gibi ezberlemiş ve anlamış..."

"O geceden sonra Tanta'ya herhangi bir münasebetle konuşmak için gelen Şeyh el-Benna'yı dinlemek için elinden geleni yaptım..."

Bilmiyorum size bir nebze de olsa Yusuf Karadavi'nin lise çağlarına kadar geçen hayatındaki merhaleleri paylaşmaya çalıştım. Merak edenlere okuduğum eseri emaneten verebilirim.

AHMET TAŞTAN