Abdülvasih Duran

RÜYASAL KAYNAKLAR

01 Temmuz 2021 / Perşembe 10:41:40 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Malum İslam dininin dört ana kaynağı vardır. Bunlar:Kur’an,Sünnet,Kıyas ve icma’dır.

         Bu dört kaynağın birincisi Kur’an’dır.Kur’an’ın sureleri ve ayetleri bellidir.Yani birisi şu konu Ku’an’ın neresinde geçiyor? diye sorsa çok rahatlıkla ayet ve sure numarası verilir.

         İkinci kaynakta Sünnettir.Yani Peygamber Efendimizin (sav) sözleri ve uygulamalarıdır.Bu konuyu da merak edenler Sahih Hadis kitaplarında kaynakları görebilirler.

         Üçüncü kaynak “KIYAS’tır.Yani Kur’an’da ve Sünnette geçmeyen bazı konuları Kur’an ve Sünnette geçen benzerleriyle mukayese ederek karar vermek,hüküm çıkarmak demektir.

         Dördüncüsü de “İCMA’dır.Yani İslam alimlerinin tümü (veya büyük çoğunluğu) bir konuda görüş birliğine varması demektir.

         Yıllarca İslam’ın kaynakları bu şekilde devam etti.Ancak daha sonra İslam dinine sokulan hikayeler,hurafeler ve rüyalar da kaynak olmaya başladı.Öylesine ki bu uydurma kaynaklar ilk dört sıradaki kaynaklardan daha çok ilgi toplamaya başladı.

         Gerçek alimler İslam’ın bu somut dört kaynağı yorumlarken bile son derece hassas davranmış,anlamını kesin bilmedikleri yerlerde “Allah daha iyi bilir” ibaresini koymuşlardır.

        Hurafecilerin, Sünnete/Peygambere yaklaşımı ise tam bir felakettir.İslam alimlerinin hadisler üzerindeki çalışmalarını ve hassasiyetlerini bilmeyenimiz yoktur.Aylarca yaptıkları hadis yolculukları ve hadis almada ortaya koydukları ince kuralları hepimiz  biliyoruz.Oysa hurafeciler hadis uyduranları bile geride bırakacak yöntemler icat etmişlerdir.Rüya yoluyla gelen Resulullah ‘ın(sav) hadisleri ve hikayeleri diye kitap bile basmışlardır.

         Hurafeciler, Resulullah’ı (sav) akla hayale gelmeyecek şekilde rüya yoluyla kullanmışlardır.Geçmişte hadis uyduranlar bile hiç değilse gerçek hayatta uydurmuşlardır.Uydurma raviler ihdas etmiş ve  kendi menfaatlerine uygun sözleri hadis diye sunmuşlardır.Ama rüya yoluyla hadis almaya  kalkışmamışlardır.

        Hurafe,Hikaye ve Rüyalar da kaynak olmadığı için isteyen istediği gibi uydurmuş ve uydurmalar ne yazık ki Dinin yerini almaya başlamıştır.

         Oysa Kur’an, her konuda “ZAN” (Kesin bilgiye dayanmayan fikirler)e  uymayı yasaklamıştır

-“ Peki, Allah adına yalan uyduranlar, acaba kıyâmet günü hakkında ne düşünüyorlar?... “(Yunus,60).

-“… Bütün bildikleri kulaktan dolma şeyler, bir takım kuruntulardır. Onlar sadece yanlış fikirlere kapılmışlardır.”(Bakara,78).

-“ Onların çoğu, hiçbir dayanağı olmayan zandan başka bir şeye uymazlar. Zan ise, gerçek adına hiçbir şey ifade etmez. Hiç şüphesiz Allah, onlar ne yapıyorsa hepsini hakkiyle bilmektedir.”(Yunus,36).

         Kur’an,iddia sahiplerinden iddialarını doğrulayacak kaynak getirmelerini istemiştir.

-“...De ki: “Eğer sözünüzde doğru iseniz kesin kanıtınızı getirin!”(Bakara,111).

-“ …Kesin delilinizi getirin! deriz.”(Kasas,78).

-“…De ki: Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin! "(Neml,64).

      Görüldüğü gibi Kur’an,her konuda delil ve kaynak istemektedir.Kaynağı belli olmayan hiçbir görüş İslam’da karşılık görmemiştir.

        Bugün gerçek Müslümanların üzerinde durması gereken ve mücadelesini vermesi gereken en önemli konulardan birisi de insanlarımızı hurafecilere karşı uyarmaktır.Aksi takdirde hem Müslümanlar  sıkıntıya girer hem de  İslam dini aslından uzaklaşıp üç dinin karışımından oluşan  ve  gerçek hayattan kopmuş tamamen rüyalar dini haline gelir.

Tüm Yorumları Göster (0)