Talha Bayraktar

K.KERİM SAYILARI / 2 YIL ÇOCUK EMZİRMEK

28 Eylül 2020 / Pazartesi 17:36:32 | YAZARLAR | Talha Bayraktar

“Boşanma durumunda, Emzirme süresinin tamamlanmasını isteyenler için, Anneler çocuklarını tam 2 yıl emzirirler. Bu çocuğun ve annenin, uygun bir şekilde beslenmesi ve giydirilmesi babaya aittir. Herkes ancak gücünün yettiği şeyle sorumlu tutulur. Hiçbir anne çocuğu sebebiyle zarara uğratılmamalı. Hiçbir baba da çocuğu sebebiyle zarar görmemeli. Bu hüküm,  babaya mirasçı olan kişi için de geçerlidir. Eğer ana baba birlikte karar verip, çocuğu memeden kesmek isterlerse, bunun bir sakıncası yoktur. Eğer çocuklarınızı sütanneye vermek isterseniz, ücretini güzelce ödedikten sonra bunda da bir sakınca yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şunu iyi bilin ki; Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.” (BAKARA 233)

SÜT ÇOCUĞU: Anne baba boşandı ancak ortada bir çocuk var. Üstelik bu çocuğun süt emmesi gerekiyor. Çocuğun gelişimi için anne sütü, hayatî bir öneme sahiptir. Ayrılmış olsalar da anne baba, çocuklarının durumunu dikkate alarak bazı konularda görüşüp anlaşmalı. Bebeğin anne sütüne ihtiyacı için bu ayet-i kerimede konulan ölçü, tam 2 senedir: “Anneler çocuklarını tam 2 yıl emzirirler.[1]

SÜTANNE: Bu ölçü İslam fıkhında birçok hükmün esasını teşkil etmektedir. Örneğin sütanne ve sütkardeşliği konusu… Buna göre hüküm şudur: 2 yaşından önceki çocuklara süt emzirme, başkasına ait çocuk için sütannelik doğurur. İki yaşından önceki yabancı çocuğa emzirme, süt sebebiyle kardeş ve ana baba olanlarla evlenmeyi haram kılar. Kur’ân-ı Kerîm’de evlenilmesi yasak olanlarla birlikte sütanne ve sütkızkardeş de sayılmıştır.[2] Sütannenin kocası da sütannenin emzirdiği çocuğun sütbabası olur ve aralarında süt hısımlığı doğar. Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta ise süt hısımlığından kaynaklanan evlenme yasağı hükmü bulunmamaktadır.

 

Resulullah Efendimiz’in buyurduğuna göre; “Nesep sebebiyle haram olanlar emzirme sebebiyle de haram olur”[3] Süt hısımlığı sadece evlenme engeli oluşturur; mirasçı olma ve nafaka yükümlülüğü gibi hükümler doğurmaz.  Bu hükümden anlıyoruz ki; 2 yaşına kadar anne sütünün; çocuk karakteri, yapısı ve gelişimi üzerinde büyük bir etkisi var. 2007 yılında yapılan bir araştırmada anne sütünde kök hücre bileşenlerinin de varlığı tespit edilmiştir.[4] Anne sütü; enerji, protein, yağ, karbonhidrat ve diğer elzem besin öğeleriyle çocukta büyüme ve gelişmeyi sağlayan biyolojik özel bir sıvıdır. Anne sütü, birçok biyoaktif enzim, hormon, büyüme etmeni ve bağışıklık öğelerini içeren yapısıyla mucizevî bir besindir. Anne sütünün yerini tutabilecek hiçbir gıda maddesi bulunamamıştır. Süt aracılığı ile anne ve çocuk arasında, maddi ve manevi bir bağ oluşur. Arap kültüründe bebeklerin tutulan bir sütanne tarafından emzirilmesi geleneği vardı. Şehir halkı, daha sağlıklı ve güçlü olsunlar diye çocukları için bedevî sütanne tutarlardı. Resulullah Efendimiz de (s.a.v) süt emme çağında bu amaçla Halime annemize verilmiştir.

 

İki yaşından büyük çocuk, başka anneden meme emecek olursa bu sütanne, sütbabalık ve sütkardeşliği meydana getirmez. Aralarındaki nikâha da mani olmaz.[5] Ebu Hanîfe bu sürenin iki sene altı ay olduğunu söyler.[6] Resulullah Efendimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Sütten ayırmadan sonra evliliği haram kılan emme ve bulûğa ermeden sonra yetimlik yoktur.”[7] Hz. Ömer ve Hz. Ali adına şu hüküm rivayet edilmiştir: “Çocuğun sütten ayrılmasından sonra sütkardeşliği yoktur.”[8]

 

Konunun bu noktasında, Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) özel bir iznine ve uygulamasına yer verelim: Sehle bint Süheyl annemiz, Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) gelerek daha önce evlâtlık edindiği Sâlim’i oğlu gibi gördüğünü, ancak evlât edinmenin yasaklanması hükmünden sonra bulûğ çağını geçmiş olan Sâlim’le tek odalık bir evde beraber yaşayıp yaşayamayacaklarını sormuştur. Resulullah Efendimiz de (s.a.v) Salim’e sütünden vermesini, böylece aralarında süt hısımlığı hükmünün geçerli olacağını söylemiştir.[9] Hz. Âişe (r.a) annemize göre bu hüküm geneldir. İslam fakihlerinin çoğuna göre ise bu hüküm özel bir izin ve ruhsattır. (YARIN DEVAM EDECEK İNŞALLAH)

 

 

 

 

 

 

 

 

 


[1] Bakara 233

[2] Nisâ 23

[3] Buhârî, “Şehâdât”, 7/ Müslim, “Ra?â?”, 9

[4] Katie Hinde, Arizona State University

[5] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri

[6] İbn-i Kesir/ Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb

[7] Tirmizi/İbn-i Kesir

[8] Ebu Davud/İbn-i Kesir)

[9] Muva??a?, Ra?â’, 12 /Müslim, Ra?â’, 26-31

Tüm Yorumları Göster (0)