Ahmet Taştan

Nasiplinin Rızkı

16 Temmuz 2020 / Perşembe 17:33:52 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Yaşlı adam apartman dairesinin kapısını oturmuş çay tabağına koymuş olduğu et parçalarını afiyetle yiyen kediye bakıp derûni bir hisle ağladı. Aklına Rabb'inin Rezzak olduğu geldi.

Zira belki de ömrümde ilk kez sevgili eşine kelle paça çorbası getirmişti dostlarıyla çorba içme geleneğinin ardından. Apartmanın kapısından girerken kokuyu almış olacak ki masum bir kedi yalvarmayı anımsatan mivaylamayla sabahın erken saatlerinde gönül tellerine dokunmuştu yaşlı adamın.

Eşine getirdiğii çorbanın etlerini kediye ikram  ediyordu dairenin önündeki ayakkabılarının yanıbaşında.  Sabahın seher vaktinde rızıkları dağıtan Allah'ın kendisini böyle bir işe aracı kıldığı için şükran duyguları içindeydi.

Zaten öteden beri iyi insanların sadece kendine iyi olmadıklarını ve diğer insanlara hatta canlılara da iyilikleri dokunduğunu biliyordu.

Kötü insanların da sadece kendine kötülüğü olmadığını bildiği gibi. Dolayısıyla iyilik yapınca insanın gönlünün rahatladığını ve kendini mutlu hissettiğini farkına vardı bir kez daha. Kötülük yapınca da gönlünün daraldığını hissedeceğini tahmin edebiliyordu.

Bu masumca yalvaran kediyi gören her insanoğlunun merhamet damarları kabarır. Aslında bilindik bir  miyavlama sesi tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır ata sözünü hatırlattı yaşlı adama.

Sert kaba bir ses insanın gönül ikliminde yankısını başka türlü bulurken böyle yalvaran talepkâr bir ses olmayacak işleri vicdan sahiplerine neler yaptırır.

15 Temmuz gecesinin sabahında dostlarıyla beraber her zaman yapmış olduğu güzel işlerin ardından güzel bir güne başlayacaktı yaşlı adam. Dört yıl önce bu sabah ülkemizin hali çok farklıydı dostun biri.

Gün ışırken gece boyu hain darbecilerin karanlık emelleri tükeniyor ve teslim oluyordu. İstiklalini aşık necip millet bir kez daha Kurtuluş Savaşını zafere taçlandırıyordu.

Hava alanlarına, kentlerin meydanlarına çıkıp vatan nöbeti tutan her can, vatan uğruna can vermek için can atarken bu dünyada rızkı kesilmiş 251 can Allah tarafından cennet nimetlerine kavuşmuştu.

Şehadet şerbetini içen o lezzeti ne ile değişir ki! Yaşlı adam  düşünüyordu; bir gün önce, günlerden bir gün gibi yaşanmış fakat bir gün sonra cennete uçup giden 251 şanslı insanlardan olamadığı için üzülmüştü.

Allah'ın "yürü ya kulum" diye yolunu açtığı bir millet, insanlığın iyilik kaynağı olmak için önündeki lideriyle güzel günlere kapı aramıştı. Bü dünyada  rızkı kesilenler, sadece şehitler değildi hainler de geberip bu dünyayı terk etmişlerdi.

Yaşlı adam, 15 Temmuz gecesi televizyonlarda ki programları izlemiş içindeki coşkuyu tutamayınca Belediye önüne , Demokrasi Meydanına çıkmış o heyecana kendini bırakmıştı.

Tekbirleri  ardından Kur'an-ı Kerim tilavetini, selamlama konuşmalarını, destanın şiirlerini dinlemiş, gece kurtuluş muştusu olan selaları dinlemiş ve başını yastığa huzur içinde koymuştu.

Sabah ezanlarıyla kalkmış, cemaate iştirak edip evine dönmüştü. Rızkını bekleyen kedi ile o vakit karşılaşmıştı.

Tüm Yorumları Göster (0)