Özer Yılmaz

Yasak Elma

25 Ağustos 2020 / Salı 15:47:00 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

İnsanlık varlığını bildiğinden beri değişim ve gelişim içinde. İnsanlığın varlığını ister yaradılış paradigmasına, ister türeme paradigmasına göre bağlayın, her iki durumda da gelişme, değişme ve yenileşme var. Bizim inancımıza göre insanlık Âdem ve Havva’dan çoğalarak dünya üzerine yayılmış. Bu yayılış, meraklarla kendisini daha üst düzeye taşımasına vesile olmuş. Bu merak o kadar üst düzeye varmış ki kendilerine tahsis edilen cennetten kovulmalarına bile vesile olmuş. Gelişmenin, değişmenin, yenileşmenin ana kaynağı merak.

Öğrencilerimiz okullarımızda yakın bir zamanda yüz yüze eğitime başlayacak. Eğitim kurumları öğrenciler tarafından çok özlenir oldu. Bunu gerek ebeveynlerle gerekse öğrencilerle yaptığımız görüşmelerde dile getirildiğini ifade etmek istiyorum. Öğrencilerin okullara duydukları özlemlerini bir süreç halinde devamlılığını sağlamak gerek. Bu nasıl olacak denilebilir, sorunun cevabı aslında birinci paragrafta gizli. Eğitim kurumları bir cazibe merkezi haline getirilmeli. Okullar öğrencilerin ikinci değil birinci adresi olabilmeli.

Eğitim kurumlarının dış ve iç mekânları fiziksel bakımdan öğrencileri cezbedecek biçimde dizayn edilmeli, öğrencilerin zihinsel, duygusal, sosyal, psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilecek özellikleri içinde barındırabilmelidir. Eğitim programları ile ders kitaplarının içerikleri sade, anlaşılır ve öğrencilerin gerçek anlamda ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olmalı. Tekrarlardan arınmış, kullanılmayan, kullanılmayacak bilgilerden arınmış nitelikte kitapların basımı yapılmalıdır. Kitapların albenisi ve içeriği öğrencilerde merak uyandıracak nitelikte olmalıdır.

Devletimiz sağ olsun zengin fakir ayrımı yapmadan bütün öğrencilerimize ücretsiz ders kitapları dağıtımı yapmaktadır. Bu kitap dağıtımına en baştan karşı olduğumu ifade etmek istiyorum, hala da karşı olduğumu söylemek istiyorum. Ücretsiz dağıtılan ders kitapları devletimize çok büyük külfet getirdiği gibi tabiri caizse israfın anası olmakta. Dağıtılan kitapların çoğunun kapağı açılmadan geri dönüşüme gitmektedir. Ücretsiz ders kitapları dağıtılmış olmasına rağmen içeriği öğretmen, öğrenci ve veliler tarafından beğenilmemekte, her eğitim kurumunda maalesef ücretsiz ders kitaplarının dışında yasak olmasına rağmen ek kaynak kitaplar alınmakta.

Şunu açıkça dile getirmek istiyorum, devlet sosyalist devlet anlayışından uzak demokratik bir anlayışla görevini yerine getirmeli. Yasaklarla bir yere varılamıyor, insanların ihtiyaçlarını reel anlamda karşılayamazsanız, yasak demenize rağmen yasaklar delinir. İnsanoğlunun zekâsı, var olan sorunları çözmek için çok hızlı bir şekilde formüller geliştirmekte ve çözüm yollarını bulmaktausta olduğunu ifade etmek istiyorum.

Eğitim kurumları bir öğreti yuvası, bir ev, bir ana kucağı gibi olmayı becerebildiği ya da başarabildiği zaman vazgeçilmez olacaktır. İlahi güç bile insanoğlunun külli iradesini daha makbul saymış, Âdem’in merakı cennet gibi ulvi bir mekânı elinin tersiyle itmesine vesile olmuştur. Bu ilahi öğreti insanlığın gelişim, değişim ve yenileşmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

Merak o kadar ulvi bir davranış ki insanlığın yaşamının ilk devrimci mücadelesinin ayak seslerini oluşturmuştur. Belki de onun için devrim kavramı hep özgürlüğün temeli, yenileşmenin ve gelişmenin sütunlarını oluşturmuştur. Eğitim kurumları öğrencilere yasak elmaları yemeyi öğretebildiği ölçüde gelişmeyi, yenileşmeyi ve değişmeyi temsil edebilecektir. Öğrencilerin merakını en üst düzeyde tutan öğreticilerin eğitim kurumlarında iş başında olması dileğimle. 

Tüm Yorumları Göster (0)