Talha Bayraktar

SAYILARIN TEFSİRİ/ DÖRT ŞAHİT (3)

14 Nisan 2021 / Çarşamba 16:28:54 | YAZARLAR | Talha Bayraktar

ALLAH RESULÜ (S.A.V) İFTİRAYI SORUŞTURUYOR: Allah Rasûlü (s.a.) vahiy gecikince ailesinden ayrılma konusunda istişare etmek üzere, Ali ve Üsâme îbn Zeyd'i çağırdı. Üsâme İbn Zeyd, Allah Rasûlü’ne (s.a.v), ailesinin suçsuz olduğunu bildiğini söyledi. Onlara karşı olan sevgisini bildiğine işaret etti. “Ey Allah'ın elçisi, onlar senin âilendir. Biz hayırdan başka bir şey bilmiyoruz.” dedi.

Ali İbn Ebu Talib ise: “Allah senin üzerine bu işi, evlenme ve boşanma işini daraltmamıştır. Onun dışında kadınlar çoktur. Eğer cariyesine soracak olursan sana doğru haberi verir.” dedi. Allah Rasûlü (s.a.v) Berire'yi çağırıp; “Ey Berîre, Âişe'den seni şüphelendirecek bir şey gördün mü?” buyurdu. Berîre ona: “Seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki, genç bir kız olmasından başka onu ayıplayabileceğim hiç bir durumunu görmedim. Ailesinin hamuru başında uyur da bir oğlak gelip hamuru yer haberi bile olmaz.” dedi.

Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.v) mescide geçip minberden şöyle dedi: “Ey müslümanlar topluluğu, ailem hakkında eziyyeti bana ulaşmış olan bir adamın, bu kötü işine karşılık verdiğimde beni kim ma'zûr görecek? Allah'a yemin olsun ki ailem hakkında hayırdan başka hiç bir şey bilmiyorum. Öyle bir adamı zikredip andılar ki onun hakkında da hayırdan başka hiç bir şey bilmiyorum. Ailemin yanına ancak benimle beraber girerdi.”

Sa'd îbn Muâz el-Ansârî kalktı ve: “Ey Allah'ın elçisi, ben seni ondan kurtarırım. Eğer Evs Kabilesi’nden ise boynunu vururuz. Eğer kardeşlerimiz Hazrec’den ise bize emredersin, emrini yerine getiririz.” dedi. Hazrec'in reisi olan Sa'd İbn Ubâde kalktı. Salih bir kişi idi. Fakat kabîlecilik hamiyyeti onu düşüncesizce bir davranışa itmişti. Sa'd İbn Muâz'a: “Allah'a yemîn olsun ki onu öldürmezsin ve öldürmeye de gücün yetmez.” Dedi.

Sa'd İbn Muâz'ın amcasının oğlu olan Üseyd îbn Hudayr da ayağa kalktı ve Sa'd İbn Ubâde'ye: “Yalan söyledin, Allah'a yemin olsun ki onu öldürürüz. Sen münafıksın mısın ki münafıkları koruyorsun.” dedi. Evs ve Hazrec kabileleri, ayaklandılar ve vuruşmaya kalktılar. Allah Rasûlü (s.a.v) minberde dikiliyordu. Allah Rasûlü (s.a.v) onları sakinleştirmeye devam etti de sonunda sustular, Allah Rasûlü de (s.a.v) sustu.”

RESULULLAH (S.A.V) HZ.AİŞE İLE DEDİKODULARI GÖRÜŞÜYOR: “O gün çok ağladım, gözyaşlarım dinmedi ve hiç uyumadım. Ana babam, ağlamanın ciğerimi parçalayacağını sanıyorlardı. Ebeveynim benim yanımda oturur ve ben ağlarken, Ensâr'dan bir kadın yanıma girmek için izin istedi. Ona izin verdim. Benimle beraber oturup ağladı.

Anam babam yanımda sabahladılar. Allah Rasûlü (s.a.v) ikindi namazını kılmış olarak yanıma girinceye kadar yanımda kaldılar. Allah Rasûlü (s.a.v) yanıma girdiğinde ana ve babam, sağ ve solumda idiler.

Biz bu halde iken birden Allah Rasûlü (s.a.v) çıkageldi, içeri girdi, selâm verdi, sonra oturdu. Bu söylenenler söylendiğinden beri yanımda oturmamıştı. Bir ay geçmiş ve benim durumum hakkında ona vahiy gelmemişti. Allah Rasûlü (s.a.) oturduğu zaman şehâdet getirdi, sonra: “Ey Âişe, senden bana şöyle şöyle bir haber ulaştı. Eğer sen suçsuz isen Allah, senin suçsuzluğunu beyân edecektir. Eğer bir günâh işlemişsen Allah'a istiğfarda bulun, sonra ona tevbe et. Muhakkak kul bir günahı itiraf eder, sonra tevbe ederse; Allah onun tevbesini kabul eder.” buyurdu.

Resulullah (s.a.v) durumumuz hakkında dedikodu edilen adama da ulaşmış ve O: “Sübhânallah, Allah'a yemin olsun ki ben hiç bir kadının örtüsünü açmadım.” demiş. Allah O’ndan razı olsun. O, Allah yolunda şehîd olarak öldürüldü. (YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

 

 

 

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)