Ahmet Taştan

SÖZÜN GÜCÜ

26 Ekim 2018 / Cuma 14:27:20 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Adam, “Sözün Gücü” konulu bir seminer verecekti başkanlığını yaptığı dernekte. Düşünce dünyasına yöneldi ve zihin adı verilen hard diskte neler var, diye bir yoklama çekti. Sözün gücü tamlamasını gücün, güçlülerin sözü şeklinde telaffuz etti ve not aldı.

Sözün gücü, söyleyenin gücünden mi kaynaklanıyordu. Bunu düşündü ilkin. Beşeri düzlemde düşündüğünde zalimler ve diktatörler geldi aklına. Olur-olmaz emirleriyle insanların hayatını karartan Nemrutlar, Firavunlar hızlı bir geçit yaptı gözlerinin önünde. “Bir gün küçük bir çocuğun tahtını ele geçirdiğini” gören zalim Firavun bir yaşındaki masum bebeleri katlettirmişti fakat Rahmanın korumasındaki Musa bebeği öldüremedi. Firavun gibiler, dar ve basit görüşlerini yönettikleri topraklarda halkına rağmen kabul ettirmeye çalışan diktatörlerin sözleri de güçlüdür, inkâr edilmez.

Mademki söz sahibinin gücü üzerinden sözün gücü hakkında akıl yürütüyoruz, şunu da düşünmeliyiz:  “Kün fe yekün” sözünü de sözün sahibi olan Rahmanı da hatırlayalım. Kudret sahibi Rabbimiz bir şeyin yoktan var olmasını dilediğinde sadece “ol” der o şey de oluverir.

Ayrıca güçlü sözlerinden biri de vahiy olmalıdır diye düşünmeden edemiyoruz. Kitapta “Sana ağır bir söz vahy edeceğiz” diyor. Kelime-i tevhid en güçlü sözlerden biridir. Zira insanın hayatından tevhidden önceki hayat ve sonraki hayat diye ikiye ayrılabilir.  Lakin bu sözü telaffuz edip hayatından bir değişim yapmayanları da görüyoruz. O zaman bu sözün etkiciliğini nasıl değerlendireceğiz?

Tam burada sözün niyetle bir ilgisi var mıdır? Sözün bizzat kendi yapısından kaynaklanan bir gücü  var mıdır? Düşünelim:  “Beyan da sihir vardır” buyruluyor.  Söz anlamlı ses demektir. Bestelenmiş şarkılar ilahiler; hüznü, sevinci, kahrı, kederi hatırlatır. Onlarda duygu yüklüdür anlam değil.

Latif sözler gönülleri harekete geçirir.  Söz ola kese savaşı/Söz ola kestire başı/Söz ola ağılı aşı / Yağ ile bal ide bir söz, buyuran Yunus Emre’miz de katkı sunmuş düşüncelerimize.

Padişahın biri rüya görür. Müneccimin birine anlatır.  O da tabir eder rüyayı beşuş bir yüzle: “Efendim tüm aileniz ölecek, en sonunda siz de öleceksiniz” dediğinde kellesinden olacağını, son sözleri söylediğini bilmiyordu. Aynı rüyayı diğer müneccime yorumlattı ve mütebessim bir çehre ile tabir etti: “Padişahım müjdeler olsun aileniz içinde en uzun ömürlü siz olacaksınız” demiş ve ödülleri toplamış.

Güçlü söz insanın hayatında değişim yapar. Düşünceyi değiştirir, duyguları değiştirir, bilgilerlerini değiştirir.  Sözün ete kemiğe bürünmüş haline kelime diyebiliriz.  Kelimenin ruhu anlamıdır. Anlamın çekirdeği veya özü de niyettir diye düşünüyorum. Ameller niyetlere göredir, buyrulmamış mı? Sağlam ve doğru bir niyetle öğrendiğinde tüm sözler gücünü hissettirir.

Söz anlam kaybına uğradı, ruhlar yıprandı ve sanal yaşamlar aldı başını gidiyor. İnsan kirlendi dil de dilden ayrıldı. Eskiden kalbe dil derlerdi. Yürek ne düşünürse dil de onu telaffuz ederdi. Dil başka gönül başka telden çalmazdı.

Vakti gelmiş sözün gücüne erişecek bir şey yoktur. Doğru yerde, doğru insanlara, doğru sözü söylediğiniz de etkisini siz bile tahmin edemezsiniz.  Vefalı bir dilden serpilen kelimeler dostluk bahçesinden çiçekleri güldürür. Yaralı bir gönülden damlayan sözcükler vicdanları aleve alev yakar.

Yalan, iftira, dedikodu vb. kötü sözlerinde gücü vardır fitneye meyilli gönüller üzerinde. Onlardan ve söylediklerinden uzak durmak gerekir.

Kişi bile söz demini / Demeye sözün kemini /İki cihan cehennemini /Sekiz ucmag                                                                                                                                    de bir söz.

Söz uzar kısa kesmek lazım vesselam. Kısa sözler yakın mesafede etkili sözlerdir, bilene.

Sohbet farklı cümlelerin birbirini kovalamasından sonra vakit de tamamına ermişti. Derneğine teşrif etmiş misafirlerine gönül dolusu teşekkür etti dikkatle dinledikleri için.

Tüm Yorumları Göster (0)