Selam ,dua ve muhabbetle....
Hayattan, hayatın içinden yazmak, yorumlamak, en avami tabirle havadan sudan mevzularla; kah tebessüme, kah hüzne, kah düşünmeye kapı açmak üzere huzurunuzdayım.
Büyük bir heyecan ve sevinçle bugün özlem duyduğumuz eski günleri, değerleri, hatırlamak ve hatırlatmak adına kelam etmek isterim.
Günümüzde her ferdin genel bir feryadıdır; geçmişe, çocukluğuna, sokağına, arkadaşlarına duyduğu özlem. Akıp giden zamanın kendisinde ve İnegöl'de çok değerler götürdüğüne canlı tanıktır herkes.
Gelişen ve değişen İnegöl'ümüzün değişmesini istemediğimiz veya tekrar yaşansın dediğimiz o kadar çok hatıraları vardır ki. Modern hayatla birlikte geçmişe duyulan özlem bitmemiştir biz emsal kişilerde.
Tozlu sokaklara, kırık -dökük kaldırımlara, sobalı ahşap evlere, bakkal Remzi Dayı'ya, terzi Recep abi'ye, bozacı Ömer'e, seyyar dondurmacı Kamil Amca'ya, hademe İsmail Abi'ye , komşumuz Hafize Teyze'ye ,uçurtma uçurduğumuz tarlalara, gazozla simidine,ılık ılık esen rüzgarına, yüzmeyi ilk öğrendiğimiz Şipali ve Çağlayan derelerine,sımsıcak muhabbetlere,komşuluğa şimdilerde o kadar özlem duyuyoruz ki.
Tarihin, doğanın ve folklorik zenginliğin iç içe olduğu İnegöl'de o zamanlar buram buram muhabbet sarardı her yerimizi. Kardeşlik, sevgi-saygı, efendilik, hürmet, yardımlaşma gibi değerler satılırdı çarşısında, pazarında.
Zamanımızda ise modernleşen yaşantımızın aksine maziye olan özlemimizin arttığını düşünenlerdenim. Belki de her birimiz modern hayatın Robinson Crusoesi olduk, kalabalıklarda yalnızlaştık, yalnızlıkta kalabalıklaştık.
Toplumsal bir travma geçiriyoruz. Maneviyatımız da kuvvetli değilse hiçbir şeyden haz alamıyoruz. Memnun olmuyoruz. Her şeyden şekva ediyoruz.İletişimde altın çağı yaşıyorken birbirimize uzağız,iletişim kazası yaşıyoruz..Sokaklarımız asfalt , hayat standartımız yüksek. Alışverişimiz günlük, evlerimiz, modern, arabalarımız son model. Varlık içinde varlık, güzellik içinde güzellik. (Rabbim daha güzelini, daha iyisini hayırlısıysa versin). Mevzum bu değil.
Tüm bu varlık içinde bizler bir şeylerin yokluğunu, özlemini kalbimizin derinliklerinde hissediyoruz ama anlatamıyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber kolaylaşan hayatımızı öyle stresli, öyle yoğun, öyle hızlı yaşıyoruz ki ruhumuz, kalbimiz bedenimize yetişemiyor. Ruhumuzla, vicdanımızla baş başa kalamıyoruz. Günlük yaşıyoruz. Akıl ve kalbimizle baş başa kaldığımızda, yitirilen değerlerimizi, modernliğe yenilen maneviyatımızı, komşuluğumuzu, kardeşliğimizi, sokağımızı, velhasıl her dem bizden bir şeylerin eksiliyor olduğunu göreceğiz.(Her şey fanidir, amenna)
Hızlı ve soluksuz yaşadığımız şu hayatta ruhumuza bir nefeslik mola verdirelim. Bugün kaybettiğimiz değerleri, kaybettiğimiz mekanları, özlem duyduğumuz anları, ulvi hasletleri hatırlayalım. Böylelikle şu an ki her şeyin kıymetini daha iyi bilmiş olacağız.
Yazıya döktüğüm bu feryadımın tek gayesi bir değer üretmek değil, sahip olduğumuz güzellikleri hatırlatmak, hatırlamak, yaşamak ve yaşatmaktır. Allaha emanet olunuz.
.