Recep Akakuş

Sadıkzade Süleyman Ağa Ve İnegöl-1

06 Temmuz 2020 / Pazartesi 12:49:59 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Sadıkzâde Süleyman Ağa, İshak Paşa’nın kethüdası Sinan Bey’in soyundan gelmektedir. Sultan Abdülmecid (18839-1861) devrinde ve 1856 Yılında yayımlanan İslâhat fermanı gereği Osmanlı ülkesinde yerel yönetimlere geçilmiştir.

Bu cümleden olmak üzere; 1869 Yılında İnegöl’de de belediye teşkilatı kurulmuş ve yapılan belediye seçiminde Sadıkzâde Süleyman Ağa, İnegöl’ün ilk belediye başkanı olmuştur.

Sultan Abdülaziz (1861-1876), intihara zorlanarak ortadan kaldırılınca; yerine meşrûtî idareyi kabullenip ilân etmek ve meclis-i mebûsanı toplamak şartıyla Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından Şehzade Abdülhamid Efendi, Sultan II. Abdülhamid ünvanı ile, tahta çıkarılmıştır.

Sultan II. Abdülhamid (1876-1908), hükümdar olur olmaz, İnegöl ile yakından ilgilenmiştir.Başta İshakpaşa Külliyyesi olmak üzere; Cuma Camii, Sinanbey Camii ve de çevresiyle yakînen ilgilenmiştir. Şöyleki,

İshak Paşa’nın çocukları, farklı nedenler ile İnegöl ile ilişkilerini kesmişlerdir. Onların boşluğunu İshak Paşa’nın âzadlı köleleri arasında yer almış olan ve 1509 Yılı depreminden sonra devlet nezdinde büyük itibar kazanmış olan Sinan Bey, doldurmuştur.

 Sinan bey, Hamza Bey’in çocuk ve torunlar ile de sıkı işbirliği yaparak asırlar boyunca İnegöl’de etkisini sürdürmüş ve Sinan Bey’in sülalesi, İnegöl’ de “Sâdıkzâdeler” diye şöhret bulmuştur.

Sultan II. Abdülhamit , İshakpaşa vakıflarının, tarihî süreç içinde, buharlaştığını ve de vakfiye şartları arasında hitabet hizmeti yer almadığından İshakpaşa Külliyyesi’nin tamamını, mazbut vakıflar arasına aldırtmıştır. İilgili yerlerde açıklandığı üzere-İmaret bölümünün cami kısmında geniş bir tadilat yaptırarak İshakpaşa Külliyesini yenilemiş ve de bu mabette “hitabet” ve de “vaaz” hizmeti ihdas eylemiştir.

Bu nedenle; Sultan II. Abdülhamid devrinden itibaren İshakpaşa Camii’nde hem vaaz verilmiş ve hem de hutbe okunmuştur. Bu arada onarım sonrasında İshakpaşa Cmii’nin girişinde yer alan ilk kitabe kaldırılmış; yerine Sultan II. Abdülhamid’in yaptırdığı tadilât ve onarımı tesbit ve tescil eden tamir kitabesi konmuştur.

Diğer yandan fiziki yapısı itibariyle bir küçük köy mescidi hüviyetini taşıyan Yıldırım Beyazıt tarafından –takriben 1389-1396 yılları arasında inşa edilmiş ve de vakfiyesinde “hitabet” hizmeti de yer alan Cuma Camii’nde de geniş bir tadilât yapılarak “beşik-çatısı” değiştirilerek üzerine ahşap bir kubbe yapılmış ve de camiin harem kısmı genişletilerek yeni bir mimarı tarzda dizayn edilmiştir.

Sinanbey Camii ve Külliyesine gelince; burada da onarım yapılmış; sıbyan mektebi ve hamamdan oluşan Sinanbey Külliyesi de ihya edilerek halkın hizmetine sunulmuştur.

Bu arada öteden beri  “Bâbî Geleği” ne bağlı kişilerce kullanılan ve Orhan Gazi tarafından “hizmet dirliği” tahsis edilmiş olan eski tekke ve zaviye de elden geçirilerek -muhtemelen- Sultan II. Abdül-hamid’in mensup olduğu Hasan Şâzeli tarikat ekolüne mensup bir tekke hüviyetine dönüştürülmüştür.

Halk arasında “Arap Dede” diye anılan bu zat, halen, Sinanbey Camii giriş kapınsının karşısındaki apartman medhalindeki mezarda yatmaktadır. Bu zatın, tarihî kayıtlarda İnegöl’de “Şeyh Yusuf Tekkesi” adıyla anılan tekkenin şeyhi olması –kanaatimce- kuvvetle muhtemeldir.

RECEP AKAKUŞ HOCANIN ESERİNDEN

DÜZENLEYİP YAYINA HAZIRLAYAN

AYHAN BAYRAKTAR

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)