Talha Bayraktar

SAYILARIN TEFSİRİ/ DÖRT ŞAHİT (1)

12 Nisan 2021 / Pazartesi 16:50:57 | YAZARLAR | Talha Bayraktar

“İftiracıların bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki şahitler getiremediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.” (NUR 13)

HZ.AİŞE ANNEMİZE BÜYÜK İFTİRA: Ayet-i kerimeye konu olan, iftiraya uğrayan kişi, Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) eşi, Hz.Aişe (r.a) annemizdir. Medine’de münafıklar ve onlara uyan bazı gafiller, Hz.Aişe annemiz hakkında yalan ve iftira dolu bir kampanya başlatmışlardı.

Yaşananları Hz.Aişe annemiz şöyle anlatmıştır: “Allah Rasûlü (s.a.) bir sefere çıkmak istediğinde kadınları arasında kur'a çekerdi. Kur'ada kimin payı çıkarsa, Allah Rasûlü (s.a.) beraberinde onu çıkarırdı. Çıktığı gazvelerden birinde aramızda kur'a çekti. Kur'ada benim payım çıktı. Allah Rasûlü (s.a.) ile beraber ben çıktım. Bu, hicâb âyeti indikten sonra idi.

Ben deve üzerinde hevdecim içinde taşınır ve konak yerinde hevdec içinde indirilirdim. Allah Rasûlü (s.a.) gazveyi bitirmiş, dönerken Medine'ye yaklaştık. Bir gece yola çıkmak için seslenildi. Yola çıkma haberi verildiğinde ben abdest tazelemek üzere kalktım, yürüdüm, ordudan uzaklaştım. Abdestimi tazeledikten sonra binitime yöneldim. O sırada üzerimi yokladım bir de gördüm ki zafâr boncuğundan olan gerdanlığım kopmuş. Döndüm ve gerdanlığımı aradım. Gerdanlığı aramam beni oyaladı. Askerler gelmişler, yükümü yüklemişler ve binmiş olduğum devemi yürütüp gitmişler. Benim içinde olduğumu sanıyorlarmış.

Kadınlar o zamanda hafif idiler. Ağırlıkları yoktu ve et de tutmazlardı. Zîrâ onlar çok az yemek yerlerdi. Dolayısıyla kavim hevdeci kaldırıp yüklediklerinde onun ağırlığı hususunda şüpheye düşmemişler, garipsememişler. Zâten genç bir kız idim. Deveyi kaldırmışlar ve yürümüşler.

Ordu yola koyulduktan sonra ben gerdanlığımı buldum. Konak yerlerine geldim ve gördüm ki orada kimse kalmamış, ne çağıran ne de cevab veren yok. Daha önce bulunduğum yere yöneldim ve görevlilerin benim yokluğumu farkedip bana döneceklerini düşündüm. Yerimde otururken gözlerim bana galebe çaldı ve uyudum.”

İFTİRAYA SEBEP OLAN OLAY: “Safvân İbn el-Muattal es-Sülemi ez-Zekvânî, ordunun arkasını kontrol etmekle görevli imiş. Gece yarısından sonra yola çıkmış ve sabahleyin benim bulunduğum yere ulaşmış. Uyuyan bir insan karaltısı görmüş, Bana doğru gelmiş ve beni gördüğünde tanımış. Örtü âyetinin nüzulünden önce beni görmüş olduğu için benim olduğumu anlamış. Beni tanıdığı zaman; “İnnâlillâh ve tnnâ İleyhi Râciûn” “Allah’a aitiz, yine O’na döneceğiz”[1] ayetini okuması ile uyandım, cilbâbım ile yüzümü örttüm.

Allah'a yemin olsun ki benimle bir kelime konuşmadı ve “înnâlillâh ve Innâ îleyhi Râciûn” demesinden başka ondan bir kelime bile işitmedim. Nihayet binitini hazırladı, ayağına bastı ve ben de onun binitine bindim. Kendi kendime;  “Allah bana yeter, ne güzel Vekildir” dedim. O yayan kaldı. Üzerinde benim olduğum biniti çekerek gitti ve nihayet öğle sıralarında konaklamış olan orduya yetiştik.” (YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH!)

 

 

 

 

 


[1] Bakara suresi 156

Tüm Yorumları Göster (0)