Abdülvasih Duran

TÜKÜRÜK VE ÜFÜRÜK

21 Kasım 2018 / Çarşamba 17:55:18 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Konya’da üniversiteye başlarken yatsı namazını Mevlana müzesinin yanındaki camide kılmıştık. Caminin o dönem ki imamı namazdan sonra bizlere çay ikram ederken sohbet sırasında  o camide geçen bir hikayeden bahsetmişti.

          Hikayeye göre o caminin eski imamlarından biri camiye gelirken yolda ağlayan çocuklara rastlamış. Çocukların neden ağladıklarını sorduğunda kuşlarının kafasının koptuğunu öğrenmiş. Hoca, hemen almış kuşun kafasını biraz tükürük sürdükten sonra gövdesine iliştirmiş ve kuş canlanmış.

        Bu olayı duyan insanlar hocanın bu olağanüstü halinden dolayı camiyi doldurmaya başlamışlar. Öylesine ki cami de artık yer kalmamaya başlamış.Hoca bu kalabalıktan yorulmaya başlamış ve bir gün halkı denemek için koltuğunun altına bir körük koymuş.Bu körükle namaz kılmaya başlamış.Her rükü’a ve secdeye gidişte bu körüğü sıkıştırıp ses çıkarıyormuş.

        Bunun üzerine halktan tepkiler gelmeye başlamış ve “Hoca’nın abdesti  bozulduğu halde  namaza devam ediyor ”demeye başlamışlar. Bu kez de tersine her gün insanlar camiden kaçmaya başlamış. Neticede yine eski cami cemaati kalınca  hoca tebessüm ederek “Kardeşlerim! Gördüğünüz gibi tükürük ile gelenler üfürük ile gittiler” demiş.

        Geçen Pazartesi akşamı Mevlid Kandiliydi. Bu kandil vesilesiyle bir çok kanalda programlar yapıldı. Bunların bir kısmını izlemeye çalıştım.Ama hayretimden; “Aman Allah’ım Peygamberimiz (sav) bir tane değil miydi? Her kanal, her meşrep ve her grup sanki farklı bir Peygamberi anlatıyordu. Kimi Peygamberimizi sıradan bir insandan farksız anlatırken kimisi de (Haşa) ilahlaştırdığının farkında değildi.

        Kendi kendime düşündüm her zamanki gibi. Ne olacak şu halimiz? İslam kadar kaynağı açık ve bozulmamış bir Dinin Peygamberi neden bu kadar birbirinden farklı anlatılıyor ve sanki bilerek örnek alınamaz hale getiriliyor?

       Peygamberimiz ile ilgili aşırı abartılara baktım. Bir kısmında Allah muhafaza insanı küfre götüren sözler vardı. Mesela birisi diyordu ki: “Ahed ile Ahmed arasında bir “mim “farkı vardır.” Bilindiği gibi “AHED” Allah için kullanılan bir kavramdır.”AHMED” ise Peygamberimizin bir ismidir. Yani aradaki “mim” olmasa…

        Oysa Kur’an Peygamber Efendimizi kimsenin yorumlamasına ihtiyaç bıraktırmadan en güzel şekilde anlatıyor:

-“De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım.”(Kehf,110).

-“(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiya,107).

-Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.”(Bakara,151).

    Bize düşen görev Peygamber Efendimizi hayatın dışına çıkartmak değildir. Hayatımızı O’nun hayatına benzetmektir.Çünkü:

-O, bir Peygamberdi.

-O, bir baba ve aile reisiydi.

-O, bir eğitmen ve öğretmendi.

-O, bir abid (ibadet eden ) idi.

-O, gerektiğinde gözleri yaşaran hassas bir insandı.

-O, gerektiğinde düşmanın kalbine korku salacak bir liderdi.

-O, ticaret yapmış,

-O, yetim ve öksüz kalmış,

-O, iftiraya uğramış,

-O, yurdundan çıkarılmış,

-O, eşinin ve  altı çocuğunun  vefatını yaşamış,

-Ve O, insanı bataklıktan kurtaran son Hidayet kaynağını getirmiştir.

-Ve O, Putlara tapan Cahiliyede benzeri olmayan bir toplumdan yine mükemmellikte benzeri olmayan bir Asr_ı saadet meydana getirmiştir.

-O hayatın her alanındadır.

-O,rüyalara,hikayelere ve hurafelere  hapsolunmayacak kadar Yüce bir insandır.

Tüm Yorumları Göster (0)