Bir restorana gittiğimizde
Menüde en iddialı ana yemekler, iştah kabartan ara sıcaklar, göz alıcı tatlılar ve ferahlatıcı içecekler arz-ı endam eder.
Ancak o menüde, mutfağın gerçek kahramanın adı geçmez.
Dünyanın en lüks restoranından en mütevazı esnaf lokantasına kadar hemen her yemeğin vazgeçilmezi olan bu unsur, genellikle fark edilmeden, sessizce görevini yerine getirir.
Üstelik son derece sıradan ve ulaşılabilir olduğu için hak ettiği değeri de görmez.
İsmi menüde yer almaz.
En özenle hazırlanmış, en pahalı malzemelerle donatılmış ve saatlerce emek verilmiş bir yemek onsuz kaldığında tüm cazibesini kaybeder.
İşte o an onun sessiz gücü sahneye çıkar.
Çünkü o, bencil bir malzeme değildir;
yalnızca kendi tadını vermez. Bulunduğu yemeğin içindeki gizli lezzetleri uyandırır, diğer malzemelerin gerçek değerini ortaya çıkarır.
Dünyanın her yerinde kullanılan, hemen her mutfağın vazgeçilmezi olan bu unsur, genellikle fark edilmeden görevini yerine getirir.
Üstelik son derece sıradan ve ulaşılabilir olduğu için çoğu zaman hak ettiği değeri de görmez.
Bu sessiz kahramanın adı TUZ' dur.
Tuz, hayatın doğal akışı içinde o kadar sıradan görünür ki, her şey yolundayken kimsenin aklına dahi gelmez.
Ancak eksikliği düşünüldüğünde,
ne kadar önemli olduğu fark edilir.
Tuzun bu özelliği, insan ilişkilerine çok benzer.
Hayatımızda varlığına alıştığımız insanlar vardır. Anneler, eşler, dostlar ve günlük hayatın düzen içinde işlemesini sağlayan görünmez kahramanlar...
Onlar yanımızdayken her şey olağan görünür.
Varlıkları sıradanlaşır.
Fakat bir gün hayatımızdan çıktıklarında kıymetleri anlaşılır.
Bazı değerlerin kıymeti, ancak yokluklarıyla anlaşılır.
Tuzun bize öğrettiği bir başka önemli ders ise "denge"dir.
Tuzun azı yemeği tatsız,
fazlası ise onu yenmez hâle getiriyorsa; sevgide, ilgide, otoritede, özgüvende ve hırsta da ölçü büyük önem taşır.
Eksik olan duygular insanı yoksullaştırırken, aşırıya kaçan duygular da ilişkileri ve hayatı zorlaştırır.
Mutluluk, çoğu zaman her şeyin en fazlasına sahip olmakta değil;
her şeyin yerinde ve kararında olmasındadır.
Hayatı güzelleştiren de budur.
Belki de bu yüzden tuz, sadece bir mutfak malzemesi değildir.
O, hayatın ve insan ilişkilerinin derin bir sembolüdür.
Sessizdir, gösterişsizdir; ancak vazgeçilmezdir.
Varlığı çoğu zaman fark edilmez, fakat yokluğu her şeyi değiştirir.
Hayatımızın "tuzu" olan o güzel insanları ve gözden kaçırdığımız güzellikleri; yanımızdayken fark edelim.
Onlara sarılalım, varlıklarına şükredelim.
Bir değeri kaybettikten sonra arkasından yas tutmak yerine;
o değer elimizdeyken kıymetini bilip hakkını teslim edelim.
Hayatınızın tadının, tuzunun ve dengesinin hiç bozulmaması temennisiyle...
Selam ve dua ile...