İnsan Kaynaklarının Önemi
Gerçekten de günümüzün iş dünyasında teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, yatırımlara ne kadar büyük sermayeler yatırılırsa yatırılsın insana yatırım yapılmadıkça teknoloji ve sermaye yatırımlarından sağlanan getiri, beklendiği kadar gerçekleşmeyecektir. Bunun en önemli sebebi İnsan kaynaklarının diğer üretim kaynaklarına veya girdilere göre daha özellikli bir yere sahip olmasıdır. Teknolojiyi, sermayeyi, enerji ve diğer önemli girdiler tek başlarına bir şey ifade etmezler, ancak insan ile üretime katılmaktadırlar. Ancak insanın beden gücü veya beyni ile üretime değer katmaktadırlar.
Şimdi arkamıza yaslanalım ve düşünelim; aynı ürün üreten iki farklı tesis olsun. Sermaye aynı; binaları aynı, teknolojileri aynı, hammaddeleri aynı, aynı enerji ve kullanılan diğer girdiler aynı olsun.
Nitekim böyle firmalar iş dünyasında var. Tüm girdiler aynı ve sabit iken üretim miktarını arttırmak veya maliyetleri düşürmek sadece ve sadece insan kaynakları ile mümkün olabilir. Öyleyse ürettikleri ürün itibariyle firmaların diğer firmalardan farkı insan kaynakları yaratacaktır. Bunun en önemli nedeni insanın kapasite ve verimlilik olarak sonsuz derecede arttırılabileceğidir. İnsan beynini inceleyen bilim adamlarının görüşlerine göre, normal bir insan beyin kapasitesinin maksimum yüzde 7 -10 'unu kullandıkları ortaya konmuştur.
Firmaların insana yapılacak yatırımların belli bir süre sonunda kapasite artışı ve verimlilik olarak geri döneceği genel kabul gören bir gerçektir. Bu konuda çalışmalar yapan İnsan Kaynakları bilim adamlarının, uzmanlarının ve çalışmalarının giderek artması da tesadüf değildir. Kariyer bir meslek olarak İnsan Kaynakları Uzmanlığının yaygınlaşması ve firmaların gün geçtikçe Personel Departmanlarını bazılarında sadece isim olarak kalsa bile İnsan Kaynakları Departmanı olarak değiştirmeleri de önemli bir işarettir.
Gün geçmiyor ki İnsan Kaynakları alanında yeni yaklaşımlar ortaya konmasın. Bu arada modern İnsan Kaynakları düşünürlerine göre insan kaynakları kavramına da karşı çıkılmaktadır. İnsanın bir varlık olarak kaynak adıyla nitelendirilmesi insanın doğasına aykırı olduğu iddia edilmektedir. Kaynak kavramı yerine de Değer kavramı geliştirilmektedir yani İnsan kaynakları nitelendirmesi yerine İnsan Değerleri önerilmektedir.
Ülkemizde ise halen Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları Yönetimine geçiş tam olarak sağlanamamıştır. İnsan Kaynakları departmanlarını oluşturduğunu düşünen bir çok firmada bu oluşumlar isim-tabela değişikliği düzeyinde kalmıştır.
Dünün Personel Bölümü, sadece tayin, terfi, izin, hastalık, devam gibi personel kayıtlarını tutar, puantaj işler ve bordro hazırlardı. Bugünün İnsan Kaynakları yönetimi, mevcut fonksiyonlarının yanında; çalışanların örgüt kültürünü belirlemelerinden benimsemelerine; çalışanların mesleki ve kişisel gelişimlerinden kurumsal değişim ve gelişime kadar geniş bir yelpazede politikalar üretmek ve bunları çalışanlarla paylaşmak durumundadır.
"Fabrikalarımı alabilirsiniz; Binalarımı yıkabilirsiniz fakat çalışanlarımı geri verirseniz bu işi aynen geri kurarım."
Henry FORD
İnsan Kaynaklarının önemini vurgulayan çok önemli bir söz. Ford Otomotivin kurucusu Henry FORD 'un bu söylemini destekleyen bir görüşte ülkemizden dile getirmek istiyorum.
Ünlü sanayici ve işadamlarımızdan rahmetli Sakıp SABANCI yeni kurdukları modern bir tesisi gezdirirken yanındakilerine şu ifadeleri kullanıyor : " Burasını kurarken Avrupa 'dan dönemin en son model makinelerini getirttik. Tesise ve makinelere büyük yatırımlar yaptık. Fakat üretime geçtikten sonra ürettiğimiz ürünün kalitesi bizi memnun etmedi. Araştırdık gördük ki o makineleri kullanacak çalışanlara yatırım yapmayı unutmuşuz. Çalışanlara eğitim vermemişiz. Bir kez daha anladık ki İnsana Yapılan Yatırım En Büyük Yatırımdır."