Abdülvasih Duran

ÖĞRETMENE DÖRT SORU

27 Mayıs 2021 / Perşembe 10:59:41 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Dünyada  meşru ve helal kazanç sağlayan bütün meslekler değerlidir.Her meslek mutlaka bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmış ve insanlara hizmet vermektedir.Ancak bazı meslekler vardır ki bir adım daha önde olabilmektedir.

 

      Üniversiten bir hocamız bize şöyle demişti:”Bir çok insanın ömür boyu hiç mahkemeyle işi olmamış olabilir,nice insan vardır ki ev yapacak parası olmadığı  için bir İnşaat mühendisiyle işi olmamış olabilir ,yine çok az da olsa bazı sağlıklı insanlar doktora gitmemiş olabilir.Ancak öğretmensiz hiçbir insan yoktur.Her insan az veya çok mutlaka bir öğretmenin rahle-ı tedrisinden geçmiştir”.

 

         Öğretmenlik mesleği en çok sevilen mesleklerden bir tanesidir.Her ne kadar kız anneleri kızlarını övmek için “Ne doktorlar ne mühendisler istediler “deseler de,çocuklara büyüyünce ne olacaksınız, sorusuna en çok verilen cevap “Öğretmen olmak istiyorum” cevabıdır.

 

         Kimi insanlar öğretmeni aldığı maaşıyla değerlendirse bile öğretmenlik parayla ölçülen bir meslek değildir.Öğretmenler bilirler.Sınıfa  girer girmez para mefhumu kendiliğinden yok olur.Karşınızdaki pırlanta gibi çocukları en iyi şekilde  yetiştirmekten başka bir düşünceniz olmuyor.

 

         Öğretmenlik mesleğinde  öğretmen adayına  sorulan ilk soru:

- “Atamanız yapıldı” mı? Sorusudur.Üniversiteyi bitirdikten sonra sizi atama telaşı sarar.Acaba atanabilirmiyim? Atansam da acaba ne zaman ve nereye atanacağım? Soruları sizleri her zaman meşgul eder.

 

           Atamanız yapılıp göreve  başladığınızda ve özellikle de tatiller yaklaştığında öğretmenlere sorulan vazgeçilmez sorulardan ikincisi de.

 

-“Hocam! Tatilde nereye gideceksiniz? sorusudur.Sanki her öğretmen mutlaka tatile gitmeli veya tatile gidecek kadar maddi imkanlara sahipmiş gibi algılanır.(Pandemiden dolayı bu yıl bu soru pek sorulamadı.Çünkü kimse yerinden ayrılamadı).  

  

           Yıllar geçtikten sonra Öğretmene sorulan üçüncü soru da:

- “Hocam! Ne zaman emekli olacaksınız,emekliliğinize çok var mı?”.

       Bilinçli veya bilinçsiz soruların başında mutlaka bu soru vardır.Bazen insanın içinden “Neden emekliliğimi bu kadar merak ediyorsun,yerime sen mi geçeceksin “diyesin geliyor,ama saygıdan dolayı diyemiyorsunuz.

 

           Emekli olmaya karar vermek  bir öğretmen için en zor kararlardan birisidir.Bazı ağır ve zor mesleklerden emekli olmak sevindirici ve hatta rahata kavuşmak demektir.Ancak öğretmen için emekli olmak çok zor bir durumdur. 

     

         Çünkü emeklilik demek o çok sevdiği öğrencilerinden uzak kalmak demektir.

         Çünkü emeklilik demek her sabah öğretmenler odasında karşılaştığı onlarca öğretmeni artık görememek demektir.

         Çünkü emekli olmak demek okul toplantılarında eğitim ile ilgili projelerini sunacak ortamdan mahrum olmak demektir.

         Çünkü emekli olmak demek, önemli gün ve haftalar için hazırlanan programlara katkı sunmaktan mahrum olmak demektir.

         Çünkü emekli olmak demek her sabah erkenden kalkıp okula gidememektir.Çünkü bütün meslekler sabahleyin ”İşe Gidiyorum” derken öğretmen  ise “Okula Gidiyorum” der.

          Kısacası emekli olmak demek  balığın sudan çıkması gibi havasız ve soluksuz  kalmak demektir.Bunu anlatmak gerçekten zordur,ancak yaşayanlar bilir.

          Emekli olan öğretmen artık ömrünün kalan yıllarını sessiz sedasız doldurmaya çalışır.Ta ki bir gün tanıyanları onu hatırlayıp birbirlerine şu (dördüncü)  soruyu sorana kadar:

-“Bizim bir hocamız vardı  ya .Acaba yaşıyor mu?

Tüm Yorumları Göster (0)