MEZUNİYET TÖRENİ REZİLLİKLERİ

Abone Ol

Bu yazıyı çok zor yazdım.
İçim yanıyor. Kalbim sızlıyor.
Akıl tutulması yaşıyorum.

Bir zamanlar mezuniyet törenleri ve kepi havaya fırlatmak sadece üniversite olurdu.
Bugün ise anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye kadar her eğitim kademesi gösterişli mezuniyet törenleriyle kutlanıyor.
Düğün salonlarını aratmayan organizasyonlar, sahne ışıkları, dekorlar, özel kıyafetler ve sosyal medya paylaşımları eğitimin önüne geçmiş durumda.
Çocuklarımız adeta bilgiyle değil, gösteri kültürüyle tanıştırılıyor.

En çok da kız çocuklarımız...
Henüz oyun çağındaki, masumiyetin en güzel dönemini yaşayan çocukların yüzlerine ağır makyajlar yapılıyor.
Yaşlarına ve gelişimlerine uygun olmayan kıyafetler giydiriliyor.
Topuklu ayakkabılarla podyumu andıran sahnelere çıkarılıyor.
Bütün bunlar alkışlar arasında "mezuniyet" adı altında normalleştiriliyor.

Çocuk mu Yetiştiriyoruz,
Seyirlik Bir Gösteri mi Hazırlıyoruz?

Bir çocuğun en büyük başarısı güzel görünmek, alkış almak değildir.
Asıl başarı; ahlaklı, edepli, dürüst, merhametli ve karakter sahibi bir insan olarak yetişebilmektir.

Fakat bugün çocuklara fark ettirmeden şu mesaj veriliyor:
"Ne kadar dikkat çekersen, o kadar değerlisin."
Dış görünüşüyle değer görmeye alışan çocuk, zamanla karakterini değil vitrini önemsemeye başlıyor. Çocuklar söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı örnek alırlar.
Biz onları alkış uğruna vitrine çıkarırsak, yarın onlar da hayatlarını insanların beğenisine göre şekillendirirler.

"El Âlem" Putuna Secde Etmek
Kendisini dindar ve muhafazakâr olarak tanımlayan birçok aile de bu gösterilerin en ön sırasında yer alıyor. Evde edep, hayâ ve iffet anlatılıyor...
Ama mezuniyet günü geldiğinde aynı çocuklar sahne ışıkları altında yetişkinlere benzetiliyor.

Haddinizi bilin, kendinize gelin!

Eğitim kademelerinin bittiğini mi, yoksa evlatlarınızın masumiyetinin can çekişini mi
kutluyorsunuz?

Bugün anaokulu ve ilkokul mezuniyeti adı altında okullarda ve salonlarda sahnelenen tiyatronun adı nettir:
Çocuk yaşta teşhircilik ve erkenden cinselleştirme.
Oyun çağındaki, henüz kimliği bile oluşmamış kız çocuklarının yüzlerine o boyaları sürerken, dar, kısa şeffaf elbiseler giydirip, topuklu ayakkabıları geçirip podyumda yürütürken hiç mi içiniz sızlamıyor?
Bedenini sergileyerek alkış almayı bir başarı gibi çocukların bilinçaltına kazıyorsunuz.
Onları modern dünyanın tüketim nesnesi, beğeni kölesi hâline kendi ellerinizle getiriyorsunuz.

"Allah ne der?" korkusu ne ara "El âlem ne der, geri kalmayalım." ezikliğine yenildi?
Toplumun ahlak kaleleri içeriden çökertiliyor.
Kimse "Eğlencedir, çocuktur, hevestir." diyerek bu rezilliği meşrulaştırmaya çalışmasın.
Yanlışın yaygınlaşması onu doğru yapmaz.
Hiç kimse çocukların sevincine, hatıra fotoğrafı çektirmesine karşı değildir.
Ancak kutlama gösterişe dönüştüğünde ve çocukların masumiyeti yetişkin dünyasının beklentilerine göre şekillendirildiğinde durup düşünmek zorundayız.
Onları sahne ışıklarına değil güzel ahlaka hazırlamalıyız.

Diplomalarınız Batsın!
Biz bugün okullardan mezun vermiyoruz;
Biz bugün sahnelerde çocukların masumiyetini kurban ediyoruz.
Bir çocuk, "Nasıl bir insan oldum?" sorusunu sormadan önce "Nasıl görünüyorum?"
Hırsıyla zehirleniyorsa, o eğitim sistemi de o aile de batmıştır.

Edep ve hayâ bir toplumun can damarıdır.
Ama kaybedilen edep, zedelenen hayâ ve yitirilen çocukluk masumiyeti hiçbir diploma ile geri getirilemez.
Çocuklarınızı süsleyip vitrine çıkarmaktan vazgeçin.
Onları sahte alkışların, boyaların ve modanın pençesinden kurtarın.
Eğer o çocukların hayâsını feda ettiyseniz, aldığınız o diplomalar cehaletinizin ve ahlaki iflasınızın belgesinden başka bir şey değildir.

Selam ve dua ile