Recep Akakuş

MİLAT ÖNCESİ İNEGÖL TARİHİ

08 Ekim 2018 / Pazartesi 18:32:39 | YAZARLAR | Recep Akakuş

İnegöl’ün tarihi çok eskidir. Tarihi kaynakları dikkate aldığımızda İnegöl’e ait bilgilerin, mitolojik devre kadar uzandığını görmekteyiz.Troya kenti, Anadolu’da ilk yerleşim merkezî olarak kabul edilir. Uzmanlarca yapılan değerlendirmelerde Troya kenti, 7 kez yıkılmış ve tekrar yeniden kurulmuştur. İnegöl’ün kuruluşu ve İnegöl höyüğü’nün inşası, Troya kenti’nin, yedinci kez yenilenerek kurulduğu döneme rastlar. Bu dönem takriben M. Ö. 2000 yıllarıdır.

İnegöl Belediye binasının önünde bulunduğu yokuş, tarihi İnegöl höyüğüdür. Bu höyüğün derinliklerinde 4 bin yıllık bir tarih yatmaktadır.

Tarihi kaynaklara göre; Anadolu’da ilk devleti Bitinler kurmuş ve adına da Bitinya denmiştir. Mitolojik dönemde kurulan bu devletin sınırları içine İnegöl ve Modra da girmektedir. O dönemde İnegöl/Modra’nın, yakın çevresinde İznik/Nikya, Gordiyom/Firikya ve Galatya gibi üç site devlet bulunmaktadır. Bitinyalılar, hâkim oldukları topraklar üzerinde üç önemli kent kurmuşlardır. Bunlar; İznik/ Nikya, İzmit/ Nikomedya ve Bursa/ Prussa’dır.

Çok tanrılı uydurma ve batıl bir dînî hayatın yaşandığı mitolojik devirde Anadolu’da bir çok dağ, uydurma tanrılara mekân olarak tasavvur edilmiştir.
Uydurma Tanrılara mekân olarak tasavvur edilen bu dağlara Olimpos adı
verilmiştir. Bu Dağların en ünlüsü, Bursa-Olimpos Dağı’dır. Günümüzde Uludağ diye isimlendirdiğimiz bu dağa, Keşiş Dağı ve Ruhban Dağı da denmiştir.

Mitolojik batıl inançlara göre, haşa baba tanrı, Zeus’tur. Haşa Ana Tanrıça ise Kıbela’dır. Bu iki uydurma tanrı, hurafe ve masal dolu tarihi kaynaklara göre; Bursa/ Olimpos Dağı’nda sık sık buluşmaktadırlar. Görülüyor ki İnegöl, mitolojik devirden başlayan ve tarih boyunca da esintileri devam eden ruhâni bir atmosfere sahiptir.

İnegöl höyüğ’ü ile birlikte Akhisar höyüğü de bu dönemde inşa olunmuştur. Ahî Dağı’nı aşarak İnegöl Ovası’na inen ve bu ovayı, kuzeyden yalayarak geçen tarîhî İpek Yolu üzerinde yer alan Kolca hisar kalesi de yine bu devirde yapılmıştır. İnegöl beyinin gümrük ve emniyet güçleri, bu kalede konuşlandırılmıştır. Yöreye hâkim olan beyin, ticarî işlere ait kolu Akhisar’da; bulunurken gümrük ve emniyet güçleri ile ilgili kolu da Kolcahisar’da konuşlanmıştır.

Esasen İnegöl, bir höyük, diğer bir ifadeyle yapay bir tepe üzerine kurulmuş küçük bir yerleşim alanıdır.

Yakın çevresi ise yaz mevsiminin dışında kalan diğer mevsimlerde büyük ve geniş bir göl görünümündedir. Romalılar devrinde Bursa ve İnegöl, daha çok kaplıcaları ile gündeme gelmiştir. Bizans devri başlayınca, bir taraftan kaplıca etkinliği devam ederken bir taraftan da Hıristiyan din adamlarının bölgeye akın akın yerleştiğine şahit olmaktayız.

Bu nedenle Uludağ’ın zirvesine ve İnegöl dağlarına, onlarca kilise
ve manastır inşa olunmuştur. Romalılar döneminde, Modra adıyla
yâd edilen İnegöl yöresinin ismi, değiştirilmiştir. İlk yıllarda Antiktoma adı kullanılırken daha sonraki yıllarda ise -derin uykuya dalan melek anlamına gelmek üzere- Anjelokoma denmiştir.

 

Tüm Yorumları Göster (0)