Özer Yılmaz

Manzaralı Mezar

16 Ağustos 2019 / Cuma 09:14:24 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Her başlangıç, kapılarını yeni umutlara açıyor. Yeni evlenmek, yeni işe girmek, yeni bir iş yerini açmak, yeni bir eve taşınmak, yeni bir şehre göç etmek, yeni bir ülkeye gitmek, yeni bir okula gitmek, yeni bir meslek edinmek, yeni bir yıla girmek, yeni bir güne başlamak, yeniden ve yine uyanmak. Bu yenileri sayfalar dolusu yazabilir ve uzatabilirsiniz. Her yeni aksiyonun planlanması ve uygulamaya konulmak istenmesi eğer insanların hayatında olumlu değişimlere neden olacaksa yapılması gerekir. Yapılacak değişim, yaşam tarzınızı olumlu yönde etkilemeyecekse, o değişimin veya yeniliğin yapılmaya çalışılması hamallıktan başka bir işe yaramaz.

Yenilikler veya planlanan yenileşme harekâtı yazılınca, konuşulunca ister istemez eğitim de işin içine giriyor. Ülkemizin önlenemez bir gözyaşı var, eğitim. Eğitim işini herkes anlıyor, herkes bir şeyler söylüyor, herkes uzman, herkes psikolog, herkes pedagog, herkes öğretmen, herkes eğitim yöneticisi. Eğitim işine karışan uzman sayısı çok olunca maalesef sorunların çözümü daha bir çıkılmaz oluyor.

Anne babalar öğrencilik yaşamalarında veya iş hayatında veya mesleklerinde gerçekleştirmek istedikleri ama her hangi bir nedenden dolayı gerçekleştiremedikleri özlemlerini çocuklarının üzerlerinde gidermek istiyorlar. Bu istek ilk önce masum bir istek olarak görünebilir ama çocuğun varsılları uygun mu değil mi bu özelliklerine de bilimsel anlamda bakmak gerek.

 Malum okullar kapandı, yeni eğitim öğretim yılı eylülün dokuzunda başlayacak. Bugünlerde öğrencileri, anne babaları bir telaşa aldı başını gidiyor. Ta en başından beri sevmediğim kavram olan nitelikli okullara öğrencileri yerleştirmek için bir koşuşturmadır gidiyor. Peki, bu nitelikli okul dediğiniz şey ne, yenilen içilen bir şey mi? Hayır kardeşim, her yerleşim yerinde eğer varsa bir tane fen lisesi, varsa bir tane sosyal bilimler lisesi, bir de proje okulu adı verilen bir tane veya iki tane meslek lisesi. Bu okullara girecek öğrenci sayısı oranı, mezun olacak öğrencilerin yüzde onu. Bu okullara yerleşemeyen yüzde doksan öğrenci ne olacak? Bu sonuç, sekizinci sınıfta eğitim gören öğrencilerin de motivasyonunu olumsuz etkilemekte. Öğrenci ilk yüzde ona girmediğini deneme sınavlarında tespit ettiğin de, onu yıl boyunca çalışmaya sevk etmeniz çok kolay olmuyor. ‘Ben nasıl olsa yüz de ona giremiyorum, o zaman sınavlara hazırlanmam gerekmiyor, düşüncesiyle yıl boyunca okula amaçsız gelip gidiyor. Öğrencilere yaşama sevinci vermek, umutlarını kırmamak gerekiyor

Sınav sistemiyle öğrencilerin yerleştiği bir eğitim sisteminin olduğu yapı içinde, öğrencilerden isteyen herkes istediği okula gidecek ucube fikri çok da mantıklı gelmiyor. Milli Eğitim Bakanlığında sanki gizli bir el var özellikle sistemi bozmaya çalışıyor. Anadolu Lisesi olarak bilinen okullara, kontenjanının iki katı öğrenci yerleştirildi, meslek liseleri boş kaldı. ‘Meslek lisesi, memleket meselesi’ düşüncesi kof çıktı. Eğitim girdilerinin maliyetleri hesaplanırken, meslek liselerinin yapılış maliyetleri, diğer eğitim kurumlarınınyapılış maliyetlerinden iki katına yakın daha maliyetli, öğrencilerin yetiştirilmesi de aynı düzeyde maliyetli. Bu maliyet gayet makul ve mantıklı. LGS yerleştirmelerinin ikincisi yapıldı, bitti, üçüncüsü de bu günlerde başlayacak ama ben daha hiçbir öğrenciden meslek lisesine gitmek için tercih değişikliği yapacağım diyeni görmedim, duymadım. Yapılan bunca eğitim yatırımının hali ne olacak? Bunu sorgulayan bir kimse de görmedim, henüz.

Eğitim uzmanları ya da eğitim paydaşları, ülkemizin geleceği ile ilgili olacaklarıgörmekten uzak görünüyor. ‘Meslek lisesi sorunun memleket meselesi olduğunu, gelecek yıllarda kalifiye elemanı bulmakta güçlük çekileceğini, nitelikli insanların mesleki eğitim almaları için fırsatların verilmesi gerektiğini, niteliksiz eğitimin sonucunda kalitesiz üretimin olacağını,işsizliği önleme de birinci derece de çözüm noktasının meslek liselerinin güçlendirilmesinden geçtiğini, üretim ile mesleki eğitimin birebir ilişkili olduğunu, bilinirse yapılabileceğini, bilinmezse yapılamayacağını, bilenle bilmeyenin bir olmayacağını,’ Bir bilen çıksın haykırsın, niçin haykırmaz?

Eğitim sistemi janjanlı kavramlarla süslenerek, paydaşların önüne koyuluyor. Janjanlı kavramalar sorunun çözüm odağı olmaktan uzak. Ümidimiz gençlerde diyoruz ama gençliğin nitelikli eğitim almalarını sağlayacak tedbirler alınamıyor. Palyatif çözümlerle gün kurtarılmaya çalışılıyor ancak sorun çözülmüyor.  Eğitim sistemi maalesef  ‘Manzaralı mezara dönmüş.’

Tüm Yorumları Göster (0)