Abdülvasih Duran

YANLIŞLARIN DOĞRULARI

24 Şubat 2016 / Çarşamba 18:21:44 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

            İlginç bir hikaye vardır.Şöyle ki:Okul müdürü bir öğrenciye görev verir.Der ki bütün sınıfları gez ve de ki:Herkes bahçeye çıksın çünkü güneş tutulacak.Emri alan öğrenci  sınıfları gezerken şöyle der: Herkes bahçeye çıksın çünkü güreş tutulacak.Öğrencinin  bir harfi yanlış söylemesi anlamı tamamen değiştirmeye sebep olmuştur.

 

            Aynen bu örnekteki gibi bugün biz Müslümanlarda bazı dini konularımızı  kaynağından öğrenememe sonucu dinimiz ile ilgili bir çok hatalara düşüyor ve bazen inancımızı tehlikeye sokacak durumlara sebebiyet veriyoruz.Allah’a şükürler olsun ki dünya üzerinde Kutsal kitabı bozulmamış ve Peygamberinin (sav) hayatı güneş gibi net ortada olan tek din İslam dinidir.

 

           Ancak bütün bunlara rağmen dini hayatımız Kur’an’a ve Sünnete uymayan bir çok hususlarla doludur.Bunun da tek nedeni işi kaynağından öğrenmeye çalışmıyoruz.Burada şöyle bir soru akla gelebilir.Peki herkes Kur’an’ı anlayabilir mi?

 

          Kur’an’ı anlamak ile Kur’an’dan hüküm çıkartmak farklı konulardır.Nasıl ki doktor olmayan herhangi bir kişi  kalp ameliyatı ile ilgili bir kitap okuyarak kalp cerrahisi uzmanı olamıyor  ve kalkıp kalp ameliyatı yapamıyorsa tıpkı bunun gibi Kur’an’ı okuyup anlamak  ayrı bir şey hüküm çıkartmak ta ayrı bir şeydir. Kur’an’dan hüküm çıkartmak müctehid alimlerimizin alanına girer.

 

          Kur’an’ı asıl kaynağından okumadığımız için bakın yıllarca doğru diye dilden dile dolaşan bazı bilgilerin Kur’an’da ki  doğru şekli nasılmış 2 örnek ile görelim.

 

1.ÖRNEK:ASHAB-I KEHF’IN İSİMLERİ VE SAYILARI:

          

          Bilindiği gibi  bir gurup inançlı gençler inançlarını korumak için şehri terk ederek mağaraya sığınırlar.Bunlara mağara arkadaşları anlamına gelen ‘Ashab-ı Kehf’ denilmiştir.(Geniş bilgi için Kehf suresini okuyunuz).Bizim üzerinde durduğumuz konu günümüzde halk arasında Ashabı Kehf’ın sayıları hep  yedi kişi olarak geçer ve sekizinci olarak ta köpekleri vardır.Ayrıca bunların isimlerini bilmeyenler de ayıplanır .Oysa Kur’an,  Ashab-ı Kehf’ın isimlerini vermediği gibi sayıları hakkında tahminde bulunanları da uyarır.Kur’an’ı Kerim de Yüce Allah şöyle buyurur:

 

-” Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.(Kehf-22).

 

2.ÖRNEK:Hz.İBRAHİM (as) GÜNEŞ,AY VE YILDIZLAR.

       

        Hz.İbrahim (as)ın   küçükken bir gün mağaradan ilk defa çıkmış, önce yıldızları görüp bu benim rabbimdir demiş yıldızlar kaybolunca Ay’ı görmüş  bu benim rabbimdir demiş en sonunda da Güneşi görüp “Bu daha büyük galiba bu benim rabbim “demiş. Güneş de batınca “bunların hiçbiri benim rabbim olamaz .Çünkü batan şeyleri sevmem “demiş.Müslümanların bir çoğu bu kıssayı bu  şekilde biliyor.

 

       Bu olay Kur’an’da geçen gerçek bir kıssadır.Ancak yanlış bildiğimiz konu Hz.İbrahim’in (as) küçüklüğünde değil  o dönem insanlarını düşünmeye sevk etmek ve akıllarını kullanmak için bu örnekleri Peygamberlik döneminde vermiştir.Hz.İbrahim’in (as) yaşadığı dönemde o kavim putlara ve gök cisimlerine tapıyordu.Hz.İbrahim (as) onlara gittikleri yolun yanlış olduğunu göstermek için bu örnekleri kendilerine vermiştir.Ayetlerin sıralanış şekline  baktığımızda Hz.İbrahim (as) önce babasının puta tapmasını kınıyor sonrada kavmine dönüp bildiğimiz yıldızlar,Ay ve güneş örneğini veriyor.Kur’an  olayı şöyle anlatır: 

 

-“ Hani İbrahim, babası Âzer’e, “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.”(En’am,74)

-“İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.”(En’am,75).

-“ Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.”(En’am,76)

 -“ Ay’ı doğarken görünce de, “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.”(En’am,77)

 -“Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.”(En’am,78).

 -“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”(En’am,79).

 

(Not:Geniş bilgi için Türkiye Diyanet Vakfı Meali  En’am suresindeki  ilgili ayetlere bakınız.)     

 

Tüm Yorumları Göster (0)