Amerikalı gazetecilerden biri, 1974 Kıbrıs barış harekatından birkaç ay sonra Kıbrıslıların düşüncelerini almak için Kıbrıs'a gider.
Gazeteci, ilk görüşmesini, bahçede çalışan saçı, sakalı ağarmış nur yüzlü yaşlı bir adamla yapar.
Gazeteci, yaşlı adama: "Rumlarla tekrar bir arada yaşamak ister misiniz?"
Diye sorar.
Yaşlı adam biraz düşündükten sonra; "Oturun hele şuraya, size bir hikaye anlatayım. Sorunuzun cevabı bu hikayede" der.
Başlar hikayesini anlatmaya:
"Köyün çobanı, bir gün koyunları otlatırken leyleğin yılana saldırdığını görmüş. Çoban koşup yılanı kurtarmış. Yılan hayatını kurtaran adamla dost olmuş ve onu yuvasının girişine davet etmiş.
Yılan, delikten içeri girmiş ve ağzında altınla geri dönmüş. "Bu sırrı kimseye söyleme, bizim dostluğumuz sürdüğü müddetçe her gün sana bir altın vereceğim" demiş.
Ve adamla yılanın dostluğu uzun yıllar devam etmiş.
Fakat çobanın bir gün kasabaya gidip bir hafta kalması gerekiyormuş. Yılanla konuştuktan sonra sırrını güvendiği oğluna açmış.
Çoban kasabaya gidince babasının yerine oğlu altınları almaya başlamış.
Bir gün, iki gün derken, "Her sabah böyle uğraşmaktansa yılanı öldürüp altınların hepsini çıkarayım" diye düşünür oğlu.. Ve yılanın yuvasına gelip yılanı çağırır.
Tam yılan çıkarken, oğul baltayı indirir. O anda yılan öne fırlar ve balta yılanın kuyruğuna denk gelir. Yılanın kuyruğu kopar. Can havliyle yılan saldırır ve oğlanı sokar. Oğul ölür.
Çoban durumu duyunca çok üzülür, ağlar, sızlar fakat yapacak bir şey yoktur.
Beş alt ay geçtikten sonra çobanın acısı biraz hafifler. Çoban tekrar yılanın yuvasına gelir. Biraz konuştuktan sonra çoban; "Bizim çocuk bir hata yapmış, bunu canıyla ödemiş, bunu bir kaza sayalım ve tekrar eskisi gibi dost olalım" teklifinde bulunur.
Yılan bu teklife şiddetle karşı çıkar, ve derki : "Ben de kuyruk sancısı, sende de evlat acısı varken, bizden hayatta dost olmaz."
Yaşlı dedenin hikayesi böyle...
Kıbrıs, Suriye, Filistin ya da bir başka coğrafya... Ne İsrail, ne Amerika, ne de Avrupa Birliği, hiçbir zaman çözümden yana olmamıştır.
Hep bizi sömürdüler, hep taviz istediler. Hep zayıf ve bölünmüş olmamızı istediler.
Batılı ülkelerin yılandan farkı yok. Biz evlat acısını unuturuz da onlar kuyruk acısını unutmazlar.
NOT: Bu yazı, Rahmetli yazarımız Hüseyin BAYHAN'IN 18.11.2002 tarihinde gazetemizde yayınlanan köşe yazısıdır.
.