Recep Akakuş

TOPLUM HAYATINDA KÜLTÜREL DEĞERLERİN YERİ-3

21 Eylül 2020 / Pazartesi 16:37:26 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Ramazan Ayını Karşılamam ve Uğurlama: Hatırlanacağı üzere; Kamerî takvime göre yılın dokuzuncu ayı, Ramazan ayıdır. Bu ay, İslam’a göre oruç ayıdır. Kamerî takvime göre yıl içinde her ay, bir önceki yıla göre 10 gün evvel gelir. Bu nedenle Müslümanların orç tuttukları Ramazan ayı, mevsim itibariyle, her mevsimi dolaşır .

 

36 senede bir aynı mevsime denk gelir. Böylece; 45-50 sene yaşamış olan ve oruç tutan bir Müslüman, yılın her mevsiminde oruç tutmuş olur. Orucun tutulacağı Ramazan ayı gelmeden önce; Müslümanlar, özel hazırlıklar yaparlar.

 

Sözgelimi: Dünyaya geldiğim Aşağıballık Köyü baz alındığında öncelikle; ev içinde ve dışında genel bir temizlik yapılır; ardından da komşu kadınlar bir araya gelir –imece usulü ile takriben-20-30 kilo undan yufka açarlar; ayrıca içine yumurta konarak hazırlanan özel bir hamurdan” kus kus” yapılır ve” erişte” kesilir.

 

Sahur ve iftar yemekleri özenle hazırlanır; pilav, börek gibi hamur işi yemeklere, sütlaç ve güllaç cinsi tatlılara ağırlık verilir. Ramazan ayı oruç ayı olduğundan diğer İslâmî ibadetlere de ağırlık verilir; ibadet niyyetiyle çokça Kur’an-ı Kerîm okunur; hatimler indirilir; kılınan beş vakit namaza ilâveten yatsı namazlarından sonra evlerde ve camilerde kadınların da iştirak ettiği teravih namazları kılınırdı.

 

Dinen zengin sayılan Müslümanlar, “hâcet-i asliye” adı verilen mal varlığının dışında kalan fazla malı, “nisap miktarı” adı verilen fazlalığa ulaştığında söz konusu fazla mal varlığının kırkta birini, ibadet niyetiyle, Müslüman kardeşine vermekle yükümlü olduğuna inanırdı. Buna İslam’ da “zekat” denmektedir. Diğer yandan Ramazan orucunu tıtan her Müslüman, fakir olsun zengin olsun, fıtır sadakası olarak bir günlük yiyeceğini, diğer bir Müslüman kardeşine vermekle yükümlü olduğuna inanılırdı. Bu sebepten Ramazan ayı, oruç ayı olmakla birlikte bir anlamda zekât ve sdaka ayı olarak kabüllenilrdi .

 

Zekât veren Müslümanlar ,dinen zengin sayıldığı için,zekât ve sadaka alamaz ise de fıtır sadakası verenler, hem zekat ve hem de sadaka alabilirler. Çünkü İslam, her hâl-ü kârda Paylaşmayı ve de yardımlaşmayı ön görmüştür. İslam’a göre; veren el, alan elden üstündür. Her Müslüman veren el olmaya çalışmalıdır.

 

En hayırlı rızık, alın teriyle elde edilen rızıktır. Bu nedenle zenginliğin de fakirliğin de istismar edilmesini ve kötüye kullanılmasını İslam, caiz görmemiştir. “Dilencilikteki aşağılık ve zilleti bilmiş olsaydnız biriniz, diğerinden ödünç istemekten dahî sakınırdınız “ diyen Hz. Peygamber, “Komşusu , aç iken tok yatan bizden değildir “ ; diyerek bu konuda nasıl ölçülü bir yol tutacağımız hususunda bizleri uyarmıştır.

 

Biz, aldanan da altadan da olmayacağız. Mazlumun yanında yer alırken zalimin karşısında duracağız. Fakıri ve yoksulu koruyaca ğız fakat fakirliğin de yoksulluğun da istismar edilmesine göz yummayacağız. Ramazan ayı, tutulan orucu, beş vakit farz namaza ilaveten kılınan teravih namazları, Kur’an-ı Kerîm tilâvetleri, indirilen hatimleri, verilen zekât ve sadakaları ile Müslümanlar için çok yoğun geçen bir ibadet mevsimidir. (YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

 

RECEP AKAKUŞ HOCANIN ESERİNDEN

DÜZENLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN

AYHAN BAYRAKTAR

 

Tüm Yorumları Göster (0)