Recep Akakuş

Sultan Mehmed Vahdettin Devri ve İnegöl

25 Şubat 2020 / Salı 10:02:16 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Son Osmanlı hükümdarı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin (1918-1922), Osmanlı tahtına oturduğunda sırtına, tabir caizse, ateşten bir gömlek giymiştir. Çünkü ağabeyi Sultan V. Mehmed Reşad’ın Osmanlı tahtında bulunduğu sırada 29 Ekim 1914’te Sadrazam Mehmed Talat Paşa ve ittihatçı arkadaşlarının onayına dayalı olarak bir emr-i vâkî ile Osmanlı Devleti, Almanya’nın başını çektiği ittifak devletleri ile birlikte Birinci Dünya Savaşı’na girmiştir.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile bu savaş sona erdirilmiş ise de ittifak içinde yer alan diğer devlet orduları gibi Osmanlı Devleti’nin orduları da tüm cephelerde mağlup olduğundan ülkeleri işgal olunmuş ve orduları terhis olunmuştur. Ardından da Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için işgal altında kalan İstanbul’lda Sultan VI. Mehmed’in erkân-ı harbiyesini oluşturan askerî liderler tarafından gerekli istişareler yapılmıştır. Sonra da Mustafa Kemal Paşa’nın, 9. Kolordu Müfettişliği’ne atanması uygun görülerek Samsun yoluyla Anadolu’ya gönderilmesi kararlaştırılmıştır.

19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa, 9. Kolordu Müfettişi sıfatıyla, Samsun yoluyla Anadolu’ya ayak basmadan önce itilaf devletlerinin yönlendirmesi ile Yunan ordu birlikleri, 15 Mayıs 1919 gününden itibaren İzmir’e girmiş; İzmir ve çevresinde geniş bir katliâm yapmıştır.30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti’nin, Erzurum-Kars yöresinde konuçlanmış olan Kâzım Karabekir Paşa’nın komuta ettiği -9. Kolordu’nun dışında- bütün orduları silâhdan tecrîd olunduğu için Yunan ordularının İzmir işgaline karşı hiç bir askerî güç kullanılamamıştır.

Sadece Bursa Valisi Gümülcineli İsmail Bey’in teşebbüsü ile 16 Mayıs 1919 günü İnegöl’de 5.000 kişinin katıldığı “İşgali Red Mitingi” yapılmıştır. Ardından da Anadolu’da ve Rumeli’de il ve ilçelerde “Müdâfaa-i Hukuk” ve “Redd-i İlhak” cemiyetleri kurulmaya başlamıştır. Görüldüğü üzere Kurtuluş Savaşı’na giden yolda ilk adım, 16 Mayıs 1919 günü 5.000 kişinin katılımı ile gerçekleşen “İnegöl Mitingi” olmuştur.

Erzurum Kongresi’nde Kurtuluş Savaşı için son derece önemli kararlar alınmıştır. Anadolu ve Rumeli’de kurulmuş bulunan “Müdâfaa-i Hukuk” ve “Redd-i İlhak” cemiyetlerinin hepsini bir çatı altında toplamak üzere 4 Eylül 1919’da Sivas Kongresi’nin yapılmasına karar verilmiştir. Sivas Kongresi’ne delege seçmek üzere de 14 Ağustos 1919’da Manisa Alaşehir’de bir kongre yapılması ön görülmüştür.

İşte bu kongreye, İnegöl’ü temsilen Mazlum ve Ethem Bey iştirak etmiştir. Böylece Kurtuluş Savaşı’na giden yolda İnegöl adına ikinci adım da atılmıştır. Üçüncü adım ise 9-11 Temmuz 1920 günlerinde İnegöl coğrafyasının Yunan ordu birliklerince işgal edilmeye başlandığı bir sırada İnegöl’ün Bursa girişinde ve Gazhâne yöresinde vuku bulan ilk çatışmadır .Bu çatışmada Harputlu Yüzbaşı Avni Bey’in komutasında hareket eden 90 kişilik milis kuvveti, İnegöl’e girmek isteyen ilk Yunan askerî birliğine karşı çıkmış ve  üzere vuku bulan bu çatışmada milis gücü komutanı dâhil, 51 kişi şehit düşmüş, 39 kişi de yaralanmıştır.Çünkü 8 Temmuz 1920‘de Bursa’yı işgal eden Yunan Üçüncü Kolordu birlikleri, 9 Temmuz 1920 gününden itibaren İnegöl’ün takriben 10 kilometre batısında yer alan “Aksu Dimbos” hattında kuzeyden güneye uzayan ve Uludağ ile İznik Gölü arasını tutan savunma hattına yerleşmiştir.

Merkezi, Çatal Tepe olan bu savunma hattına Yunan 3. Kolordu birlikleri, yerleştikten ve de yeterli derecede takviye aldıktan sonra altı ay geçince 6 Ocak 1921 gününden itibaren Türk savunma hattına yönelik taarruz harekâtına girişmiştir. Sakarya-Kütahya Savunma Hattı’nda vuku bulan ve tarihe, 1. ve 2. İnönü savaşları adıyla geçen muharebelerde -İnegöl geçici olarak belirli aralıklar ile- işgal edilmiş ise de Sakarya Savaşı’na yönelik olarak 8 Temmuz 1921 günü Yunan

3. Kolordu birliklerince üçüncü defa yapılan ileri harekât sırasında İnegöl, üçüncü defa işgal edilmiştir. 8 Temmuz 1921 gününden itibaren başlayan bu üçüncü Yunan işgali, 6 Eylül 1922 gününe kadar, kesintisiz tam 14 ay sürmüştür. Şüphesiz bu süre zarfında İnegöllüler, hem mallarından, hem canlarından ve hem de namus ve de itibarlarından çok ağır bedeller ödemişlerdir. Acı olan, ödenen bu bedellerin bir kısmının ihânetten, provoke olaylardan vede cehaletten kaynaklanmış olmasıdır.

 

RECEP AKAKUŞ HOCANIN ESERİNDEN

DÜZENLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN

AYHAN BAYRAKTAR

Tüm Yorumları Göster (0)