Özer Yılmaz

Şefkatli Kudret

23 Ocak 2019 / Çarşamba 09:25:53 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Okulda, sokakta, cemiyette karşılaşırsınız mesai arkadaşınızla veya meslektaşınızla. Aaa emekli mi oldun? ‘Yok yahu nereden çıkardın, daha yaşım kaç. Adam yatalak yatağında milletvekili olmak için uğraşıyor, emekliliğinin tadını çıkarması gerekirken başkan, bakan, olmaya çalışıyor, sen bana emekliliği mi yakıştırdın?’ Kızma brader, hani bakıyorum sağına soluna, arkana önüne, üstüne başına, saçına sakalına, bıyığına tıraşına, öyle çalışıyormuşsun gibi görünmüyorsun. Ayağında terlik, bacağında bermuda şort, böyle mi işe gidiyorsun işe.

“Ya hu kardeşim yani ille de sinekkaydı tıraş olmak, jilet gibi elbise giymek mi gerekiyor. Ben özgürüm ve istediğim gibi giyinir, istediğim gibi tıraş olurum, vallaha canım baktım yüzümü yıkamak istemiyor, yüzümü yıkamadan bile çapaklı çapaklı işe giderim. Hem o eskidendi, yok kanun var, yok tüzük var, yok yönetmelik var, yok genelge var, yok yönerge var, köprünün altından çooook su geçti. Şimdi sendika karar aldı mı, kanun manun yok, at onları çöpe gitsin, mevzuatı bir kenara koyarsın istediğini yapar, istediğin gibi hareket edersin.”

Kendi acziyetine bir şekilde türlü türlü kılıf bulan ve devletin egemenlik hakkına halel getirmeye çalışan zavallılara üzülüyorum. Bu zavallılar bir kavram bulmuş kendilerince pek de jan janlı bir kavram ‘Sivil itaatsizlik’. Ey zavallı kendince neye tepki gösterdiğini kavrayamayan zavallı, bu ülkede demokratik bir şekilde seçimle iş başında bulunan bir yönetim yok mu? Yönetim seçimlerle değişmiyor mu? Yönetim de asker mi var? Çapaklı ve salyalı suratını yıkamamak eylemine ‘Sivil itaatsizlik’ diyorsun.

Bir vatandaş olarak ülkemin birinci ligde oynayan ülkeler sınıfında olmasını yani muasır medeniyet seviyesinde olmasını çok arzularız. Muasır medeniyet seviyesinde ki ülke dediğimiz şey nedir? Yenilen, içilen bir şey midir? Ülkelerin muasır medeniyet seviyesinde olması, insanları gibi yönetenlerin de özünde sözünde durması demektir. Bilim ve ilim yönünden dünya da lokomotif görevi yapmak demektir. Egemenlik gücüne halel getirmeyen demektir. Vatandaşlık görevini yapanların cesaretlendirildiği ve onların korunduğu sistemin olduğu demektir. Devletin malı deniz, yemeyen keriz zihniyetinin cezalandırıldığı bir sistemin olduğu demektir. Bugün yaptım, işime yaramadı, rant kapılarım kapandı, hadi değiştiriyorum, biraz daha biraz daha hatta hatta çok çok kazanayım düzenine çomak sokmak demektir. ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ sözünün güçlü güçsüz, ergli ergsiz herkese uygulandığı, güçlülerin değil, haklıların hakkının korunduğu sistem demektir.

Eskiden kamu kurumlarında devletin ciddiyeti hâkimdi ve çalışanlar da bu ciddiyeti temsil ederlerdi. İnsani yaklaşım yönünden yeni nesil kamu çalışanları daha kabul edilebilir davranış sergilemekte. İnsancıl davranışlar yeni nesil çalışanların pozitif yönleri olarak karşımıza çıkmış olsa da devletin egemenlik hakkını korumada ki görevlerini suistimal ettikleri kaçınılmaz bir gerçek.

Devlet egemenlik hakkını taşeronlara teslim etmeden, mevzuatı tam uygulamalı, ‘Tavşana kaç, tazıya tut.’ şark kurnazlığından kurtulup acziyete düşmeden şefkatli kudretini her noktada göstermeli.                                                                                                 

Özer YILMAZ

Tüm Yorumları Göster (0)