VATANDAŞ OLMAK

Bir ben var benden içeri

Abone Ol

Herkesin herkesten, hatta her şeyden öğreneceği; kendi gelişimine katacağı bir şeyler vardır. Bazen hiç haz etmediğimiz bir insan dahi ( bilmeden) bizim ruhumuzun imarına omuz verecek bir temel taşını sunar bize.

Acaba Yaradan’ın ‘’ oku’’ emrine böyle mi bakmak gerek? Her şeyi, herkesi olayları oku!

Ben buradan ne alabilirim- bana ne katar diye, üzerinde durmak- dikkat kesilmek.

Değil mi ki hiçbir şey sebepsiz değil; o halde bu sözün, bu olayın muhatabı olmam da sebepsiz değil.

O zaman sebebi bulup çıkarmak lazım gerek.

Bir  yabancı  vatandaş belediye seçimlerinde oy kullanmaya gidiyordu. O zamanlar insanların oy kullanma oranları çok yüksek değildi. Gazetecinin sorusuna’’ oy kullanmazsam şikayet etmeye hakkım olmaz’’ demişti.

Aldım kabul ettim.

Evet biz bunları millet olarak Müslümanlar olarak çok yapıyoruz.

Yanlışa en okkalı tepkimiz genellikle ardından şikayet etmek, söylenmek oluyor. Ciddi anlamda, elle tutulur hiçbir şey yapmıyoruz. Karşımızdakinin bu vesile ile kendini ifade etmesine ve düzeltmesine fırsat vermiyoruz.

Sizce bu da gıybet değil midir?

Gıybet sadece kişiye mi yapılır? Kuruma, devlete yapılmaz mı?

Hem de eksik bilgimizle.

Hem de suizanlarımızla.

Geçenlerde yerli malı olduğu için Torku firmasına yazdım: ‘’Lütfen gazlı içecek üreterek insanları İsrail mallarından kurtarın’’ diye. Bazı ürünlerle ilgili birkaç öneri dillendirdim. Hemen bana döndüler. E-mail adresimi atarak detaylı açıklamalar istediler.

İnegöl Belediyesi'ne sorunları ve önerileri yazdım. Onlar cevaplarını yazılı bile değil bizzat beni arayarak bilgilendirdiler. Ne kadar değerli. Sana verdikleri önemi ne güzel hissettiriyorlar.

İş güç sorumluluklar, zaman kıtlığı bu tür faaliyetlerimizi biraz engelliyor.

Peki ya emekliler? Onlara imreniyorum bütün biriktirdikleri ile nede güzel istikamet verebilirler; özellikle kurum ve kuruluşlara.

Onlar için her gün bir yanlışa dur demek hedef olabilirdi mesela.

Düşünsenize siz bir ürün üretiyorsunuz eksiklikleri var ama kimse size geri dönüş yapmıyor. Arkanızdan konuşup başka bir firmanın ürününe yönleniyor. Bir şeylerin ters gittiğini biliyorsunuz ancak çözemiyorsunuz.

Müslüman Müslüman’ın aynası olmalı. Her zaman her yerde.

Bana kusurumu- yanlışımı iyi niyetle söyleyen, beni sadece mutlu etmeli. Çünkü bilmeliyim ki bu kardeşim bana omuz veriyor. Yanlış yapmama gönlü razı olmuyor.

Heyhat ne mümkün? Giymişiz kibir zırhını daraltmışız doğrudan yana nasibimizi.

Firmaların kurumların hatta yöneticilerin yerinde olsam’’ Bana eksiğimi söyleyenin 40 yıl kölesi olurum’’ diye kampanyalar yapardım.

Önerilere eleştirilere sonuna kadar açık olup; bana ufuk açan dikkate değer önerileri ödüllendirirdim.

Bu devlette işletilmeye çalışılıyor. Cimer yoluyla, 1 milyon fikir, benim de fikrim var gibi kanallarla insanların fikirlerine alan açılıyor.

Ama biz bunu henüz firma- kuruluş- kişi boyutuna indirgeyemedik.

Müslümanın bu ölü toprağından silkinip kalkma vakti geldi.

Yanlışa birilerinin yanlış demesini beklemeyeceğiz.

Yere tüküreni önce ben uyaracağım.

Trafikte makas atanı önce ben şikayet edeceğim.

Yanlışa önce ben yanlış diyeceğim.

Yanlışa yanlış demek Müslümana farzdır.

‘’Niye ben?’’ değil.

‘’Neden ben olmayayım?’’ diyeceğiz.

Hatta inşallah ben olurum da sevabı ben kaparım diyeceğiz.

‘’Hayırda yarışınız’’ ayeti üzere.

Devlet herkesin başına polis dikemez. Her bilinçli birey bu ülkenin maddi manevi bütün değerlerini muhafaza eden birer polis olmalı.

İnsan olmak bunu gerektirir.

Müslüman olmak bunu gerektirir.

Vatandaş olmak bunu gerektirir.

İşte biz o zaman insan, Müslüman ve vatandaş oluruz.