Bacaklarınız ya da kollarınız ne kadar kilo verirseniz verin incelmiyor, gün sonunda ağrı, hassasiyet ve şişlik hissediyorsanız bunun nedeni yalnızca fazla kilo olmayabilir.
Özellikle kadınlarda görülen lipödem, yağ dokusunun anormal şekilde birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır.
Lipödem genellikle kalça, basen, bacak ve bazen kollarda simetrik yağ birikimi ile karakterizedir. Hastalar sık sık kolay morarma, dokunmaya karşı hassasiyet, ağrı ve ödem şikayetleri tarif eder.
Hormonal değişimlerin etkili olduğu düşünülmekte olup ergenlik, gebelik ve menopoz dönemlerinde belirtiler daha belirgin hale gelebilir. Tanı, uzman hekim tarafından yapılan fizik muayene ve klinik değerlendirme ile konulur.
Lipödem tedavisinde beslenme tek başına hastalığı ortadan kaldırmasa da belirtilerin azaltılmasında ve yaşam kalitesinin artırılmasında önemli bir rol oynar.
Bu noktada antiinflamatuar beslenme yaklaşımı ön plana çıkar. Renkli sebze ve meyveler, zeytinyağı, yağlı balıklar, kuruyemişler ve kaliteli protein kaynakları günlük beslenmede daha fazla yer almalıdır. Özellikle yaban mersini, böğürtlen, ahududu, çilek, nar ve mor üzüm gibi antioksidan içeriği yüksek meyveler vücuttaki inflamasyonun azaltılmasına destek olabilir.
Buna karşılık inflamasyonu artırabilen ultra işlenmiş ürünler, hazır gıdalar, paketli atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve aşırı rafine karbonhidrat tüketimi sınırlandırılmalıdır.
Fazla tuz tüketimi ise ödem şikayetlerini artırabileceğinden yemeklerin daha az tuzla hazırlanmasına özen gösterilmelidir.
Ödem kontrolünde su tüketimi de kritik öneme sahiptir. Yeterli su içmek lenfatik sistemin daha etkin çalışmasına yardımcı olur ve vücuttan sıvı atılımını destekler. Günlük su ihtiyacı kişiye göre değişmekle birlikte düzenli su tüketimi ihmal edilmemelidir.
Bazı vitamin ve minerallerin eksikliği de iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Omega-3 yağ asitleri, D vitamini, B12 vitamini ve demir düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Ayrıca bromelain gibi bazı desteklerin ödem ve inflamasyon yönetiminde fayda sağlayabileceğine dair çalışmalar bulunmakla birlikte, takviye kullanımı mutlaka hekim ve diyetisyen önerisi doğrultusunda planlanmalıdır.
Fiziksel aktivite de tedavinin önemli bir parçasıdır. Ağır ve zorlayıcı egzersizler yerine lenf akışını destekleyen düzenli yürüyüşler, pilates, yüzme ve düşük şiddetli aktiviteler tercih edilmelidir. Hareket etmek, dolaşımı destekleyerek şişlik hissinin azalmasına katkı sağlar.
Lipödem yalnızca estetik bir sorun değil, erken dönemde fark edilmesi gereken bir sağlık problemidir.
Doğru beslenme, düzenli hareket ve multidisipliner bir yaklaşımla belirtilerin kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkündür. Bu süreçte alanında uzmanlarla çalışmak sürecinizi kolaylaştıracaktır.
Dyt. Berre Sude Mestan