Abdülvasih Duran

MÜ’MİNİN ARTIĞI MÜ’MİNE ŞİFA MI?

27 Nisan 2016 / Çarşamba 19:12:08 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

         İlahiyat Fakültesine yeni başladığım günlerde arkadaşlar beni bir sohbete götürdüler.Sohbeti yapan yaşlı bir hocaydı.Anlattığı bir çok şey bildiklerimle çelişiyordu ama özellikle Hadis olarak söylediği “Mü’minin  artığı mü’mine şifadır” sözü beni çok düşündürmüştü.O güne dek  Peygamberimizin ‘Tıbbı- Nebevi’ diye de adlandırılan sağlıkla ilgili bir çok hadislerini duymuştum.Duyduğum o  hadislerin hepsi de  günümüz tıp ilmiyle  uyumluydu ve hiç çelişmiyordu.

        Ancak sohbet veren hocanın “mü’minin artığı şifadır” sözü acaba gerçekten sahih hadismiydi ? diye beni çok düşündürmüştü.

Eğer hadis ise inanmak durumundaydık,değilse bunu ispatlamak gerekir.Rabbimin yardımıyla kaynağına ulaştım ve bunun hadis olmadığı mevzu(uydurma) hadis olduğunu gördüm.(Kaynak :Aliyyü’l Kari  “Uydurma Olduğunda İttifak  Edilen Hadisler”,Tercüme eden Dr.Halil İbrahim Kutlay).

        Peygamber Efendimize (sav) ait olduğu kesin olan hadisleri inkar etmek insanı dinden çıkartır.Buna karşılık Peygamber efendimiz “Kim benim söylemediğimi bana isnad ederse Cehennemdeki yerine hazırlansın” buyurmuştur.Yani inkar etmek ne kadar tehlikeli ise uydurmak ta en az onun kadar tehlikelidir.

          Ne yazık ki Müslümanlar hadis inkarcılarına karşı gösterdikleri tepkiyi uyduranlara o kadar göstermiyorlar.Hatta uyduranlar hadis inkarcılarına karşı gösterilen tepkileri kendilerine avantaj haline bile getirebiliyorlar.

           Oysa İslam denge dinidir.Yüce Rabbimiz “Böylece biz sizi dengeli bir toplum yaptık” (Bakara,143) buyurarak İslamın denge dini olduğunu dolayısıyla Müslümanların da dengeli hareket etmeleri gerektiğini bizlere bildirmiştir.

          Hadisler üzerinde alimler uzun uzun çalışmalar yapmışlardır.Bu konu da araştırma yapmak isteyen  kardeşlerimiz “Mevzu (Uydurma) Hadisleri Tanıma Yolları “bölümlerine bakabilirler.Orada görecekler ki Uydurma Hadisler, Kur’an’a,Peygamberimizin (sav) sahih hadislerine, akla, mantığa ve tarihi gerçeklere aykırıdırlar.

         Örneğin, Resululah (sav) “Temizlik İmandandır” buyurduğu halde abdest suyunu içmenin, üzerlerine tükürük,sümük sürmenin faziletlerinden bahsetmek ne derece gerçekçidir.Peygamber Efendimiz (sav) vefatına yakın günlerde Hz.Fatıma’yı (ra) çağırıp “Kızım kendini kurtaracak ameller işle. Sakın Peygamber kızıyım diyerek namazını ihmal etme” buyurması bize açık bir örnek değil midir? Eğer tersi olsaydı Resulullah (sav) “Kızım biraz abdest suyu içersen  üzerine de tükürük sürersen  artık Cehennem yüzü görmezsin” diyebilirdi,ama demedi.

          Resulullah (sav) bir gün bir kapta abdest almıştı.O gittikten sonra birkaç kişi gelip kaptaki suyu üzerlerine sürmeye başladılar.O sırada Resulullah (sav) onların o durumunu gördü ve onlara:

-“Ne yapıyorsunuz?” diye sordu.O kişiler,

-Peygamberimize olan sevgimizi gösteriyoruz” deyince Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu:

-“Öyle yapmayın (Yani abdest suyunu üzerinize sürmeyin) onun yerine şunları yapın:Konuştuğunuz da doğru konuşun,Emanete ihanet etmeyin ve Komşularınıza iyi davranın”.

         Resulullah (sav)ın Kutlu Doğumunu kutladığımız şu günlerde elbette ki Peygamberimizi doğru anlamaya da çalışmalıyız.Peygamber Efendimizi (sav) hayatın dışına atmak İslamı ideolojik bir din haline getirip amelden koparmak demektir.

Buna karşılık Peygamberimize hurafeler uydurmak İslamı  mitolojik bir din haline getirmek demektir.

          Deveye sormuşlar “Yokuşu  mu seversin yoksa inişi mi?”.Deve cevap vermiş,” neden beni iki zorluk arasında bırakıyorsunuz .Düz yola ne olmuş ki”?

         Unutmayın:Düz yol “Sıratı Müstakimdir”.Yani ne ideolojik ne de mitolojiktir.

                                                                                                      Abdulvasih DURAN

Tüm Yorumları Göster (0)