Ahmet Taştan

Vaktin Hakkını Vermek

13 Şubat 2015 / Cuma | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Bir tatil dönüşü dersi kaynatmak için seçtiğim ya da aklıma gelen iyi bir başlık idi bu. Tatil günlerini benim gibi geçiren sevgili öğrencilerimin çoğu ortalama işler yapmışlardır.  İnternette sörf yapmak facebook?a takılmak, twettler atmak, sanal alemin keyfini çıkarmakla tüketilmiş gecelerin ardından sabah namazını kılarak() uyumuşlardır. 
Zaten anne-babanın dilinde ?saat sekiz? gongunun çalmadığı günlere tatil diyoruz. Geç saatlerde kalkmalar, uyuşuk uyuşuk kahvaltı yapmalar, keyfine göre tv izlemeler vb? saymaya gerek yok. ?Bir vatandaşın 24 saati? programını genellikle uyguluyoruz.  , İsteyerek, zorla isteyerek ya da zorlanarak yapıyoruz tüm bunları. 
?Vaktin hakkını vermek?  kelimesinin ne kadar mühim olduğunun altını çiziyorum. Pişmanlık yaşamamak için, onurlu ve şerefli bir hayat sürmek için, akıllı olduğunu göstermek için bunu kavramak lazımdır. 
Batılılar buna ânı yaşamak diyorlar, bizim büyüklerimizden biri ?gün üç gündür ,o da bu gündür. Dün, geçmiştir, yapılacak yapılmıştır; elden bir şey gelmez. Yarının ne olacağı belli değildir ancak ne olacaksa bu gün olacaktır. Evet, en değerli an içinde bulunduğun andır.?
İnsanın zaman bilincine ulaşması için ?içinde bulunduğum vaktin hakkı nedir?? diye sorması lazımdır. Bu soru kendisine vazifesini hatırlatacaktır. ?Vazifelerimiz, vakitlerimizden çoktur? diye bir söz düşerse gönlünüze çırpınacak bir beden seyredecektir insanlar. ?Bir şeyler yapmam lazım, bir inkılap, büyük bir değişim?  Yüreğini bu ateş kavurursa o yiğit insanın vaktin bereketlendiğini görecektir her eylem sonrası.
Efendimiz (sav) ne güzel buyurmuş ve ne ince bir dokunuşla uyarmış: ?Doğan her gün ademoğluna şöyle seslenir; Ey insanoğlu beni iyi değerlendir, bir gittim mi kıyamete kadar bir daha gelmem.? Buradan anlıyoruz ki yaşadığımız şu an ?biriciktir, orijinal? bir zamandır. Dünya döndükçe benzerini görecek olsak da aynı zamanı yaşamak mümkün olmayacaktır. Uyanık olmak ve pişman olmamak için derin düşünmeliyiz.  
?Çalışmak da ibadettir? deyü namazı kılmayanlar vardır. Bir ibadeti diğer ibadetle öldürmeye çalışıyorlar.  Halbuki her ibadetin bir vakti vardır. Tembel insanların, gönlü namazda olmayanların, kulağı ezanda olmayanların ağzındaki sakız gibi bir cümledir bu. Kur?an-ı Kerim okuyan biri vaktin namazını kaçırıyorsa yaptığı iş, iş midir? Sapla samanı karıştıran aklın en temel problemi budur. Lakin inanç bir başka iştir. Zoru yıkan bir güç bir enerji verir insana. Kuru lafla söylenen, eyleme dönüşmeyen inancın kalibresi düşüktür veya adam adam değildir. 
Vaktin hakkını vermek noktasında yine yolumuzu aydınlatacak bir peygamber sözüne kulak verelim: ?Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz? buyuruyor Allah Rasulü? Bunlardan biri de meşguliyet gelmeden boş vaktin kıymetidir.  Aslında boş vakit kelimesinden pek de memnun değilim. Zira ?insanlar iki şeyde aldanmışlardır boş vakit ve sağlık? bu da bir hadis-i şeriftir. 
Tabiatta boşluk yok iken bir insanın boş vakti olabilir mi? Basit bir tartışma değil yapmak istediğim. Vaktin gerektirdiği şeyin ne olduğunu düşünmeye dikkat çekmektir. İnsan, her an bir iş üzerine hayatını devam ettirirken zikrettiğimiz tarzda düşünmesi sıkıcı olmaz mı, itirazına muhatap olabilirim.  Çözüm yolu olarak işi kolaylamak lazımdır. 
İbadet zamanları bellidir. O vakitlere denk geldiğimizde diğer işleri bırakmak gerekir. Kazancımızı sağladığımız iş saatlerimiz de bellidir. O zaman dilimi halledildi. Diğer zaman dilimlerini paylaştırmak ve üzerimizde hakkı hukuku olan insanlara  vakit ayırmak gerekiyor. 
Aklımızın bilgilenmeye ihtiyacı vardır. Bu sebeple ya okumalı, ya tv?den haber  ya da konuşmalar dinlemeli, konferanslara ayrılmış bir akşamımız olmalı. Midemiz aç kaldığında onu yeteri miktarda doyurmalıyız. Ne hoştur helal yoldan bir nimetle doymak. Bunun yanında gönül dünyamızı besleyecek o kadar çeşitli faaliyetler olabilir ki saymakla bitmez. Bunu için bir çerçeve çizmek yeterli olacaktır sanırım. ?Helal dairesi keyfe kafidir? sözü en faydalı, en güzel, en iyi sınırı belirlemiş olur.
?Toprağın altında en çok ne var?? sorusuna eskiler ?pişmanlık? var demişler. Daha iyisini daha güzelini yapsaydım diyen salih insanlar ile keşke şunları yapmasaydım diyen gafil insanlar vardır. 
Vaktiniz hayr ola efendim.    

Tüm Yorumları Göster (0)